Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tah" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tah ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tah olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ABDÜLFETTAH
GARABATAH
FERİŞTAH, GAVALTAH, BAĞIRTAH, KAVALTAH
ARİSTAH, ARUSTAH, ARISTAH, ANISTAH, ALUSTAH
PAYTAH, ŞALTAH, KÜŞTAH, GUYTAH, GOSTAH, MAYTAH, PİŞTAH, GALTAH, FOLTAH, FETTAH, ŞILTAH, DUSTAH, TAPTAH, ÇIRTAH, SİFTAH, MİFTAH, YALTAH, KÜSTAH
TATAH, TİTAH, TUTAH, SATAH, PUTAH, PETAH, YATAH, PATAH, ORTAH, METAH, KOTAH, DUTAH, ÇÜTAH, ÇITAH, BATAH, ARTAH, MATAH, İŞTAH
OTAH
TAH
TAH
Bozulmuş, çürümüş üzüm : Bu yıl tiyeklerde tah çok. İşte. Gösterme ünlemi.
PAYTAH
Eğri bacaklı (insan ya da hayvan).
GARABATAH
Uzun gagalı bir kuş türü.
ABDÜLFETTAH
Gizli şeyleri açığa çıkaran Tanrı'nın kulu.
GUYTAH
Kuytu.
ARISTAH
Tavan. Tavan arası. Tavan arasında meyva konulan raf. Yapılarda, tavanda üzerine mertek dizilen kalın ağaç, kiriş. Tavan arası, mertek ile uzatmaların birleştiği yer. Tavan (Çayağzı).
KAVALTAH
İğreti.
GAVALTAH
Bir şey düşecek gibi durmak. Kabarık; havalı; sıkı basılmamış olan.
BAĞIRTAH
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
ALUSTAH
Tavan: Alustahdaki örümcekleri alıverin.
FERİŞTAH
En iyi, en üstün.
ARİSTAH
Tavan.
ANISTAH
Tavan, tavan arası.
ŞALTAH
1.Uzun ve geniş (giysi için). 2.Biçimsiz iri, şişman. Yaygaracı. Koyun kuyruğu.
ARUSTAH
Tavan. Kaplaması olmıyan tavan. Bacanın alt yüzü.
KÜŞTAH
İstek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ALIMCI
Tahsildar.
AHŞAP
Ağaçtan, tahtadan yapılmış. Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ARAMA
Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
AMBAR
Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
ALTINTAŞ
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.
AMORTİSMAN
Yıpranma payı. Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.
AMBALAJ
Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ANLATI
Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.