Kelimeler arşivi içinde; sonunda "taj" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu taj ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında taj olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde taj olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DEZAVANTAJ, FOTOMONTAJ
TRİKOTAJ, BOYKOTAJ, RÖPORTAJ
BALOTAJ, SABOTAJ, PUANTAJ, PİLOTAJ, KABOTAJ, AVANTAJ
MONTAJ, KÜRTAJ, ŞANTAJ, VOLTAJ
TUTAJ
STAJ
TAJ
TAJ
Taç. Arapça kökenli tâc: taç. Taş.
KABOTAJ
Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi.
FOTOMONTAJ
Bir konu üzerindeki eksik bölümleri tamamlamak veya daha çok konuyu bir araya toplamak için birkaç fotoğrafın birleştirilmesi.
SABOTAJ
Baltalama.
BALOTAJ
Adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması dolayısıyla seçimin sonuçsuz kalması.
MONTAJ
Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.
KÜRTAJ
Döl yatağının içini kazıyıp cenini alma işi.
TRİKOTAJ
Örme işleri.
BOYKOTAJ
Boykot etme işi.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
ŞANTAJ
Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma.
PİLOTAJ
Bir hava taşıtını yönetme.
VOLTAJ
Gerilim.
DEZAVANTAJ
Avantajlı olmama durumu.
PUANTAJ
Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma. Bir etkinliğin puanla değerlendirilmesi.
RÖPORTAJ
Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı. Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program, mülakat.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALTALAMA
Baltalamak işi. Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma, sabotaj, sabote.
BORUCU
Boru yapıp satan kimse. Boru montajında çalışan kimse.
KAZANIM
Kazanma işi. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak, avantaj.
KAZIMA
Kazımak işi. Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak almak, kürtaj.
MÜLAKAT
Buluşma, görüşme. Röportaj. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme.
KURGUCU
Kurgu işini yapan kimse, montajcı.
KURGUCULUK
Kurgu işini yapma, montajcılık.
STAJYERLİK
Stajyer olma durumu.
BESLEME
Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.
KURGU
Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar. Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj. Çatı. Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj. Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon. Bir işe hazırlamak için yapılmış olan telkin. Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser. Zembereğin kurulmuş olma durumu.
STAJYER
Staj yapan kimse.
RÖPORTAJCI
Röportaj yazan ve yapan kimse.
GERİLİM
Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.
BALTALAYICI
Baltalama işini yapan (kimse), sabotajcı.
RÖPORTÖR
Röportaj yapan kimse.
KÜRTAJCI
Kürtaj yapan kimse.
AVANTAJLILIK
Avantajlı olma durumu.
KURGULAMA
Kurgulamak işi, montajlama.
MONTE
Montaj.
RÖPORTAJCILIK
Röportajcının işi.