Kelimeler arşivi içinde; başında "tak" olan, toplam 272 adet kelime bulunmaktadır. tak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAKSİTLENDİRİLMEK
TAKSİTLENDİRİLME
TAKSİTLENDİRMEK
TAKLABÖCEKLERİ, TAKSİTLENDİRME
TAKATUKACILIK, TAKTIRABİLMEK
TAKAZALAŞMAK, TAKDİRİİLAHİ, TAKILIVERMEK, TAKINABİLMEK, TAKLAŞTIRMAK, TAKSONOMETRİ, TAKTAKIHELVA, TAKTAKILAMAK, TAKTIRABİLME, TAKUNYACILIK
TAKATSİZLİK, TAKATÜLÜMBE, TAKAZALAMAK, TAKDİMCİLİK, TAKILGANLIK, TAKILIVERME, TAKIMYILDIZ, TAKINABİLME, TAKIRDATMAK, TAKIŞTIRMAK, TAKİPSİZLİK, TAKKADARTAN, TAKKALANMAK, TAKLABÖCEĞİ, TAKLİTÇİLİK, TAKMAMAZLIK, TAKSİFİLLİN, TAKTİKÇİLİK
TAKABİLMEK, TAKAÇLAMAK, TAKALAŞMAK, TAKATUKACI, TAKDİRNAME, TAKEOMETRE, TAKGALIGUŞ, TAKILAŞMAK, TAKILATMAK, TAKILDAMAĞ, TAKINAKSIZ, TAKINTISIZ, TAKIRDAMAK, TAKIRDATMA, TAKIRRADAK, TAKIRTISIZ, TAKIŞLAMAK, TAKIŞTIRMA, TAKIVERMEK, TAKİPÇİLİK, TAKİYETTİN, TAKKALAMAK, TAKKALIKUŞ, TAKLACILIK, TAKMATÜRKİ, TAKOZLAMAK, TAKROLİMUS, TAKSİCİLİK, TAKSİMETRE, TAKSULAMAK, Devamını Oku »»
TAKABİLME, TAKASBANK, TAKDIRMAK, TAKDİRKAR, TAKILAMAK, TAKIMBAŞI, TAKIMERKİ, TAKINAKLI, TAKINTILI, TAKIRAMAK, TAKIRDAMA, TAKIRTILI, TAKIVERME, TAKİMETRE, TAKLAŞMAK, TAKMAKBAŞ, TAKMAZLIK, TAKOMETRE, TAKOZLAMA, TAKSANLAR, TAKSONOMİ, TAKTIRMAK, TAKTIRTMA, TAKUNYACI, TAKUNYALI
TAKADDÜM, TAKALLET, TAKALLÜS, TAKANMAK, TAKARRÜP, TAKARRÜR, TAKATSİZ, TAKATUKA, TAKAYYÜT, TAKDELEN, TAKDİMCİ, TAKDİRDE, TAKILCAK, TAKILDAK, TAKILGAN, TAKILMAK, TAKIMADA, TAKIMCAK, TAKIMCIK, TAKINCAK, TAKINMAK, TAKIRDAK, TAKIŞMAK, TAKITMAK, TAKİGRAF, TAKİPSİZ, TAKİZOİT, TAKKADAK, TAKKESİZ, TAKLABAZ, Devamını Oku »»
TAKACAK, TAKACAN, TAKADON, TAKAGAN, TAKAKLI, TAKALAK, TAKANAK, TAKANLI, TAKATLİ, TAKAVCI, TAKAVUT, TAKAZLI, TAKILIK, TAKILIŞ, TAKILMA, TAKILTI, TAKINAK, TAKINMA, TAKINTI, TAKIRAK, TAKIRTI, TAKIŞIK, TAKIŞMA, TAKİBAT, TAKİBEN, TAKİPÇİ, TAKİTİK, TAKKALI, TAKKAPI, TAKKELİ, Devamını Oku »»
TAKACI, TAKADA, TAKALA, TAKANA, TAKAZA, TAKBAŞ, TAKBİH, TAKDİM, TAKDİR, TAKDİS, TAKICI, TAKILI, TAKIYA, TAKİYE, TAKKIÇ, TAKKOZ, TAKLAK, TAKLAN, TAKLİP, TAKLİT, TAKMAK, TAKMAN, TAKRAN, TAKRİN, TAKRİP, TAKRİR, TAKRİZ, TAKSİM, TAKSİN, TAKSİR, Devamını Oku »»
TAKAÇ, TAKAĞ, TAKAN, TAKAS, TAKAT, TAKAV, TAKAZ, TAKCA, TAKÇA, TAKDA, TAKFA, TAKGA, TAKIÇ, TAKIL, TAKIM, TAKIR, TAKIŞ, TAKİM, TAKİP, TAKKA, TAKKE, TAKKN, TAKLA, TAKMA, TAKOZ, TAKRA, TAKSA, TAKSİ, TAKTİ, TAKUK, Devamını Oku »»
TAKA, TAKE, TAKI, TAKİ, TAKT
TAK
TAK
Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer.
TAKSİTLENDİRMEK
Taksitlere bağlamak.
TAKSONOMETRİ
Fenotipik benzerliklerine ve farklılıklarına göre organizmaların kantitatif olarak sınıflandırılması.
TAKSİTLENDİRİLMEK
Taksitli duruma getirilmek.
TAKLAŞTIRMAK
İki kişiyi birbirine düşürmek.
TAKATUKACILIK
Takatukacının yaptığı iş.
TAKDİRİİLAHİ
Yazgı.
TAKSİTLENDİRME
Taksitlendirmek işi.
TAKSİTLENDİRİLME
Taksitlendirilmek işi.
TAKTIRABİLMEK
Taktırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAKTAKILAMAK
Oranlamak, kestirmek.
TAKINABİLMEK
Takınma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAKILIVERMEK
Ansızın veya çabucak takılmak.
TAKLABÖCEKLERİ
Taklaböceği türlerini içine alan kınkanatlılar familyası. Erginleri balözü, çiçek tozu, filiz yiyerek, özellikle ekin, sebze ve süs bitkilerinde ağır yitiklere yol açarlar. a. bk. telkurdu.
TAKAZALAŞMAK
Bozulmak : Bizim radyo takazalaştı.
TAKTAKIHELVA
Kozhelva.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
AJANDA
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.