Kelimeler arşivi içinde; başında "yaş" olan, toplam 123 adet kelime bulunmaktadır. yaş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yaş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yaş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAŞANABİLİRLİK, YAŞANILABİLMEK
YAŞANILABİLME, YAŞLANABİLMEK, YAŞLANIVERMEK
YAŞANABİLMEK, YAŞATABİLMEK, YAŞAYABİLMEK, YAŞINIGÖRMEK, YAŞLANABİLİR, YAŞLANABİLME, YAŞLANDIRMAK, YAŞLANIVERME, YAŞMAKLANMAK
YAŞAMÖYKÜSÜ, YAŞAMTARTIM, YAŞANABİLME, YAŞANMIŞLIK, YAŞARLAŞMAK, YAŞATABİLME, YAŞATTIRMAK, YAŞAYABİLME, YAŞLANDIRMA, YAŞMAHLAMAH, YAŞMAKLAMAK, YAŞMAKLANMA
YAŞADILLAR, YAŞAMALANI, YAŞAMIŞLAR, YAŞAMSAYIM, YAŞANILMAK, YAŞATTIRMA, YAŞILİSTAN, YAŞLIKAVAK, YAŞMAKLAMA
YAŞALAMAK, YAŞAMÜSTÜ, YAŞANILMA, YAŞAROĞLU, YAŞARTMAK, YAŞARTMAN, YAŞARTÜRK, YAŞILAMAK, YAŞLANMAK, YAŞLANMAZ, YAŞLAŞMAK, YAŞLIERKİ, YAŞMAKLIK, YAŞMAKSIZ, YAŞMANMAK
YAŞAMACA, YAŞAMSAL, YAŞANMAK, YAŞARKÖY, YAŞARLAR, YAŞARLIK, YAŞARMAK, YAŞARTMA, YAŞATKAN, YAŞATMAK, YAŞIKARA, YAŞILGAN, YAŞILLIK, YAŞINMAK, YAŞIRMAK, YAŞITLIK, YAŞLANMA, YAŞLILAR, YAŞLILIK, YAŞMAKLI, YAŞMALIK, YAŞSANCI, YAŞŞAMAK, YAŞTAMAK, YAŞURMAK
YAŞAMAK, YAŞAMBA, YAŞAMCA, YAŞANAK, YAŞANMA, YAŞANTI, YAŞANUR, YAŞARAK, YAŞARIK, YAŞARLI, YAŞARMA, YAŞARTI, YAŞASIN, YAŞATMA, YAŞAYIŞ, YAŞIMAK, YAŞIYAN, YAŞLICA
YAŞAMA, YAŞCIL, YAŞDAK, YAŞDAŞ, YAŞLAK, YAŞLIK, YAŞMAH, YAŞMAK, YAŞMAŞ, YAŞRAK, YAŞTAŞ, YAŞYER
YAŞAK, YAŞAL, YAŞAM, YAŞAN, YAŞAR, YAŞÇA, YAŞDI, YAŞIK, YAŞIL, YAŞIN, YAŞIT, YAŞLA, YAŞLI, YAŞLİ, YAŞLU
YAŞA, YAŞI
YAŞ
YAŞ
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin (II). Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ. Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman. Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi. Nemli, ıslak, kuru karşıtı. Kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze. Gözyaşı. Kötü. Zor. Akşamla yatsı arası. Çok çevik, sağlam. Çürük, güvenilmez. Göz yaşı. Yaş, ıslak. Yaş, ömür. Yıl. Islak - goz yaşi: göz yaşı. Yağış. Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı. Kişinin doğumundan beri geçen tam yıl süre. Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi. Taze. Deniz.
YAŞINIGÖRMEK
Gizlenmek çaresine bakmak, sakınmak.
YAŞLANDIRMAK
Yaşlanma işini yaptırmak.
YAŞAYABİLMEK
Yaşama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAŞAMÖYKÜSÜ
Bir kişinin yaşamöyküsü. Tanınmış bir kişinin yaşamöyküsünü anlatan yazı ya da kitap.
YAŞLANIVERME
Yaşlanıvermek durumu.
YAŞLANABİLİR
Yaşlanma işlemi sonucunda yaşlanma özelliği gösteren.
YAŞANILABİLMEK
Yaşanılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAŞLANABİLMEK
Yaşlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAŞLANABİLME
Yaşlanabilmek işi.
YAŞLANIVERMEK
Ansızın veya çabucak yaşlanmak.
YAŞMAKLANMAK
Yaşmakla örtünmek.
YAŞATABİLMEK
Yaşatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAŞANILABİLME
Yaşanılabilmek durumu.
YAŞANABİLİRLİK
Bir konutun ya da bir kentin niteliklerinin insanların yaşamını sürdürebilmelerine elverişli oluşu.
YAŞANABİLMEK
Yaşanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
ACUZE
Huysuz, yaşlı kadın.
ALACABALIKÇIL
Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides).
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
AKINKAYASI
Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.
ALABALIK
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKBALIKÇIL
Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.