YAT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yat" olan, toplam 111 adet kelime bulunmaktadır. yat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YATIŞTIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

YATIŞTIRABİLME, YATIŞTIRICILIK

12 harfli kelimeler

YATIRABİLMEK, YATIRIMCILIK, YATKINLAŞMAK, YATLIYABANCI

11 harfli kelimeler

YATAĞANKAYA, YATIRABİLME, YATIŞTIRICI, YATIŞTIRMAK, YATIŞTURMAK, YATKINLAŞMA

10 harfli kelimeler

YATABİLMEK, YATADÜŞMEK, YATAKLAMAK, YATAKLANMA, YATANKAVAK, YATANSÖĞÜT, YATGEBERİK, YATIRILMAK, YATIŞTIRMA, YATIVERMEK, YATYARAMAZ

9 harfli kelimeler

YATABİLME, YATAKHANE, YATIKSIRT, YATIRILMA, YATIRIMCI, YATIRTEPE, YATIRTMAK, YATIVERME, YATKINLIK

8 harfli kelimeler

YATAHLIH, YATAKANI, YATAKCIL, YATAKÇIL, YATAKLIK, YATANLAR, YATÇILIK, YATIKENT, YATILMAK, YATIMINA, YATIMKAR, YATIRCIK, YATIRGAÇ, YATIRMAK, YATIRTMA, YATIŞMAK, YATLULUK, YATMALIK, YATSILIK, YATSULUH, YATURMAK

7 harfli kelimeler

YATAĞAN, YATAKCI, YATAKÇI, YATAKLI, YATAKLU, YATALAK, YATALGA, YATALGI, YATALIK, YATIKIN, YATILMA, YATIMLI, YATIRAN, YATIRIM, YATIRMA, YATISIZ, YATIŞMA, YATUĞAN, YATUMAH, YATUMAK

6 harfli kelimeler

YATGIN, YATGUN, YATĞUN, YATILI, YATIRI, YATKIN, YATLAK, YATLIK, YATMAÇ, YATMAK, YATMAN, YATMIŞ, YATNAK, YATSIN, YATSUN, YATURU

5 harfli kelimeler

YATAH, YATAK, YATAN, YATAR, YATAY, YATÇI, YATIK, YATIM, YATIR, YATIŞ, YATKA, YATLI, YATLU, YATMA, YATRA, YATSI, YATUK, YATUR

4 harfli kelimeler

YATA, YATI

3 harfli kelimeler

YAT

Bazı kelimelerin anlamları

YAT

Kalkan, zırh vb. korunma aracı. Özel gezinti gemisi.

YATIŞTIRICILIK

Yatıştırıcı olma durumu.

YATADÜŞMEK

Yatıvermek, yatıp kalmak: Çocuğum uykun geldi senin, haydi yatadüş!.

YATIRABİLME

Yatırabilmek işi.

YATIŞTIRABİLME

Yatıştırabilmek işi.

YATIRABİLMEK

Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YATABİLMEK

Yatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YATIŞTIRMAK

Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.

YATIŞTIRABİLMEK

Yatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YATIŞTURMAK

Yatıştırmak.

YATLIYABANCI

Gezgin.

YATKINLAŞMAK

Yatkın duruma gelmek.

YATKINLAŞMA

Yatkınlaşmak işi.

YATIRIMCILIK

Yatırımcı olma durumu.

YATAĞANKAYA

Şırnak kenti, Fındık bucağına bağlı bir bölge.

YATIŞTIRICI

Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan.

  -   -   -  

Anlamında YAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AMELİYATLI

Ameliyat edilmiş.

ALAFRANGA

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).

AMFİTEATR

Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

ALTILI

Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

AĞNAMAK

Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.

ALABORA

Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).

AĞINMAK

Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.

AKAK

Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

AMELİYATHANE

Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.

ALTAYİSTİK

Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.