Kelimeler arşivi içinde; başında "yat" olan, toplam 111 adet kelime bulunmaktadır. yat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YATIŞTIRABİLMEK
YATIŞTIRABİLME, YATIŞTIRICILIK
YATIRABİLMEK, YATIRIMCILIK, YATKINLAŞMAK, YATLIYABANCI
YATAĞANKAYA, YATIRABİLME, YATIŞTIRICI, YATIŞTIRMAK, YATIŞTURMAK, YATKINLAŞMA
YATABİLMEK, YATADÜŞMEK, YATAKLAMAK, YATAKLANMA, YATANKAVAK, YATANSÖĞÜT, YATGEBERİK, YATIRILMAK, YATIŞTIRMA, YATIVERMEK, YATYARAMAZ
YATABİLME, YATAKHANE, YATIKSIRT, YATIRILMA, YATIRIMCI, YATIRTEPE, YATIRTMAK, YATIVERME, YATKINLIK
YATAHLIH, YATAKANI, YATAKCIL, YATAKÇIL, YATAKLIK, YATANLAR, YATÇILIK, YATIKENT, YATILMAK, YATIMINA, YATIMKAR, YATIRCIK, YATIRGAÇ, YATIRMAK, YATIRTMA, YATIŞMAK, YATLULUK, YATMALIK, YATSILIK, YATSULUH, YATURMAK
YATAĞAN, YATAKCI, YATAKÇI, YATAKLI, YATAKLU, YATALAK, YATALGA, YATALGI, YATALIK, YATIKIN, YATILMA, YATIMLI, YATIRAN, YATIRIM, YATIRMA, YATISIZ, YATIŞMA, YATUĞAN, YATUMAH, YATUMAK
YATGIN, YATGUN, YATĞUN, YATILI, YATIRI, YATKIN, YATLAK, YATLIK, YATMAÇ, YATMAK, YATMAN, YATMIŞ, YATNAK, YATSIN, YATSUN, YATURU
YATAH, YATAK, YATAN, YATAR, YATAY, YATÇI, YATIK, YATIM, YATIR, YATIŞ, YATKA, YATLI, YATLU, YATMA, YATRA, YATSI, YATUK, YATUR
YATA, YATI
YAT
YAT
Kalkan, zırh vb. korunma aracı. Özel gezinti gemisi.
YATLIYABANCI
Gezgin.
YATIRIMCILIK
Yatırımcı olma durumu.
YATIŞTURMAK
Yatıştırmak.
YATABİLMEK
Yatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATIŞTIRICI
Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan.
YATKINLAŞMAK
Yatkın duruma gelmek.
YATIŞTIRABİLME
Yatıştırabilmek işi.
YATIŞTIRICILIK
Yatıştırıcı olma durumu.
YATIŞTIRMAK
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.
YATIRABİLMEK
Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATADÜŞMEK
Yatıvermek, yatıp kalmak: Çocuğum uykun geldi senin, haydi yatadüş!.
YATIRABİLME
Yatırabilmek işi.
YATIŞTIRABİLMEK
Yatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATKINLAŞMA
Yatkınlaşmak işi.
YATAĞANKAYA
Şırnak kenti, Fındık bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMELİYATHANE
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AMELİYATLI
Ameliyat edilmiş.
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
AĞINMAK
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
AĞNAMAK
Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.