Kelimeler arşivinde; içinde "yav" olan, toplam 224 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yav bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yav ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yav olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAVAŞLATABİLMEK, YAVAŞLAYABİLMEK
YAVANLAŞTIRMAK, YAVAŞLATABİLME, YAVAŞLAYABİLME
MAKYAVELCİLİK, YAVANLAŞTIRMA, YAVAŞLATILMAK, BÜNYAVİRÜSLER, CIZLIYAVERMEK, EVRENLERYAVŞI, GÜNYAVŞALAYAN, YAVUÇKUYUCAĞI, YAVUNCİLANMAK, YUKARIYAVUCAK
YAVAŞLATILMA, BUNYAVİRİDAE, PİRENYAVŞAĞI, YAVRULUTAVUK
BAŞYAVERLİK, MAKYAVELİZM, MİYAVLATMAK, YAVANLAŞMAK, YAVAŞLATMAK, YAVUKLANMAK, YAVUZLANMAK, YAVUZLAŞMAK, MAKYAVELİST, YAVAŞLATICI, YAVAŞSINMAK, YAVINCIKMAK, YAVRULAŞMAK, YAVRULATMAK, YAVŞANÇEKEN, YAVUHTURMAK
ADAYAVRUSU, MİYAVLAMAK, MİYAVLATMA, YAVANLAŞMA, YAVAŞÇACIK, YAVAŞLAMAK, YAVAŞLATMA, YAVRUCAĞIZ, YAVRULAMAK, YAVUKLAMAK, YAVUKLANMA, YAVUZLANMA, YAVUZLAŞMA, GÜNYAVŞAĞI, KARAYAVŞAN, MAKYAVELCİ, PARYAVŞANI, PAVYAVŞANI, PAYYAVŞANI, PERYAVŞANI, SAYAVARMAK, YAVALANMAK, YAVANCIMAK, YAVANSAMAK, YAVANSIMAK, YAVAŞCALAN, YAVAŞITMAK, YAVAŞLATIM, YAVAŞLİYİN, YAVELLEMEK, Devamını Oku »»
MİYAVLAMA, YAVAŞLAMA, YAVRUAĞZI, YAVRUKURT, YAVRULAMA, YAVUKLAMA, KÖRYAVŞAK, KUKUMİYAV, PARYAVŞAN, YAVAŞCANA, YAVAŞILIK, YAVAŞIMAK, YAVERÖREN, YAVIHASAN, YAVLARMAH, YAVLARMAK, YAVRALMAK, YAVRUAĞIZ, YAVSUKMAK, YAVŞANCIK, YAVŞANLIK, YAVŞATMAK, YAVŞINMAK, YAVŞURMAK, YAVUNÇLUK, YAVUZBOĞA
BAŞYAVER, SERYAVER, YAVANLIK, YAVAŞLIK, YAVERLİK, YAVRUCAK, YAVRUCUK, YAVUZELİ, YAVUZLUK, AKYAVŞAN, YAVANNIH, YAVAŞBEY, YAVAŞLAR, YAVAŞMAK, YAVAŞTIN, YAVRAĞZI, YAVRUBAŞ, YAVRUKÖY, YAVRULAR, YAVRULUK, YAVSMMAK, YAVŞAĞAN, YAVŞAMAK, YAVŞUMAK, YAVŞUMUR, YAVUHMAH, YAVUNMAK, YAVUTMAK, YAVUZALP, YAVUZBAY, Devamını Oku »»
YAVAŞÇA, YAVUKLU, YAVUZCA, AKYAVAN, AKYAVAŞ, AKYAVEŞ, AYAVAYA, ERYAVUZ, SİYAVUŞ, YAVALIK, YAVAŞAK, YAVAŞIK, YAVAŞLI, YAVIKLI, YAVIŞAK, YAVRISI, YAVUHLU, YAVUNCİ, YAVUŞAH, YAVUŞAN, YAVUZAY, YAVUZER, YAVUZLU
YAVAŞA, YAVŞAK, YAVACI, YAVANI, YAVAŞI, YAVAŞU, YAVEŞİ, YAVLAK, YAVLAN, YAVLUK, YAVMAK, YAVRAK, YAVRAZ, YAVRUK, YAVSAK, YAVSUN, YAVŞAH, YAVŞAN, YAVŞUK, YAVUDİ, YAVUNÇ
MİYAV, YAVAN, YAVAŞ, YAVER, YAVRU, YAVSI, YAVUZ, BEYAV, PİYAV, YAVAR, YAVAS, YAVCA, YAVCI, YAVEŞ, YAVIŞ, YAVIT, YAVIZ, YAVİĞ, YAVİZ, YAVRI, YAVRİ, YAVSA, YAVSU, YAVŞA, YAVŞI, YAVTA, YAVTI, YAVUÇ, YAVUD, YAVUH, Devamını Oku »»
YAVE, YAVA, YAVI, YAVİ, YAVU
YAV
YAV
Yağ. Tortu, imbikten çekilen rakının artığı. Bulunmuş, sahipsiz (hayvan için). Yahu. Ünlem edatı. Dikkat ifade eden bir ünlem, bk. yaho, yahu, yâv.
EVRENLERYAVŞI
Antalya şehrinde, Manavgat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YAVANLAŞTIRMA
Yavanlaştırmak işi.
YAVUÇKUYUCAĞI
Kastamonu şehrinde, Taşköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YAVANLAŞTIRMAK
Yavan duruma getirmek.
YAVAŞLATABİLMEK
Yavaşlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
CIZLIYAVERMEK
Yağlanmış yufkayı saçta ısıtmak.
YAVAŞLAYABİLMEK
Yavaşlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
MAKYAVELCİLİK
Politikada, amaca ulaşmak için ahlaka aykırı da olsa her türlü aracı hoş gören anlayış, Makyavelizm.
YAVAŞLAYABİLME
Yavaşlayabilmek işi.
YAVAŞLATABİLME
Yavaşlatabilmek işi.
YUKARIYAVUCAK
Samsun ilinde, Havza ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GÜNYAVŞALAYAN
Ayçiçeği.
YAVAŞLATILMAK
Yavaşlatma işi yapılmak.
BÜNYAVİRÜSLER
Negatif anlamlı, parçalı ve tek iplik RNA'ya sahip, zarflı virüslerin bulunduğu bir virüs ailesi, Bunyaviridae.
YAVUNCİLANMAK
Yalvarmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞYAVERLİK
Başyaver olma durumu. Başyaverin makamı. Başyaverin yaptığı iş.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
ANDANTE
Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak).
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
BAŞYAVER
Yaverlerin başı olan kimse, seryaver.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ANNE
Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
BALATA
Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.
AHESTE
Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.
BEBEKLİK
Bebek olma durumu. Yeni doğan yavrunun yetişkinlerin bakımına sürekli olarak bağımlı olduğu dönem. Bebek gibi davranışlarda bulunma.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
BALA
Yavru, çocuk.