Kelimeler arşivi içinde; başında "ten" olan, toplam 242 adet kelime bulunmaktadır. ten ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ten ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ten olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TENDOSİNOVİTİS, TENDOVAGİNİTİS, TENGELTOMBALAK
TENOSİNOVİTİS
TENCİYHLEMEK, TENEFFÜSHANE, TENEKECİÖRSÜ, TENGELLENMEK, TENGERLENMEG, TENGERLENMEK, TENĞELLENMEK, TENĞERLENMEK, TENKELLENMEK, TENOMİYOTOMİ, TENTENİLEMEK, TENZİLİRÜTBE
TENDÜRÜSLÜK, TENEKECİLİK, TENEKELEMEK, TENEKESAÇAK, TENEKTEPLAZ, TENGELENMEK, TENGELLEMEK, TENGERLEMEK, TENGİLDEMEK, TENĞELLEMEK, TENHALAŞMAK, TENKİTÇİLİK, TENONTODİNİ, TENTENİLMEK, TENTÜRDİYOT, TENZİLATSIZ
TENASÜPSÜZ, TENBELKÜTÜ, TENDİNİTİS, TENDİNOSİT, TENDİNOZUS, TENDONİTİS, TENEKELEME, TENESİRMEK, TENEŞİRLİK, TENHALAŞMA, TENİSÇİLİK, TENOKSİKAM, TENSEMEMEĞ, TENTENESİZ, TENTÜRİYOT, TENTÜRÜKLÜ, TENYAFUGAL, TENZİLATLI
TENBÖCEĞİ, TENBÖCÜĞÜ, TENDİNEUS, TENDİRMEK, TENDÜRÜST, TENEKTOMİ, TENELEMEK, TENEZİMEK, TENGELLEK, TENGERLEG, TENGERLEK, TENGERMEK, TENGERŞEK, TENGETMEK, TENGİLBAŞ, TENGİLBOŞ, TENGİRLEK, TENGİRŞEK, TENĞİRŞEK, TENİPOZİT, TENKİTSİZ, TENKNEFES, TENLENMEK, TENNENMEK, TENODEZİS, TENONİTİS, TENSERMEK, TENSİZLİK, TENTENELİ, TENTİTMEK, Devamını Oku »»
TENBELİT, TENBİLİK, TENCERLİ, TENCİMEK, TENDİRİK, TENDİRİZ, TENDÜBAY, TENDÜREK, TENDÜRÜK, TENDÜRÜS, TENEFFÜS, TENEKECİ, TENELEME, TENELMEK, TENESMUS, TENETMEK, TENEVVÜR, TENEVVÜS, TENEZZÜH, TENEZZÜL, TENGAVUT, TENGERAK, TENGEREK, TENGEŞEK, TENGİMEK, TENGİREG, TENGİREK, TENGİŞEK, TENHALIK, TENİKECİ, Devamını Oku »»
TENAFÜR, TENAKUS, TENAKUZ, TENALJİ, TENASÜH, TENASÜL, TENASÜP, TENAZUR, TENCEME, TENCERE, TENCİRE, TENCÜME, TENEAŞI, TENELEK, TENELİK, TENEMEK, TENERAL, TENEŞİR, TENEVVÜ, TENGERE, TENHACA, TENİGÜL, TENİMEK, TENİSÇİ, TENKALE, TENKİDİ, TENKİYE, TENKMEK, TENKTÜR, TENNURE, Devamını Oku »»
TENBEL, TENBET, TENCİK, TENDER, TENDİL, TENDİR, TENDON, TENDUR, TENDÜR, TENEKE, TENEYH, TENGER, TENGIR, TENGİR, TENHEL, TENİKE, TENKEŞ, TENKİL, TENKİS, TENKİT, TENMEK, TENNEM, TENNUR, TENSEL, TENSEM, TENSİK, TENSİL, TENSİP, TENSİZ, TENSUZ, Devamını Oku »»
TENAY, TENCİ, TENDO, TENDÜ, TENEF, TENEK, TENEL, TENEM, TENET, TENGE, TENGİ, TENHA, TENİH, TENİK, TENİS, TENKE, TENKO, TENLİ, TENOR, TENSE, TENTE, TENUE, TENYA
TENÇ, TENE, TENG, TENK
TEN
TEN
İnsan vücudunun dış yüzü, cilt. Vücut.
TENGERLENMEG
Yuvarlanmak.
TENDOVAGİNİTİS
Tendo kılıfı yangısı.
TENEFFÜSHANE
Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe.
TENĞELLENMEK
Yuvarlanmak.
TENTENİLEMEK
Yaşlanmak.
TENGERLENMEK
Yuvarlanmak.
TENKELLENMEK
Yuvarlanmak.
TENCİYHLEMEK
Dolaştırmak.
TENGELTOMBALAK
Tepetaklak.
TENDOSİNOVİTİS
Tendo kılıfı yangısı.
TENEKECİÖRSÜ
Tenekelerdeki eğrilikleri düzeltmekte kullanılan kısa uçlu kazmaya benzeyen araç. (Aksaray Niğde).
TENOSİNOVİTİS
Tendo kılıfı yangısı.
TENĞERLENMEK
Yuvarlanmak.
TENGELLENMEK
Tepetakla olmak, yuvarlanmak.
TENOMİYOTOMİ
Tendo ve kası kesme ameliyatı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AHBAPÇA
Dostça, içten, teklifsizce.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.