Kelimeler arşivinde; içinde "ten" olan, toplam 735 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ten bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ten ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ten olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HATİPLİKETENCİLER
ANJİYOTENSİNOJEN, HİPEREKSTENSİYON, METANDROSTENOLON
DAMARGENİŞLETEN, ARİTENOİDEKTOMİ, FARENGOSTENOSİS, HİPERKAROTENEMİ, LARENGOSTENOZİS
HASBETENLİLLAH, ANDROSTENEDİON, HESBETENLİLLAH, İÇTENLİKSİZLİK, İSTENİLEBİLMEK, KAROTENOYİDLER, PARTENOGENEZİS, PİLOROSTENOZİS, PROKTOSTENOZİS, SEMİTENDİNOZUS, SİYALOSTENOZİS, TENDOSİNOVİTİS, TENDOVAGİNİTİS, TENGELTOMBALAK, TRAKEOSTENOZİS, ÜRETROSTENOZİS
NAMÜTENAHİLİK, YETENEKSİZLİK, GABIRİSTENNİK, İSTENİLEBİLME, KERTENKELELER, KERTENKELEMSİ, MEZOTENDİNEUM, POTENTİOMETER, SUSTENTAKULUM, TENOSİNOVİTİS
CANIYÜREKTEN, İSTENÇSİZLİK, METROPOLİTEN, MÜTENEKKİREN, PARTENOGENEZ, PESTENKERANİ, TENEFFÜSHANE, TENZİLİRÜTBE, YETENEKLİLİK, ANJİYOSTENOZ, APOKAROTENAL, ARİTENOİDEUS, ASTENOSPERMİ, DANABÖĞÜRTEN, DEVEÇÖKERTEN, EKSTENSORYUS, HİPERSTENÜRİ, KETENGÖMLEĞİ, KETENYAPRAĞI, KLOPROSTENOL, KURTÇÖMELTEN, METENSEFALON, NORMOSTENÜRİ, OSTENİTLENİM, PREPOTENSLİK, SAKALÇÜRÜTEN, TENCİYHLEMEK, TENEKECİÖRSÜ, TENGELLENMEK, TENGERLENMEG, Devamını Oku »»
ETENELENMEK, ETENESİZLER, İÇTENLİKSİZ, İÇTENSİZLİK, İSTENÇÇİLİK, KETENGİLLER, KÖKTENCİLİK, TENEKECİLİK, TENEKELEMEK, TENHALAŞMAK, TENKİTÇİLİK, TENTÜRDİYOT, ALATENGİREK, ATTENÜASYON, EKSTENSİYON, HİPOSTENÜRİ, KEÇEÇÜRÜTEN, KELTENKESEK, KERTENGÜCÜK, KESTENKÜLAH, KETENÇUKURU, KETENGÖYNEK, KTENOFORFAR, KTENOFORLAR, MONOPOTENTS, MULTİPOTENS, MULTİPOTENT, NAFTENİKLER, OSTENİTLEME, PLURİPOTENS, Devamını Oku »»
İÇTENLİKLE, İÇTENLİKLİ, İNCECİKTEN, İSTENİLMEK, KERTENKELE, MERHAMETEN, MUVAKKATEN, MÜSTENİDEN, MÜTENEBBİH, MÜTENEFFİR, MÜTENEKKİR, NAMÜTENAHİ, NEVRASTENİ, PSİKASTENİ, PÜRİTENLİK, STENOGRAFİ, TENASÜPSÜZ, TENEKELEME, TENEŞİRLİK, TENHALAŞMA, TENTENESİZ, TENZİLATLI, ÜSTENCİLİK, YETENEKSİZ, ASLAHATTEN, ATTENÜATÖR, BESTENİGAR, BİROĞÜTTEN, BİSEYİTTEN, EKSTENSİYO, Devamını Oku »»
AYRIYETEN, BEDAHETEN, GERÇEKTEN, HAKİKATEN, HİPOTENÜS, HÜLASATEN, İHTİYATEN, İSTENÇSİZ, İSTENİLME, KEFALETEN, KETENPERE, KONTENJAN, KREPSATEN, KRETENİZM, KUDRETTEN, MÜSTENKİF, MÜSTENSİH, MÜTENAKIS, MÜTENAKIZ, MÜTENASİP, MÜTENAVİP, MÜTENAZIR, MÜTENEVVİ, NETİCETEN, NEZAKETEN, SARAHATEN, SİYASETEN, STENOGRAF, TENDÜRÜST, TENTENELİ, Devamını Oku »»
ARİYETEN, ASALETEN, BEDESTEN, BELEŞTEN, BELİRTEN, BELLETEN, CÜMLETEN, EMANETEN, ETENESİZ, FITRATEN, FONDÖTEN, FÜCCETEN, HAFİFTEN, HASSATEN, HİLKATEN, HÜRMETEN, İÇTENLİK, İÇTENSİZ, İDARETEN, İLAVETEN, İSTENÇÇİ, İSTENÇLİ, İSTENMEK, İZAFETEN, KERPETEN, KETENCİK, KÖKTENCİ, LEVANTEN, MADDETEN, MEPSUTEN, Devamını Oku »»
ANTENLİ, DEFATEN, ETENELİ, GENÇTEN, İSTENME, MÜMTENİ, ÖRTENEK, PATENCİ, PÜRİTEN, TENAFÜR, TENAKUS, TENAKUZ, TENASÜH, TENASÜL, TENASÜP, TENAZUR, TENCERE, TENEŞİR, TENEVVÜ, TENHACA, TENİSÇİ, TENKİYE, TENNURE, TENTELİ, TENTENE, ÜSTENCİ, ÜSTENME, YETENEK, ALATENE, ALKATEN, Devamını Oku »»
ALATEN, BÜLTEN, ÇÖRTEN, ERİTEN, GLÜTEN, HEPTEN, HİÇTEN, İLKTEN, İSTENÇ, İTENEK, KASTEN, KÖKTEN, KRETEN, LÜPTEN, MUTENA, PATENT, RAPTEN, TENDER, TENEKE, TENKİL, TENKİS, TENKİT, TENSİK, TENSİL, TENSİP, TENTÜR, TENVİR, TENZİH, TENZİL, ÜSTTEN, Devamını Oku »»
ANTEN, BÜTEN, ÇİTEN, ETENE, İÇTEN, KETEN, PATEN, SATEN, STENO, STENT, TENGE, TENHA, TENİS, TENOR, TENTE, TENYA, ZATEN, ALTEN, ATENT, AYTEN, CİTEN, ÇETEN, ÇITEN, EPTEN, ERTEN, ETENİ, KÖTEN, KÜTEN, OSTEN, ÖKTEN, Devamını Oku »»
ETEN, STEN, ÖTEN, TENÇ, TENE, TENG, TENK
TEN
TEN
İnsan vücudunun dış yüzü, cilt. Vücut.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
HASBETENLİLLAH
Tanrı için, Tanrı uğruna, Tanrı rızası için, karşılık beklemeksizin.
ARİTENOİDEKTOMİ
Yapısı bozulmuş olan ibriksi kıkırdağın ameliyatla uzaklaştırılması.
HESBETENLİLLAH
Allah rızası için' anlamında bir söz.
HİPEREKSTENSİYON
Aşırı derecede gerilme.
FARENGOSTENOSİS
Yutak daralması.
KAROTENOYİDLER
Bitkilerde ve bazı hayvan dokularında görülen karoten v.b. gibi yağda eriyen pigmentler.
İÇTENLİKSİZLİK
İçtenliksiz olma durumu, samimiyetsizlik.
METANDROSTENOLON
Alkil testosteron türevi anabolik etkili sentetik madde.
İSTENİLEBİLMEK
İstenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
LARENGOSTENOZİS
Gırtlak daralması.
HATİPLİKETENCİLER
Düzce ili, Konuralp bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ANJİYOTENSİNOJEN
Karaciğerde oluşan, molekül ağırlığı 55000 dalton olan, plazmada alfa-2 globulin yapısında ve renin enzimi tarafından anjiyotensin I'e dönüştürülen, kan basıncını artıran renin-anjiyotensin mekanizmasının bir parçası olan bir protein.
HİPERKAROTENEMİ
Karotenoitlerin fazla sindirimi veya karotenoitlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu kanda karoten düzeyinin artması, karotenemi. Karotinoidlerin fazla sindirimi veya karotinoidlerin vitamin A'ya dönüşümünün azalması sonucu gerçekleşen, deride sararmayla belirgin olan kanda karoten düzeyinin artması.
ANDROSTENEDİON
Doğrudan etkisiz olmasına karşın testosterona dönüşerek etki eden çoğunlukla er bezinde oluşan androjenik bir steroit.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AHBAPÇA
Dostça, içten, teklifsizce.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.