Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zam" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zam ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında zam olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GAYRİMUNTAZAM, SULTANİHÜZZAM
BİLİLTİZAM, SEYİTNİZAM, VEZİRİAZAM
İSTİLZAM, LAKTAZAM, MUNTAZAM, SADRAZAM
İLTİZAM, İNTİZAM, MUAZZAM
CÜZZAM, NAMZAM, MUNZAM, HÜZZAM
NİZAM, ARZAM, FAZAM, HIZAM, MUZAM, İLZAM
UZAM, İZAM
ZAM
ZAM
Bir şeyin fiyatını artırma, bindirim.
MUNTAZAM
Düzgün. Düzenli, sürekli ve düzgün bir biçimde. Düzenli, derli toplu.
MUAZZAM
Çok büyük, çok iri, koskoca, koskocaman. Alışılmışın sınırlarını aşan. Güçlü, önemli.
SADRAZAM
Osmanlı Devleti'nde başbakan, veziriazam, sadır.
NAMZAM
Bir çeşit pancar. Tere. Ekin tarlalarında biten, sarı çiçekli yaban hardalı.
VEZİRİAZAM
Sadrazam.
LAKTAZAM
Halkada -NHNHCO grubu içeren, 2-pirazolon bileşiği.
İSTİLZAM
Gerektirme.
SEYİTNİZAM
Çorum kenti, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
İLTİZAM
Kayırma, bir tarafı tutma. Kesenek. Gerekli bulma.
GAYRİMUNTAZAM
Düzensiz, dağınık, gelişigüzel.
CÜZZAM
Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık, miskin hastalığı, lepra.
İNTİZAM
Düzenli, düzgün olma. Düzen, çekidüzen.
BİLİLTİZAM
Bile bile, bilerek ve isteyerek.
MUNZAM
Katılmış, ulanmış, eklenmiş. Katma, ekleme, ek.
SULTANİHÜZZAM
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ARALANMAK
Biraz açılmak, aralık olmak. Araya zaman girmek. Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak.
ALATEN
Cüzzamlı.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
AHİREN
Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ANGIÇ
Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.
ADIL
Zamir.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AKZAMBAK
Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki (Lilium candidum).