Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zan" olan, toplam 141 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında zan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KALAMANKOZAN
ABDESTBOZAN, TOPRAKKAZAN, TRANKİLİZAN, YUKARIBOZAN
NAMAZBOZAN, SEMPATİZAN, YEŞİLSAZAN, AŞAĞIBOZAN, CIRTABOZAN, DEMİRBOZAN, DESTEBOZAN, EPTESPOZAN, TUMANBOZAN, YAZANBOZAN
ALAYBOZAN, KAZIKAZAN, MAYABOZAN, ORDUBOZAN, OYUNBOZAN, DIRABIZAN, HACIBOZAN, KARAKAZAN, KARAKOZAN, ONDUBOZAN, TIRABAZAN, TIRABIZAN, TIRABOZAN, TIRABUZAN, YILABAZAN
ARABOZAN, HÜSNÜZAN, KALPAZAN, KUMKAZAN, PARTİZAN, TIRABZAN, BAĞBAZAN, CARBAZAN, CARTAZAN, CILGAZAN, ÇALGAZAN, ÇALĞAZAN, ÇALKAZAN, DALBAZAN, DIRBIZAN, GERDAZAN, GERDEZAN, HEKSOZAN, KELYAZAN, KORKAZAN, KORKUZAN, MURGAZAN, TIRBIZAN
BORAZAN, FAŞİZAN, FEYEZAN, İSTİZAN, LAFAZAN, RAMAZAN, BORUZAN, ÇIRAZAN, DOKUZAN, FÜRUZAN, GEZEZAN, HABAZAN, HABEZAN, HALİZAN, HAPAZAN, HARAZAN, IRMAZAN, IRMIZAN, İLBOZAN, KAVAZAN, OYBOZAN, REMEZAN, SEKİZAN, TRABZAN, YALAZAN, YILAZAN
ABAZAN, LERZAN, SUİZAN, ABEZAN, AKOZAN, DOKZAN, EROZAN, FERZAN, FEYZAN, FİNZAN, HAMZAN, HAVZAN, HIMZAN, HIRZAN, HİNZAN, HORZAN, KEVZAN, NAMZAN, ÖZOZAN, REZZAN, SEGZAN, ZAMZAN, ZEYZAN
HAZAN, HİZAN, HOZAN, KAZAN, KIZAN, KOZAN, MİZAN, SAZAN, TOZAN, ARZAN, AZZAN, BOZAN, CIZAN, DAZAN, ERZAN, EVZAN, EYZAN, FAZAN, GAZAN, GIZAN, GOZAN, HEZAN, HIZAN, KEZAN, NAZAN, POZAN, REZAN, SEZAN, SIZAN, SUZAN, Devamını Oku »»
EZAN, İZAN, OZAN, ÖZAN, UZAN
ZAN
ZAN
Sanı.
YEŞİLSAZAN
Tatlısu kayası.
CIRTABOZAN
Onurlu, kibirli.
ABDESTBOZAN
Şerit.
EPTESPOZAN
Tenya, şerit.
YAZANBOZAN
Boynuzları yana doğru büyümüş öküz vb.
AŞAĞIBOZAN
Çankırı şehrinde, Eldivan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DEMİRBOZAN
Tirfil, yabani yonca.
TUMANBOZAN
Tenya, şerit.
YUKARIBOZAN
Çankırı şehri, Eldivan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TRANKİLİZAN
Yatıştırıcı.
NAMAZBOZAN
Bir tür eğrelti otu.
SEMPATİZAN
Duygudaş.
KALAMANKOZAN
Öcü, gerçekdışı düşsel yaratık.
TOPRAKKAZAN
Kemiriciler (Rodentia) takımının, toprakkazangiller (Bathyergidae) familyasından, 21.5 cm kadar uzunlukta, sırtı kırmızı kahverengi, karnı mavi kül renkli, Afrika'da toprak altında yaşayan bir tür.
DESTEBOZAN
Hindiba.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSON
Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AGAMİ
Borazan kuşu.
AKKEFAL
Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
AKLİYAT
Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ABAZANLIK
Abazan olma durumu.
ALMANLAŞTIRMAK
Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.