Kelimeler arşivinde; içinde "zar" olan, toplam 403 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MASLAHATGÜZARLIK, HIZARBAŞIKUMARLI
DEZARTİKÜLASYON, HIZARBAŞIGÜNLÜK, PAZARLAYABİLMEK
PAZARLAMACILIK, PAZARLAYABİLME
MASLAHATGÜZAR, DESCEMENTZARI, ELVANPAZARCIK, KIZARTABİLMEK, MANZARASIZLIK, NAZARİYECİLİK, YUKARIAKPAZAR, ZARKANATLILAR
DERNEKPAZARI, NAZARIDİKKAT, NAZARIİTİBAR, OKURYAZARLIK, FAKRUZARURET, ZARARLIKIRAN, AŞAĞIAKPAZAR, BOZARABİLMEK, KIZARTABİLME, YORTANPAZARI
BAŞYAZARLIK, DEPREMYAZAR, KIZARTILMAK, MÜSTAHZARAT, NAZARİYATÇI, NEZARETHANE, NOKTAİNAZAR, PAZARLAMACI, PAZARLANMAK, PAZARLAŞMAK, PAZARLIKSIZ, ZARARSIZLIK, BASINÇYAZAR, BOZARABİLME, DOKUZARLAMA, DOMUZARŞAĞI, KARGAPAZARI, KATMANYAZAR, MADENMEZARI, MAHZENMEZAR, PAZARBELENİ, PAZARÇAYIRI, PAZARLIOĞLU, TABAHPAZARI, TABAKPAZARI, TOSYAPAZARI, YAYLAPAZARI, YÜRÜKMEZARI, ZARGILANMAK, ZARINCITMAK, Devamını Oku »»
AZARLANMAK, AZARLATMAK, BİLGİYAZAR, DEREPAZARI, EMPREZARYO, İŞGÜZARLIK, KIZARIKLIK, MANZARASIZ, MEZARCILIK, MEZARİSTAN, MUTAZARRIR, NAZARİYECİ, NEZARETSİZ, PAZARCILIK, PAZARLAMAK, PAZARLANMA, PAZARLAŞMA, PAZARLIKÇI, PAZARLIKLI, SALIPAZARI, SARFINAZAR, SEZARYENLİ, YAZARÇİZER, ABIZARTLAK, CUMAPAZARI, DELİBAZARI, DOĞANPAZAR, EZİNEPAZAR, GIBGIZARIH, HIZARCILIK, Devamını Oku »»
ADAPAZARI, AZARLAMAK, AZARLANMA, AZARLATMA, BEYPAZARI, BİTPAZARI, ESKİPAZAR, GÖLPAZARI, İŞGÜZARCA, İVMEYAZAR, KAZARATAR, KIZARTILI, KIZARTMAK, MANZARALI, MÜSTAHZAR, NAZARİYAT, NEZARETLİ, OKURYAZAR, PAZARBAŞI, PAZARLAMA, PAZARTESİ, PAZARYOLU, SÜREYAZAR, ŞALPAZARI, YENİPAZAR, BOZARANTI, BOZARINTI, BOZARTMAK, CAZARAKLI, DİZARŞAĞI, Devamını Oku »»
ALİZARİN, AZARLAMA, BAŞYAZAR, BERGÜZAR, BOZARMAK, İSTİHZAR, KIZARMAK, KIZARTMA, MAZARRAT, MEZARLIK, MÜNAZARA, NAZARİYE, NAZARLIK, PAZARCIK, PAZARLAR, PAZARLIK, PEMBEZAR, SESYAZAR, SEZARYEN, ŞENPAZAR, TOZARMAK, YAZARLIK, ZARARINA, ZARARSIZ, ZARFINDA, ZARİFANE, ZARİFLİK, BELGİZAR, BELGÜZAR, BOZARMAĞ, Devamını Oku »»
ANZAROT, BOZARIK, BOZARMA, DOKUZAR, HAZARCA, HEZAREN, HIZARCI, İNTİZAR, İŞGÜZAR, KIZARIK, KIZARIŞ, KIZARMA, KIZARTI, LALEZAR, MANZARA, MEZARCI, NAZARAN, NEZARET, PAZARCI, TAMZARA, TAZARRU, TOZARMA, VEZARET, ZARAFET, ZARARLI, ZARGANA, ZARURET, AKMEZAR, AKPAZAR, ALKAZAR, Devamını Oku »»
HAZARİ, İHZARİ, İTİZAR, KAZARA, MAHZAR, NAZARİ, OTUZAR, ZARURİ, DÜZARA, GEZARA, GULZAR, GÜLZAR, HANZAR, HIZARK, MAZARA, MİZARA, MUZARİ, ÖZARDA, VIZARI, ZARAKA, ZARBLI, ZARDAK, ZARFÇI, ZARFLI, ZARİFE, ZARLAK, ZARLIK, ZARNAK, ZARPIN, ZARPLI, Devamını Oku »»
BİZAR, HAZAR, HIZAR, İHZAR, LEZAR, MEZAR, NAZAR, PAZAR, YAZAR, ZARAR, ZARİF, ZARSI, ZARTA, AZZAR, BOZAR, GÖZAR, HEZAR, LİZAR, MAZAR, MİZAR, NİZAR, ÖZARI, ÖZARK, PIZAR, TAZAR, TİZAR, TUZAR, YEZAR, ZARAK, ZARAL, Devamını Oku »»
AZAR, ZARA, ZARF, IZAR, UZAR, ZARB, ZARI, ZARP, ZART
ZAR
ZAR
İnce perde ya da örtü. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. Car (II). Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.
PAZARLAYABİLME
Pazarlayabilmek işi.
ZARKANATLILAR
Birbirine eşit ve zarsı iki çift kanadı olan, tambaşkalaşma gösteren ve arılarla karıncaları da içine alan, ağız yapıları ısırıcı ya da yalayıcı böcekler dizisi. (Otuz bini aşkın türü kapsar.). (Eş anlamlısı: arılar ve karıncalar Hymenoptera), Eklembacaklı hayvanlardan gerçek-eklembacaklılar (Euarthropoda) alt-dalının böcekler (İnsecta) sınıfının kanatlılar (Pterygota) alt-sınıfına giren bir takımı. Vücut bölgeleri belirli olarak ayrılmıştır. Ağız parçaları ısırıcı ve emici tiptedir. Kanatları zar gibi saydam ve az damarlıdır. Gelişmelerinde tüm-başkalaşma vardır. Sıcak severler. Gündüz böcekleridir. Badem arısı (Cimbex quadrimaculatus), bal arısı (Apis mellifica), eşek arısı (Vespa crabro), incir eşek arısı (Blastophaga psenes), toprak yaban arısı (Bombus terrestris), buğday karıncası (Messor semirufus), kırmızı orman karıncası (Formica rufa) iyi bilinen türleridir.
HIZARBAŞIGÜNLÜK
Ordu ili, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HIZARBAŞIKUMARLI
Ordu ilinde, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MASLAHATGÜZAR
Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat, işgüder.
NAZARİYECİLİK
Kuralcılık.
ELVANPAZARCIK
Zonguldak ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
MANZARASIZLIK
Manzarasız olma durumu.
DEZARTİKÜLASYON
Kol ve bacakların eklemden kesilmesi işlemi, disartikülasyon.
YUKARIAKPAZAR
Ağrı şehri, Diyadin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
PAZARLAYABİLMEK
Pazarlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
DESCEMENTZARI
Gözde korneanın endotel tabakası altında yer alan arka sınır laminasının zarı.
KIZARTABİLMEK
Kızartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
PAZARLAMACILIK
Pazarlamacının işi.
MASLAHATGÜZARLIK
Maslahatgüzar olma durumu, maslahatgüzarın mesleği. Maslahatgüzarın makamı, işgüderlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
ALINTI
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALARMAK
Kızarmak. Ala renkli duruma gelmek.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
AHU
Ceylan. Güzel, ince, zarif (kadın).
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.