Kelimeler arşivi içinde; başında "zay" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. zay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAYIFLAYABİLMEK, ZAYIFLATABİLMEK
ZAYIFLAYABİLME, ZAYIFLATABİLME
ZAYIFLATMAK
ZAYIFLAYIŞ, ZAYIFLATMA, ZAYIFLAMAK
ZAYIFLAMA
ZAYIFLIK, ZAYINLIK
ZAYIFSI, ZAYGALA, ZAYAKIL, ZAYAHIL
ZAYİAT, ZAYİÇE, ZAYLAK, ZAYNAK, ZAYPAK, ZAYBAK
ZAYIF, ZAYER, ZAYİİ, ZAYAT, ZAYLI
ZAYİ, ZAYA
ZAY
Neden, sebep.
ZAYINLIK
Yolluk.
ZAYIFLAMAK
Zayıf duruma gelmek.
ZAYIFLAYABİLMEK
Zayıflama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLATABİLME
Zayıflatabilmek işi.
ZAYGALA
Süzülmüş kara künlük.
ZAYIFLATABİLMEK
Zayıflatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYAHIL
Güçsüz, hasta.
ZAYIFLAMA
Zayıflamak işi.
ZAYIFLIK
Zayıf olma durumu.
ZAYIFSI
Zayıfça.
ZAYAKIL
Baygın.
ZAYIFLATMAK
Zayıf olmasına yol açmak.
ZAYIFLAYIŞ
Zayıflama işi.
ZAYIFLAYABİLME
Zayıflayabilmek işi.
ZAYIFLATMA
Zayıflatmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
CEZAYİRLİ
Cezayir halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
ARIKLIK
Zayıflık, sıskalık.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.
ASTRONOT
Uzay adamı.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
CEZASIZ
Cezaya çarptırılmamış, cezalandırılmamış.
CEZALANMAK
Cezaya çarpılmak.
ARGIN
Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.
ASTRONOTLUK
Uzay adamı olma durumu. Uzay adamının görevi.
BERBERİ
Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
CEZALANDIRILMAK
Cezaya çarptırılmak, ceza verilmek, tecziye edilmek.
BULUTSU
Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz.
CEZAİ
Ceza ile ilgili, cezaya ilişkin, cezaya dayanan.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.