Kelimeler arşivinde; içinde "zay" olan, toplam 95 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ZAYIFLAYABİLMEK, ZAYIFLATABİLMEK
KAZAYAĞIGİLLER, ZAYIFLAYABİLME, ZAYIFLATABİLME
UZAYABİLMEK, DENİZAYGIRI, ZAYIFLATMAK, DİZAYNCILIK
ZAYIFLAYIŞ, ZAYIFLATMA, ZAYIFLAMAK, DENİZAYISI, HOROZAYAĞI, DOMUZAYAĞI, UZAYABİLME
AZAYINSIZ, DİZAYNSIZ, KUZAYYURT, ÖRNEKUZAY, UZAYCILIK, CEZAYİRLİ, MÜTEZAYİT, ZAYIFLAMA
MÜZAYEDE, YARIUZAY, KOZAYAĞI, GÖZAYDIN, KAZAYAĞI, GAZAYAĞİ, GAZAYAĞI, MÜZAYAKA, DİZAYNLI, UZAYLAMA, SÖNMEZAY, ZAYINLIK, ALZAYMIR, DİZAYNCI, ABUZAYIK, ZAYIFLIK
ÖZAYDIN, DÜZAYAK, ZAYAKIL, ÖZAYHAN, ÖZAYTAN, MOZAYIH, KUZAYIR, KUZAYCA, YALAZAY, YAVUZAY, ZAYAHIL, ZAYIFSI, KAZAYAK, GİZUZAY, ZAYGALA, GAZAYAK, CEZAYİR, TEZAYÜT, AZAYSIZ, ALTUZAY, AZAYLAK
ZAYPAK, BOZAYI, UZAYIŞ, ZAYLAK, ZAYNAK, UZAYSI, ZAYBAK, DİZAYN, UZAYLI, ZAYİAT, ZAYİÇE, AZAYLI, UZAYCI
ZAYER, ZAYLI, ZAYİİ, ZAYIF, BOZAY, GİZAY, GÖZAY, ZAYAT, GUZAY, GÜZAY, HUZAY, KOZAY, KUZAY, SEZAY, TEZAY
ZAYA, AZAY, ZAYİ, ÖZAY, UZAY
ZAY
ZAY
Neden, sebep.
ZAYIFLATABİLMEK
Zayıflatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLAYABİLMEK
Zayıflama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLAYIŞ
Zayıflama işi.
DOMUZAYAĞI
Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.
DİZAYNCILIK
Tasarımcılık.
UZAYABİLMEK
Uzama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZAYAĞIGİLLER
Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişli, çiçekleri ışınsal simetrili, taç yaprakları olmayan, ovaryumları genellikle üst nadiren alt durumlu, meyveleri etli yapı ile çevrilmiş fındıksı ya da kapsül tipte, genellikle tuzlu topraklarda yetişen, ülkemizde doğal olarak 27 cins ve 71 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler.
ZAYIFLATMAK
Zayıf olmasına yol açmak.
DENİZAYISI
Boyu 1,5-2 metre olan, uzun ve yumuşak tüylü postu beğenilen, bitkiyle beslenen bir deniz memelisi (Arctocephalus ursinus).
DENİZAYGIRI
Denizlerde yaşayan bir tür vahşi hayvan.
ZAYIFLAMAK
Zayıf duruma gelmek.
ZAYIFLAYABİLME
Zayıflayabilmek işi.
HOROZAYAĞI
Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan alet.
ZAYIFLATMA
Zayıflatmak işi.
ZAYIFLATABİLME
Zayıflatabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASTRONOTLUK
Uzay adamı olma durumu. Uzay adamının görevi.
BERBERİ
Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
CEZAYİRLİ
Cezayir halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
CEZALANDIRILMAK
Cezaya çarptırılmak, ceza verilmek, tecziye edilmek.
ASTRONOT
Uzay adamı.
ARGIN
Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
BULUTSU
Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz.
CEZALANMAK
Cezaya çarpılmak.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.
CEZAİ
Ceza ile ilgili, cezaya ilişkin, cezaya dayanan.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
ARIKLIK
Zayıflık, sıskalık.
CEZASIZ
Cezaya çarptırılmamış, cezalandırılmamış.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.