ZAL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zal" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. zal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ZALİMCESİNE

10 harfli kelimeler

ZALSİTABİN

9 harfli kelimeler

ZALIKILDI

8 harfli kelimeler

ZALANMAK, ZALINCAK, ZALİMLİK, ZALİMALİ, ZALİMANE

7 harfli kelimeler

ZALİMCE

6 harfli kelimeler

ZALAGA, ZALATA, ZALBIR, ZALLAK

5 harfli kelimeler

ZALİM, ZALOT, ZALIT, ZALIM

4 harfli kelimeler

ZALİ, ZALT

3 harfli kelimeler

ZAL

Bazı kelimelerin anlamları

ZAL

Deli.

ZALOT

Süpürge yapılan bitki.

ZALINCAK

Salıncak.

ZALİMCE

Acımasız. (zali'mce) Acımasızca.

ZALİMALİ

Kırşehir ilinde, Kösefakılı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ZALİMLİK

Zalim olma durumu. Zalimce davranış.

ZALSİTABİN

HIV virüsünün replikasyonunu baskılayan, bir sitozin nükleosit benzeri ilaç.

ZALİMANE

Acımasızca.

ZALIKILDI

Çalı cinsinden bir bitki.

ZALİMCESİNE

Acımasızca.

ZALANMAK

Şişmanlamak, yağlanmak. Hızla, akarcasına kayıp gitmek. Alay etmek, eğlenmek.

ZALATA

Salata.

ZALBIR

Kavgacı, dik kafalı.

ZALİM

Acımasız ve haksız davranan, zulmeden.

ZALLAK

Biçimsiz.

ZALAGA

İnce değnekleri yere vurup yaylandırarak oynanan bir oyun.

  -   -   -  

Anlamında ZAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALÇALTMAK

Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.

AZALTMA

Azaltmak işi.

ACIMASIZCA

Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

ANANAS

Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç (Ananas sativus). Bu ağacın çam kozalağına benzeyen, iri, güzel kokulu, lezzetli meyvesi.

AKDETMEK

Sözleşme yapmak. İmzalamak.

ANTİKATOT

Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.

AZALMA

Azalmak işi, eksilme, tenakus.

ARIZALANMA

Arızalanmak işi, bozulma.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

BOZULMAK

Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.

AMANSIZ

Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.

BUKAĞI

Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.

ANLAŞMAK

Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.

ANDROPOZ

Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.

AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

BİLYE

Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, cıncık, zıpzıp. Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak.