Kelimeler arşivi içinde; başında "yok" olan, toplam 66 adet kelime bulunmaktadır. yok ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yok ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yok olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YOKSULLAŞTIRMAK
YOKSULLAŞTIRMA
YOKLAYIVERMEK, YOKLAYABİLMEK
YOKSULLAŞMAK, YOKLAYABİLME, YOKLAYIVERME, YOKLAŞDIRMAK, YOKUŞBAĞLARI
YOKSUNDURMA, YOKSULLAŞMA, YOKARILAMAK
YOKLAMALIK, YOKUMSAMAK, YOKOĞLUYOK, YOKARLAMAK, YOKSAYILMA
YOKLAŞMAK, YOKLATMAK, YOKUMSAMA, YOKTURDUR, YOKSUZLUK, YOKSUNMAK, YOKSUNLUK, YOKSULLUK, YOKLANMAK, YOKUŞDİBİ, YOKLAMACI, YOKARILAK, YOKUŞBAŞI
YOKATMAK, YOKUŞSUZ, YOKALMAK, YOKANMAK, YOKSUNLU, YOKSAYMA, YOKARLAK, YOKLATMA, YOKŞAMAK, YOKÇULUK, YOKLAMAK, YOKLANMA, YOKLAŞMA
YOKUŞÇU, YOKUŞLU, YOKOLUŞ, YOKAMAK, YOKETME, YOKLAMA
YOKSUL, YOKARA, YOKSUZ, YOKARI, YOKTUR, YOKLUK, YOKSUN
YOKUÇ, YOKÇU, YOKUŞ, YOKLU, YOKOR, YOKSA, YOKSU
YOKU, YOKA
YOK
YOK
Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. Yasak. Olmayan, bulunmayan şey. Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz.
YOKUMSAMAK
Yadsımak.
YOKLAYABİLMEK
Yoklama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YOKLAYIVERME
Yoklayıvermek işi.
YOKSULLAŞTIRMA
Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.
YOKSULLAŞMAK
Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.
YOKUŞBAĞLARI
Siirt şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YOKSULLAŞTIRMAK
Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.
YOKLAMALIK
Geline, lohusaya, hastaya ve benzerleri götürülecek armağan.
YOKSUNDURMA
Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.
YOKSULLAŞMA
Yoksullaşmak işi.
YOKOĞLUYOK
Aranıp da bulunmayan kimse veya şey için kullanılan bir söz.
YOKARILAMAK
Yükselmek, yukarıya doğru çıkmak.
YOKLAYIVERMEK
Ansızın veya çabucak yoklamak.
YOKLAŞDIRMAK
Yoklamak, araştırmak.
YOKLAYABİLME
Yoklayabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BATIRILMAK
Batırma işine konu olmak. Yok edilmek.
APTAL
Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
ANTİSEPSİ
El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
AZIKLI
Azığı olan. Yoksulları doyuran.
BATMA
Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.
ADEM
Yokluk.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BAYIR
Küçük yokuş, belen, kıran, şev.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AYIKLANMA
Ayıklanmak işi. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması, ıstıfa, seleksiyon.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
ADEMİYET
Yokluk.