YOL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yol" olan, toplam 135 adet kelime bulunmaktadır. yol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

YOLLAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

YOLDAŞLANMAK, YOLDAŞLAŞMAK, YOLLAYABİLME

11 harfli kelimeler

YOLCUPINARI, YOLCUPUNARI, YOLHASEKİSİ, YOLLUKÇULUK

10 harfli kelimeler

YOLADÜŞMEK, YOLAKLAMAK, YOLCİLAMAK, YOLCULAMAK, YOLDURTMAK, YOLLARBAŞI, YOLMAÇAYIR

9 harfli kelimeler

YOLAGELDİ, YOLAGELEN, YOLAZIMAK, YOLCULAMA, YOLDAŞLIK, YOLDERESİ, YOLDURAĞI, YOLDURMAK, YOLDURTMA, YOLDÜZLER, YOLGEÇMEZ, YOLGÖZLER, YOLKONAĞI, YOLLANMAK, YOLLATMAK, YOLLUYAZI, YOLSUZLUK, YOLUGÜZEL

8 harfli kelimeler

YOLAKTAR, YOLARASI, YOLATMAK, YOLAZMAK, YOLBASAN, YOLBASAR, YOLBİLEN, YOLBULAN, YOLCULAR, YOLCULUK, YOLÇULUH, YOLDANDI, YOLDÖNDÜ, YOLDURMA, YOLDÜŞTÜ, YOLDÜZER, YOLGEÇEN, YOLGEÇTİ, YOLGİDER, YOLGÖREN, YOLKESEN, YOLKONAK, YOLKORUR, YOLKÖPRÜ, YOLLAMAH, YOLLAMAK, YOLLAMIŞ, YOLLANAN, YOLLANMA, YOLLATMA, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

YOLAÇAN, YOLAÇTI, YOLAĞZI, YOLAKÇI, YOLAKLI, YOLALAN, YOLALDI, YOLALTI, YOLAMAÇ, YOLAMAK, YOLANTI, YOLAŞAN, YOLATLI, YOLBAŞI, YOLBOYU, YOLÇATI, YOLDERE, YOLDÜZÜ, YOLİNDİ, YOLKAYA, YOLKIYI, YOLKORU, YOLLAMA, YOLLAYI, YOLOĞLU, YOLÖREN, YOLTASI, YOLUNMA, YOLUYLA, YOLÜSTÜ, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

YOLAÇA, YOLAPA, YOLBİL, YOLBUL, YOLDAM, YOLDAŞ, YOLIRA, YOLLAK, YOLLUH, YOLLUK, YOLMAK, YOLPAK, YOLPAZ, YOLPUK, YOLSUZ, YOLTAR

5 harfli kelimeler

YOLAÇ, YOLAF, YOLAH, YOLAK, YOLAL, YOLCA, YOLCİ, YOLCU, YOLÇİ, YOLGU, YOLLU, YOLMA, YOLUK

4 harfli kelimeler

YOLA

3 harfli kelimeler

YOL

Bazı kelimelerin anlamları

YOL

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

YOLAKLAMAK

Götürmek, yol göstermek. Saçını yolmak. Uğurlamak. Suyolunun önündeki engelleri gidermek. Sebzeleri gelişi güzel yolmak, koparmak.

YOLHASEKİSİ

Sefere giden padişahın yanındaki haseki.

YOLCİLAMAK

Yolculamak, uğurlamak.

YOLLAYABİLMEK

Yollama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YOLLARBAŞI

Karaman kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa kenti, Viranşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

YOLADÜŞMEK

Yolmağa başlamak, çok çok yolmak.

YOLLAYABİLME

Yollayabilmek işi.

YOLDAŞLAŞMAK

Yol arkadaşlığı yapmak.

YOLDURTMAK

Yoldurma işini yaptırmak.

YOLCUPUNARI

Balıkesir kenti, Sındırgı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

YOLLUKÇULUK

Her seferi için belirtilen ücret karşılığı, hayvanıyla yük taşıma işi.

YOLCUPINARI

Ağrı şehrinde, Diyadin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Balıkesir kenti, Sarıbeyler bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YOLMAÇAYIR

Van şehrinde, Başkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

YOLDAŞLANMAK

Arkadaşlık yapmak.

YOLCULAMAK

Uğurlamak. Yolculamak, uğurlamak.

  -   -   -  

Anlamında YOL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABBAS

"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.

ADİLEŞTİRMEK

Adileşmesine yol açmak.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

AĞLATMAK

Ağlamasına yol açmak.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AĞIZDAN

Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

AĞRITMAK

Ağrımasına yol açmak.

AGARAGAR

Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ADAP

Töre. Yol yordam.

ADRENALİN

Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

AĞIRLAŞTIRMAK

Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.