Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tık" olan, toplam 116 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DANGALAFISTIK
BAĞRIYIRTIK, KOYUNKIRTIK, TOPANYASTIK
HABAYASTIK, SARISALTIK, TATLIKATIK
AHCIKATIK, AKCAKATIK, AKÇAGATIK, AKÇAKATIK, BAŞKILTIK, KIÇYASTIK, MAMATATIK
AYIRTTIK, BALKATIK, BİKIRTIK, KARAMTIK, KIRISTIK, SARIMTIK, SOMARTIK, YALAMTIK, YILMATIK
DAĞITIK, DAMITIK, SIRITIK, YARATIK, ABARTIK, AKKATIK, AYARTIK, BIRTTIK, HARŞTIK, ORNATIK, ŞIPITIK, TIRTTIK, YALITIK
BALTIK, BASTIK, FISTIK, MANTIK, RASTIK, SALTIK, TIRTIK, YASTIK, YIRTIK, ANITIK, BARTIK, BISTIK, BITTIK, CANTIK, CASTIK, CILTIK, CIRTIK, ÇARTIK, ÇILTIK, ÇIRTIK, ÇITTIK, DIKTIK, FIRTIK, GANTIK, GARTIK, GIRTIK, HILTIK, HINTIK, HIRTIK, HIŞTIK, Devamını Oku »»
ALTIK, ARTIK, BATIK, ÇATIK, FITIK, KATIK, KITIK, YATIK, ANTIK, BITIK, ÇITIK, FATIK, GATIK, GITIK, HITIK, MITIK, NATIK, PATIK, PITIK, SATIK, TATIK
ATIK
TIK
TIK
İnce ve küçük bir nesne ile sert bir yere vurulduğunda çıkan ses.
KIÇYASTIK
Arabalarda, arka dingil üzerine çakılan yassı ağaç. (Mudurnu Bolu).
HABAYASTIK
Yüz kısmı dokuma tezgâhında yapılan yastık. (Körküler Yalvaç Isparta).
AKÇAKATIK
Yağlı ve süzülmüş yoğurttan yapılan ve kışa saklanan bir çeşit peynir.
AKÇAGATIK
Yağlı ve süzülmüş yoğurttan yapılan ve kışa saklanan bir çeşit peynir.
AKCAKATIK
Ayran. Kışa saklanmak üzere kurutulan, yağlı, süzülmüş yoğurt. Yağlı ve süzülmüş yoğurttan yapılan ve kışa saklanan bir çeşit peynir.
SARISALTIK
Tunceli şehri, Hozat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
BAŞKILTIK
Yatağın baş tarafı.
AHCIKATIK
Yoğurttan yapılan bir çeşit peynir.
KOYUNKIRTIK
Kastamonu şehri, Küre ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
MAMATATIK
Anlayışsız, aptal.
TOPANYASTIK
Köşe yastığı. (Yalvaç Isparta).
DANGALAFISTIK
Tahterevalli.
BAĞRIYIRTIK
Cömert.
TATLIKATIK
Yağı alınmamış yoğurttan yapılan bir çeşit peynir.
AYIRTTIK
Aynı kökten türemiş türlü şekillerin bir takımında bulunan ortak türeme öğesi: dolmak ve doymak aynı kökten türemiş diye kabul edildiği takdirde birinin ayırttığı -I-, öbürünün -y- olur.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTIKLAMAK
Yemekte artık bırakmak.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
ARTIK
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
ARTIKLAMA
Artıklamak işi.
ASKILIK
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
AKILSALLAŞTIRMA
Akılsallaştırmak işi. Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması.
AMEL
Yapılan iş, edim, fiil. İshal. Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.
ALTMIŞ
Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ALTI
Beşten sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. Beşten bir artık.
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
ALINLIK
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.