Kelimeler arşivinde; içinde "tın" olan, toplam 292 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FIRTINAKUŞUGİLLER
BÜYÜKALTINBULAK, KÜÇÜKALTINBULAK
FIRTINAKUŞLARI
ALTINSİNEKLER
HADDİZATINDA, TINGILDATMAK, TINGIRDATMAK, ALTINHÜSEYİN, ALTINKELEBEK, ESKİALTINTAŞ, HATINBARNAĞI, TINCİKLENMEK
ALTINLAŞMAK, TINGILDAMAK, TINGILDATMA, TINGIRDAMAK, TINGIRDATMA, ALTINTOPRAK, ALTINYAPRAK, BARTINLILIK, DARMANTINAZ, HATINDÖŞEĞİ, SIRTINKILIÇ, TINGILLAMAK, TINMIHLAMAK, TINTINLAMAK
ALTINCILIK, ALTINYAYLA, TINGILDAMA, TINGIRDAMA, ALTINBEŞİK, ALTINBALIK, ALTINBARAN, ALTINBAŞAK, ALTINBÖCEK, ALTINBÖLÜM, ALTINBULAK, ALTINÇANAK, ALTINÇAYIR, ALTINÇEVRE, ALTINÇİÇEK, ALTINDAMLA, ALTINEVLER, ALTINGEDİK, ALTINHANIM, ALTINHATUN, ALTINKESİT, ALTINKILIÇ, ALTINKİLİK, ALTINKUŞAK, ALTINKÜREK, ALTINLAŞMA, ALTINÖLÇEK, ALTINPINAR, ALTINTARLA, ALTINUŞAĞI, Devamını Oku »»
ALTINEKİN, ALTINIMSI, ALTINOLUK, FIRTINALI, TINLAMALI, YIRTINMAK, ALTINABAT, ALTINAHIR, ALTINAKAR, ALTINAYVA, ALTINBİKE, ALTINBOĞA, ALTINDERE, ALTINELMA, ALTINEMEK, ALTINIŞIK, ALTINIŞIN, ALTINKAYA, ALTINKENT, ALTINTEPE, ALTINÜZÜM, ALTINYAKA, ALTINYAZI, ALTINYURT, ÇITINGILI, ÇITINKILI, DARTINMAK, DARTINMEK, FIŞTINMAK, GIVTINMAK, Devamını Oku »»
ALTINBAŞ, ALTINDAĞ, ALTINOVA, ALTINÖZÜ, ALTINTAŞ, ALTINTOP, ÇATINMAK, ŞARTINCA, TINGADAK, TINGIRTI, TINLAMAK, YIRTINIŞ, YIRTINMA, ALTINBAY, ALTINCIK, ALTINÇAĞ, ALTINÇAY, ALTINDAL, ALTINGÖZ, ALTINGÜL, ALTINHAN, ALTINKIZ, ALTINKÖY, ALTINKUM, ALTINLAR, ALTINNUR, ALTINOBA, ALTINSAÇ, ALTINSOY, ALTINTAÇ, Devamını Oku »»
ALTINCI, ÇATINMA, FIRTINA, KATINTI, TINLAMA, ALANTIN, ALTINAY, ALTINCA, ALTINDA, ALTINEL, ALTINER, ALTINİZ, ALTINLI, ALTINLİ, ALTINOK, ALTINÖZ, ALTINSI, ALTINSU, ARTINTI, ATINMAK, CIRTINA, ÇATINTI, ÇITINAH, ÇITINAK, ÇITINGI, ÇITINIK, ÇITINUK, FIŞTINA, GATINTI, HARTINA, Devamını Oku »»
BARTIN, TINGIR, TINMAK, TINNET, TINTIN, AKRTIN, ATINAK, ATINCI, ATINIM, ATINTI, CARTIN, DARTIN, DIPTIN, GATINÇ, GILTIN, HATINA, HINTIN, IŞITIN, KARTIN, KIRTIN, MANTIN, PALTIN, PARTIN, PITINA, TINCIH, TINCİH, TINCİK, TINGAÇ, TINGAY, TINGAZ, Devamını Oku »»
ALTIN, ARTIN, BATIN, TINAZ, TINMA, ÇITIN, HATIN, IŞTIN, KATIN, TINAL, TINAR, TINAS, TINGA, TINGI, TINIM, TINIR, TINIS, TINIŞ, TINKA, TINKI, TINTI
TINI, TINÇ, TING
TIN
TIN
Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi.
TINGILDAMAK
Tıngırdamak.
FIRTINAKUŞLARI
(Tubinares, anlamdaş). Procellariiformes,olmak üzere iki familyası vardır.
KÜÇÜKALTINBULAK
Ardahan ilinde, Göle ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TINGIRDATMAK
Tıngırtı çıkarmak, tıngıldatmak. Çalgıyı biraz çalabilmek, tıngıldatmak.
HADDİZATINDA
Aslında.
ALTINSİNEKLER
Çeşitli türleri, özellikle yara kurtlanmalarına yol açtığı için, insan ve hayvan sağlığı yönünden büyük önem taşıyan, yaldızlı yeşilimsi renkte sinekler soyu.
BÜYÜKALTINBULAK
Ardahan ili, Göle belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HATINBARNAĞI
Uzun taneli beyaz üzüm.
ALTINKELEBEK
Karın sonuçları yaldızlı olup, dalayıcı tüycüklerle süslü tırtıl çağında türlü yangılar yapması ve oburca yaprak yemesi dolayısıyle, hem insan, hem hayvan, hem de bitki sağlığı yönünden önem taşıyan akkelebek; altınkıçlı kelebek.
FIRTINAKUŞUGİLLER
(Procellariidae), (Eş anlamlısı: Hydrobatidae),iyi bilinen türleridir.
ALTINHÜSEYİN
Tunceli kenti, Balpayam bucağına bağlı bir bölge.
TINCİKLENMEK
Ağaçların kılcal kökleri karışarak, yumak durumuna gelmek.
ESKİALTINTAŞ
Gaziantep şehri, Araban ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ALTINLAŞMAK
Altın durumu veya görünümü almak.
TINGILDATMAK
Tıngırdatmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ALINLIK
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ALBATROS
Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
AKOR
Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.
AKUPUNKTUR
Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.