TIN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tın" olan, toplam 93 adet kelime bulunmaktadır. tın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

TINGILDATMAK, TINGIRDATMAK, TINCİKLENMEK

11 harfli kelimeler

TINMIHLAMAK, TINGILDAMAK, TINTINLAMAK, TINGILDATMA, TINGILLAMAK, TINGIRDATMA, TINGIRDAMAK

10 harfli kelimeler

TINSIRAKLI, TINGILDAMA, TINGIRAMAK, TINÇLIKSIZ, TINGIRDAMA, TINGIROĞLU, TINĞILAMAK, TINLAMAMAK

9 harfli kelimeler

TINKILTIŞ, TINGIRDAK, TINGIRDEK, TINGIRLAK, TINLATMAK, TINLATICI, TINLAMALI, TINAZDERE, TINAZTEPE, TINSIRMAK, TINÇALMAK

8 harfli kelimeler

TINNADAH, TINKILDI, TINLAMAK, TINLATMA, TINMAMAG, TINMAMAK, TINGIRTI, TINCIMAK, TINSIRIK, TINSIRAK, TINGIRAK, TINMASAK, TINGACIK, TINNAMAK, TINGADAK

7 harfli kelimeler

TINGAFA, TINKAFA, TINAMAK, TINTIRI, TINMATA, TINLAMA, TINAZLI, TINGIRO, TINÇLIK, TINÇSIZ

6 harfli kelimeler

TINKOZ, TINNAK, TINTOS, TINTIŞ, TINTIN, TINMAK, TINNET, TINNIK, TINCIH, TINGAÇ, TINGAY, TINGAZ, TINCİK, TINGIL, TINGIR, TINGIY, TINGOZ, TINCİH, TINIKI, TINKAZ, TINKIR

5 harfli kelimeler

TINKI, TINTI, TINAZ, TINAS, TINAR, TINAL, TINGA, TINGI, TINMA, TINIM, TINIR, TINIS, TINIŞ, TINKA

4 harfli kelimeler

TING, TINÇ, TINI

3 harfli kelimeler

TIN

Bazı kelimelerin anlamları

TIN

Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi.

TINSIRAKLI

Sık sık aksıran kişi.

TINGILDAMAK

Tıngırdamak.

TINMIHLAMAK

Tırmıklamak.

TINGILDAMA

Tıngıldamak durumu veya biçimi.

TINCİKLENMEK

Ağaçların kılcal kökleri karışarak, yumak durumuna gelmek.

TINTINLAMAK

Bir işi yüksünerek, isteksizce yapmak.

TINGILDATMA

Tıngıldatmak işi.

TINGIRDATMAK

Tıngırtı çıkarmak, tıngıldatmak. Çalgıyı biraz çalabilmek, tıngıldatmak.

TINGILLAMAK

Tınlamak, ses çıkarmak.

TINGILDATMAK

Tıngırdatmak.

TINGIRDAMA

Tıngırdamak işi.

TINÇLIKSIZ

Uslu durmayan, yaramaz (çocuk).

TINGIRAMAK

Tıngır tıngır ses çıkarmak. Çok kurumak.

TINGIRDATMA

Tıngırdatmak işi.

TINGIRDAMAK

Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak, tıngıldamak.

  -   -   -  

Anlamında TIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ALAFRANGA

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ALBATROS

Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

AKUPUNKTUR

Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.

AKOR

Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.

ALICI

Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

ALINLIK

Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).