Sonu TIN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tın" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

BEYAZALTIN

8 harfli kelimeler

YAVAŞTIN, MIKÇITIN, MIKNATIN, TAMBATIN, ANNALTIN, TOMBATIN, TONBATIN, TUMBATIN, UÇKARTIN

7 harfli kelimeler

ALANTIN, ÖZALTIN

6 harfli kelimeler

PARTIN, PALTIN, VARTIN, IŞITIN, MANTIN, KIRTIN, KARTIN, HINTIN, GILTIN, DIPTIN, DARTIN, CARTIN, AKRTIN, TINTIN, BARTIN

5 harfli kelimeler

IŞTIN, KATIN, ALTIN, HATIN, ÇITIN, BATIN, ARTIN

Bazı kelimelerin anlamları

TIN

Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi.

YAVAŞTIN

Yavaş olun, kendinize gelin!.

MIKNATIN

Dönü mıknatıs kolcuğu birimi. Öğeciksel parçacıkların mıknatıssal döngü birimi; Bohr mıknatını 5584 Gauss cm/mol 'dür.

TUMBATIN

Pancar.

PARTIN

Karın.

VARTIN

Hanım; kadın.

TONBATIN

Ak pancar.

BEYAZALTIN

Eskişehir kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÖZALTIN

Özü altın gibi değerli olan kimse.

MIKÇITIN

Kalabalık halk topluluğu.

UÇKARTIN

İğreti, çabuk ayrılabilir, kopabilir: Pek uçgartın bağlanmış.

ALANTIN

Gürgenlerin dibinde veya alan yerlerde biten, sütlü, beyaz renkli ve yemeği yapılan bir çeşit mantar.

ANNALTIN

Alna takılan altın.

TAMBATIN

Yerelması.

PALTIN

Semerin arkasındaki kösele parçası. (Miri Fatsa Ordu).

TOMBATIN

Pancar.

  -   -   -  

Anlamında TIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALBATROS

Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AKUPUNKTUR

Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

AKOR

Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

ALICI

Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ALINLIK

Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ALAFRANGA

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.