Kelimeler arşivi içinde; başında "tel" olan, toplam 276 adet kelime bulunmaktadır. tel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TELEKOMÜNİKASYON, TELEREZEKTOSKOPİ, TELEVİZYONAGİDER, TELLENDİREBİLMEK
TELEVİZYONCULUK, TELEVİZYONSEVER, TELLENDİREBİLME
TELAŞLANDIRMAK
TELANGİEKTAZİ, TELAŞLANDIRMA, TELEFONLAŞMAK, TELEFONOMETRE, TELEFONSUZLUK, TELEFOTOGRAFİ, TELEKONFERANS, TELEVİZYONLUK, TELSOLUCANLAR
TELADORSAGİA, TELANGİYOZİS, TELEFONCULUK, TELEFONLAŞMA, TELENSEFALON, TELEOBJEKTİF, TELESEKRETER, TELEVİZYONCU, TELGRAFÇILIK, TELLENDİRMEK
TELAŞLANMAK, TELAŞSIZLIK, TELAZİYOZİS, TELEKSÇİLİK, TELGRAFHANE, TELGRAFNAME, TELİMSİNMEK, TELLENDİRME, TELMİSARTAN, TELSİZCİLİK, TELSOLUCANI, TELTİKLEMEK
TELAHSİMEK, TELAŞLANIŞ, TELAŞLANMA, TELAŞLILIK, TELEFONSUZ, TELEFSİMEK, TELEJECTOR, TELEKİNEZİ, TELEKLEMEK, TELENZEPİN, TELEOLOJİK, TELEPLASTİ, TELESİNEMA, TELESKOBİK, TELEVİZYON, TELEVSİMEK, TELİMSİNİR, TELKESKİSİ, TELKÜFLÜCE, TELLİBÖCEK, TELLİKUŞAK, TELLİMİNCİ, TELLİTAŞIT, TELOGNOZİS, TELÖTOSPOR, TELPANCARI
TELALAMAK, TELÇAPRAZ, TELEBİYET, TELEFERİK, TELEFONCU, TELEFONLU, TELEGIRAF, TELEMETRE, TELEMETRİ, TELEOLOJİ, TELEONOMİ, TELEPATİK, TELERADAR, TELESEMEK, TELESİMEK, TELESİYEJ, TELEVİSOR, TELEVİZON, TELEZİMEK, TELGÖMLEK, TELGÖVNEK, TELGRAFÇI, TELİBLİSİ, TELKALBUR, TELKUYRUK, TELLAKLIK, TELLALİYE, TELLALLIK, TELLENMEK, TELLETMEK, Devamını Oku »»
TELAFFUZ, TELALAMA, TELAŞSIZ, TELAURUV, TELÇEKER, TELDOLAP, TELEFGİN, TELEGRAF, TELEKART, TELEKLER, TELEKSÇİ, TELENMEK, TELEPATİ, TELERMEK, TELESİME, TELESKOP, TELESMEĞ, TELESMEK, TELEŞMEK, TELEÜTÇE, TELGIRAF, TELGÖREN, TELGÖZEL, TELHİSÇİ, TELİKELİ, TELKIRMA, TELKURDU, TELLEMEK, TELLENME, TELLETME, Devamını Oku »»
TELAÇAN, TELAHUK, TELAKKİ, TELASÜK, TELAŞLA, TELAŞLI, TELATİN, TELBAĞI, TELBEĞİ, TELÇİVİ, TELEFAT, TELEFON, TELEHLİ, TELEKIZ, TELEMBE, TELEMEK, TELEMEN, TELEMİR, TELEMÜK, TELERİK, TELERME, TELESİK, TELESÜK, TELETÜR, TELETÜS, TELEVON, TELGRAF, TELİMER, TELİTİS, TELİVON, Devamını Oku »»
TELAFİ, TELAKİ, TELARİ, TELARO, TELAŞE, TELBİN, TELBİS, TELBİZ, TELBÜZ, TELCİK, TELDAK, TELDÜK, TELEBE, TELEHE, TELEKE, TELEKS, TELEME, TELENK, TELESİ, TELEÜT, TELEYH, TELFİN, TELFON, TELFÜN, TELHİN, TELHİS, TELKEN, TELKER, TELKİH, TELKİN, Devamını Oku »»
TELAS, TELAŞ, TELBE, TELCE, TELCİ, TELÇE, TELEB, TELEF, TELEH, TELEK, TELEM, TELES, TELİF, TELİJ, TELİK, TELİM, TELİN, TELİS, TELİZ, TELLE, TELLİ, TELME, TELMİ, TELOT, TELSİ, TELTİ, TELVE
TELA, TELE, TELİ
TEL
TEL
Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne. Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan. Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri, lif. İnsan saçını oluşturan ipçik. Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne. Telgraf.
TELEREZEKTOSKOPİ
Meme başı kanalında bulunan üremelerin endoskopik yöntemle tedavisi.
TELEFOTOGRAFİ
Fotoğraf, resim, yazı vb. durağan görüntülerin elektrik akımıyla uzaklara iletilmesi yolu.
TELEFONOMETRE
Telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç.
TELAŞLANDIRMAK
Telaşlanmasına sebep olmak.
TELLENDİREBİLMEK
Tellendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TELAŞLANDIRMA
Telaşlandırmak işi.
TELEVİZYONCULUK
Televizyon yapma, onarma veya satma işi. Televizyoncunun yaptığı iş.
TELEFONLAŞMAK
Birbiriyle telefonda konuşmak.
TELEVİZYONSEVER
Televizyon sanatını, kültürünü benimsemiş, televizyona bundan dolayı bağlı olan kimse; televizyonu bilerek seven izleyici.
TELANGİEKTAZİ
Küçük çaplı kılcal damarların genişlemesiyle oluşan patolojik değişim. Özellikle sığır ve yaşlı kedilerin karaciğerinde, köpeklerin böbreğinde görülür.
TELEVİZYONAGİDER
Bir kimsenin, bir nesnenin, bir varlığın ya da görünümün, görünüş ya da işleniş bakımından televizyona yatkın olması, televizyonda iyi sonuç vermesi niteliği.
TELEKOMÜNİKASYON
Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim.
TELEKONFERANS
Ses ve görüntünün uzağa iletilmesi yoluyla katılanların bir arada olmamalarına karşın birbirleriyle konuşup görüşebildikleri elektronik konferans türü.
TELLENDİREBİLME
Tellendirebilmek işi.
TELEFONSUZLUK
Telefonsuz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞCIK
Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
AKIŞKANLAŞTIRMA
Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.
ALMAŞLI
Almaş niteliği olan.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AHİZE
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AKADEMİK
Akademi ile ilgili olan. Bilimsel niteliği olan.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ALAMETİFARİKA
Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.