Kelimeler arşivi içinde; başında "tava" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. tava ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tava ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAVANTEKNESİ
TAVANALASI, TAVANARASI
TAVANDALI
TAVAZZUH, TAVATTUN, TAVALAMA, TAVASSUT, TAVASAPI, TAVARCOH
TAVACIK, TAVATÜR, TAVATUR, TAVATİR, TAVATIR, TAVAÖZÜ, TAVALIK, TAVAKLI
TAVARA, TAVANA, TAVAŞA, TAVAŞI
TAVAR, TAVAS, TAVAN, TAVAT, TAVAK, TAVAH, TAVAF
TAVA
Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap. Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü. Maden eritilen saplı pota. Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm. Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık. Bu kapta pişmiş yemek. Kireç karıştırılan tekne.
TAVATTUN
Yurt edinme.
TAVANTEKNESİ
(Mimarlık) Kare ya da dikdörtgen biçiminde süslü tavan bölmesi.
TAVARCOH
Umumiyetlere çobanların azık çantası olarak kullanılan deri çanta.
TAVANDALI
Çatı iskeletinin ana ağacı. (Ağıl Eğridir Isparta).
TAVASAPI
Gece yarısından sonra görülen tava biçimindeki yıldız kümesi. Saksağan.
TAVATIR
1.Çok iyi, çok güzel. 2.Eşsiz. 3.Güçlü. 4.Yaman : Ali tavatır adamdır. 5.Ün, san. Pek çok. Bitek toprak. 1.Yaygın söylenti. 2.Abartma, abartı. Çok iyi, çok yararlı, çok güzel.
TAVATİR
Bitek toprak. Söylenti, abartılı söz, dedikodu. Şaşılacak durumda, yaman.
TAVAZZUH
Açıklık kazanma, aydınlanma.
TAVATUR
Abartma, abartı. Çok iyi, çok yararlı, çok güzel. Söylenti, abartılı söz, dedikodu. Arapça kökenli tevâtür: Çok acayip; fazla.
TAVASSUT
Aracılık, ara bulma, aracılık etme.
TAVANALASI
Keçe göbek motifi. (Yalvaç Isparta).
TAVANARASI
Dolapların üst bölümü.
TAVATÜR
Abartma, abartı. 1.Etkili, kuvvetli: Bizim küpün sirkesi amma tavatür. Çok iyi, çok yararlı, çok güzel.
TAVALAMA
Yem ham maddeleri veya ham maddeler karışımının işlemeden önce, belirlenmiş bulunan nem ve/veya sıcaklık özelliklerine getirilmesi işlemi.
TAVACIK
Değirmen çarkının dönmesini sağlayan dolabın tahtasına çakılan demir parçası. Kurbağa yavrusu.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞDADİ
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ÇANDI
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.
ARACILIK
Aracının yaptığı iş, tavassut. Aracı olma durumu, vasıta, vasıtalık.
DONAM
Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.
BİFTEK
Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi.
DIĞAN
Yağ tavası.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
ANAVAŞYA
Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
DÜDEN
Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.
DAMAK
Ağız boşluğunun tavanı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ÇEVRİNME
Çevrinmek işi, tavaf.
DÖNÜŞLÜ
Dönüşü olan. Öznesi ile nesnesi bir olan, mutavaat.
DÖŞEME
Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
DİKİT
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.
ÇEVRİNMEK
Bir şeyin etrafında saygı ile dolanmak, tavaf etmek. Kendini çevirmek, dönmek.