Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tavı" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tavı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tavı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tavı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BULGURTAVI
CARATAVI
TAVTAVI
CITAVI, PATAVI, TATAVI, TETAVI
TAVI
TAVI
Tavuk. Tava.
PATAVI
Beceriksiz.
TAVTAVI
Aptal, budala.
BULGURTAVI
Tarlanın, tohum ekilebilecek hali.
CARATAVI
Şubat ve mart aylarında yapılan ekim. (Körküler Yalvaç Isparta).
TATAVI
İyi pişmemiş yemek. Ramazandan bir önceki gün. Beceriksiz. Bilinçsiz, gelişigüzel yapılan iş. Ramazandan bir gün önce tutulan oruç. İyi pişmemiş yemek için. Baştansavma ve tez yapılan iş.
CITAVI
Tavuk ibiği.
TETAVI
Arife günü.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAVI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
DİZİ
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
TAVLI
Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş. Semiz, şişman (hayvan).
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.