Kelimeler arşivi içinde; başında "taya" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. taya ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu taya ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde taya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAYANAMAMAK
TAYADURMAK
TAYAKADIN, TAYALAMAK
TAYAYDIN, TAYATMAK
TAYALIK, TAYASSU, TAYANOH, TAYALAN, TAYADAŞ
TAYALI, TAYANÇ, TAYARA, TAYAĞA
TAYAR, TAYAK
TAYA
TAYA
Dadı.
TAYADURMAK
Hayvana yük yüklenirken, daha önce sarılmış olan yanı eğilmesin diye tutmak, dengelemek.
TAYADAŞ
Eş, denk, yaşıt.
TAYAĞA
Sopa : Tayağa ile pamuk atarlar.
TAYANAMAMAK
Mukaveket gösterememek.
TAYALAN
Sivas ili, Yavu nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TAYANOH
Dayanıklılık.
TAYASSU
Memeliler (Mammalia) sınıfının, çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, pekarigiller (Tayassuidae) familyasından, 105 cm kadar uzunlukta, kara renkli, çenesi beyaz, Amerika'da yaşayan bir tür. (Tayassu pecari) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının pekarigiller (Tayassuidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 105 cm. Rengi kara olup çenesi beyazımsıdır. Amerikada yaşar.
TAYALIK
Dadılık.
TAYANÇ
Dayanma gücü, sabır.
TAYARA
Tayyare, uçak.
TAYALAMAK
Harmanda ikinci kez ayalama işlemi yapmak.
TAYAKADIN
Edirne şehri, Karakasım bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İstanbul kenti, Gaziosmanpaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TAYALI
Ordu ili, Bolaman nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TAYATMAK
Dayamak, dayatmak// tayatmak doşatmak: dayayip döşemek.
TAYAYDIN
Aydınlık, parlak yüzlü çocuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARIZ
Sonradan ortaya çıkan. Bulaşmış, musallat olmuş.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ATACILIK
Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme, atavizm.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AMPİR
Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.
ATALIK
Ataya yakışır davranış, babalık.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
ANLAŞILMAK
Anlama işine konu olmak. Belli olmak, ortaya çıkmak.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
APLİKASYON
Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.