TAVI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tavı" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. tavı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tavı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tavı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TAVIRLANDIRMAH

13 harfli kelimeler

TAVIKGARAĞISI

9 harfli kelimeler

TAVIKGÖTÜ, TAVISAMAK

7 harfli kelimeler

TAVICIK, TAVIRLI, TAVIŞTI

5 harfli kelimeler

TAVIH, TAVIK, TAVIR, TAVIŞ

4 harfli kelimeler

TAVI

Bazı kelimelerin anlamları

TAVI

Tavuk. Tava.

TAVIK

Tavuk.

TAVICIK

Küçük yağ tavası.

TAVIKGARAĞISI

Karanlıkta görememe hastalığı.

TAVIR

Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.

TAVIH

Tavuk. Tavuk, bk. tovuh.

TAVIRLANDIRMAH

Büyütmek.

TAVIŞ

Ateş, sıcaklık: Yüreğimin tavışı söndi. Hafif ses.

TAVIŞTI

1.Ayak sesi : Tavıştından senin geldiğini ağnadım. Ses, hafif gürültü, tıkırtı.

TAVISAMAK

Isısını, gücünü kaybetmek.

TAVIKGÖTÜ

Kesilen dalların yerinde oluşan ortası çukur, çevresi saçaklı yer.

TAVIRLI

Tavrı olan.

  -   -   -  

Anlamında TAVI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAVI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİZİ

Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film.

İŞVE

Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.

EDA

Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.

PALYAÇOLUK

Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.

EDALI

Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.

VAZİYET

Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.

SERTLENMEK

Sert bir tavır almak, sertleşmek.

ŞİŞİNMEK

Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.

TAVLI

Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş. Semiz, şişman (hayvan).

DAVRANMAK

Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.

GÜLECEN

Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).

KUTUPLAŞMAK

Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.

ŞİVE

Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.

BLÖF

İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.

VAMP

Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.

TUTUM

Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

SAPIK

Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.

DURUM

Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

LEVANTEN

Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.

KUBARMAK

Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.