Sonu SON ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "son" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. Sonu son ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında son olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde son olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

İNTERTAKSON, ANGLOSAKSON

10 harfli kelimeler

İHNOTAKSON, KOMPLEKSON, NALTREKSON

9 harfli kelimeler

ALAGARSON, KONNEKSON, NÖROAKSON, OLİGOPSON, BAŞGARSON, ROKSARSON

8 harfli kelimeler

NALOKSON, MONAKSON, MEZAKSON, FARMASON, ULTRASON, İNFRASON, HİPERSON

7 harfli kelimeler

ODYOSON, POİSSON, YARISON, CİRASON, KLAKSON

6 harfli kelimeler

GAPSON, DAPSON, TELSON, TAKSON, KARSON, ŞANSON, SAMSON, ANASON, GARSON, KONSON

5 harfli kelimeler

SASON, AKSON, SİSON, FASON, MASON, MUSON, ERSON, MESON, ŞOSON, ABSON, APSON, FİSON

3 harfli kelimeler

SON

Bazı kelimelerin anlamları

SON

Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Döl eşi. En arkada bulunan. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. Uç, sınır. Olanca. Ölüm.

MONAKSON

Bir aksonlu sinir hücresi.

ANGLOSAKSON

V. ve VI. yüzyılda Büyük Britanya'yı ele geçiren Cermen ırkından oymaklar. Ana dili İngilizce olan kimse.

BAŞGARSON

Şef garson.

ROKSARSON

Özellikle Eimeria tenella sporozoitlerine karşı kullanılan antikoksidiyal ilaç.

KONNEKSON

Aralıklı birleşme yerlerindeki karşılıklı iki plazma zarında bulunan ve konneksin adı verilen her biri 32000 molekül ağırlığında hekzamerik proteinden oluşmuş kanal yapı.

OLİGOPSON

Az alıcı.

NÖROAKSON

İmpulsları sinir hücresinden uzaklara taşıyan sinir ipliği.

NALOKSON

Kimyaca N-alilnoroksimorfon hidroklorür olan opioit antagonisti bir ilaç.

ALAGARSON

Kısa kesilmiş saç. Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı.

İNTERTAKSON

İki takson arasında yer alan bir takson.

NALTREKSON

Opioitlerden ileri gelen zehirlenmeler veya doz aşımı durumlarının tedavisinde kullanılan, opioit almaç engelleyicisi, narkotik antagonisti bir ilaç.

MEZAKSON

Miyelin kılıfı meydana getirmek üzere aksonun etrafında Schwann hücre zarlarının karşılaştıkları yerde meydana getirdikleri boyun şeklindeki yapı. Aksona doğru olan iç mezakson, Schwann plazma zarına doğru olan dış mezaksonu oluşturur. Perifer sinirlerin miyelinleşmesinde aksonun Şıvan hücresi sitoplazmasına birleştiği başlangıç bölümü.

KOMPLEKSON

Etilen diamin tetra asetik asitin değişik bileşikleri için ticari ad. Etilen diamin tetra asetik asit sodyum tuzu (EDTA) kompleksometrik titrasyonlarda kullanılır.

FARMASON

Mason. Dinsiz, imansız.

İHNOTAKSON

Bir hayvanın fosil çalışmalarına dayanan sınıflandırılması.

  -   -   -  

Anlamında SON bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SON geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKLANAN

Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.

AKSAK

Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

AHLAF

Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.

AKRABA

Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

AKAMET

Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AHİREN

Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AKIBET

Bir iş veya durumun sonu, sonuç. Sonunda, önünde sonunda.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

AKILLANMAK

Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.