Kelimeler arşivi içinde; başında "sor" olan, toplam 140 adet kelime bulunmaktadır. sor ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sor ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sor olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SORGULANABİLMEK, SORGULATABİLMEK, SORGULAYABİLMEK, SORGUNCUKAHİLER, SORUŞTURABİLMEK, SORUŞTURMACILIK
SORDURTABİLMEK, SORGULANABİLME, SORGULATABİLME, SORGULAYABİLME, SORUMSUZLAŞMAK, SORUŞTURABİLME
SORDURABİLMEK, SORDURTABİLME, SORGUÇKAVAKLI, SORGUNTATLISI, SORUMSUZLAŞMA
SORDURABİLME, SOREKSGİLLER, SORGUÇLANMAK, SORUŞTURMACI
SORGUÇLANMA, SORGULANMAK, SORGULATMAK, SORUMSUZLUK, SORUNSUZLUK, SORUŞTURMAK, SORUŞTURUCU, SORUTTURMAK
SORABİLMEK, SORADÜŞMEK, SORDURTMAK, SORGULAMAK, SORGULANIŞ, SORGULANMA, SORGULATMA, SORKOĞLANI, SORMAŞEKER, SORUMLULUK, SORUMSUZCA, SORUNUFAĞI, SORUNULMAK, SORUŞTURMA, SORUVERMEK
SORABİLME, SORDURMAK, SORDURTMA, SORGUÇSUZ, SORGULAMA, SORKANMAK, SORKAŞMAK, SORKUNCAK, SORKUNCUK, SORNAŞMAK, SORUŞTURU, SORUVERME
SORDURMA, SOREDYUM, SORGUÇLU, SORGUSUZ, SORİLMAK, SORKUNLU, SORMALIK, SORTULLU, SORULAMA, SORULMAK, SORUMLUK, SORUMSUZ, SORUNCUL, SORUNSAL, SORUNSUZ, SORUŞMAH, SORUŞMAK, SORUTKAN, SORUTMAH, SORUTMAK
SORAĞAÇ, SORAĞAN, SORAMAK, SORGUCU, SORMACA, SORTMAK, SORUDAK, SORULMA, SORUMAK, SORUMLU, SORUNCA, SORUNLU, SORUŞMA, SORUTMA
SORAHI, SORANI, SORANİ, SORBAT, SORBİT, SORGAÇ, SORGAN, SORGUÇ, SORGUM, SORGUN, SORĞUN, SORĞUŞ, SORHUN, SORKUÇ, SORKUN, SORMAÇ, SORMAH, SORMAK, SORMUK, SORSAN, SORSAT, SORSUM, SORŞİN, SORTCU, SORUAN, SORUCU, SORUMA
SORAĞ, SORAH, SORAK, SORAL, SORFA, SORGU, SORĞİ, SORİK, SORİT, SORMA, SOROĞ, SORPA, SORTİ, SORUK, SORUM, SORUN, SORUS, SORUŞ, SORUT
SORA, SORO, SORU
SOR
SOR
Ağacın odun tabakası. Çayır biçilirken sırayla toplanan ot bağlamları.
SORUMSUZLAŞMAK
Sorumsuzca davranmak.
SORUŞTURABİLMEK
Soruşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGULATABİLMEK
Sorgulatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGUÇKAVAKLI
Kars şehrinde, Digor ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SORDURTABİLME
Sordurtabilmek işi.
SORDURTABİLMEK
Sordurtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGULAYABİLMEK
Sorgulama imkânı veya olasılığı bulunmak. Sorgulamaya yetkili olmak.
SORGULAYABİLME
Sorgulayabilmek işi.
SORGUNCUKAHİLER
Bilecik şehrinde, Yenipazar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SORUŞTURABİLME
Soruşturabilmek işi.
SORGULANABİLMEK
Sorgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGULANABİLME
Sorgulanabilmek işi.
SORGULATABİLME
Sorgulatabilmek işi.
SORDURABİLMEK
Sordurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORUŞTURMACILIK
Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
BAŞÖĞRETMEN
İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AYDINLATMAK
Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BAŞDEKORCU
Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
AYDINLANMAK
Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AYIRTMAN
Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli, mümeyyiz.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ANKET
Sormaca.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.