İçinde SOR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sor" olan, toplam 194 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sor bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sor ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sor olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SORUŞTURMACILIK, ABSORBSİYOMETRİ, SORGULANABİLMEK, SORGULATABİLMEK, SORGULAYABİLMEK, SORGUNCUKAHİLER, SORUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

SORUMSUZLAŞMAK, MALABSORBSİYON, SORDURTABİLMEK, SORGULANABİLME, SORGULATABİLME, SORGULAYABİLME, SORUŞTURABİLME, TOPLUSORUŞTURU

13 harfli kelimeler

SORUMSUZLAŞMA, KEMOSORPSİYON, SORDURABİLMEK, SORDURTABİLME, SORGUÇKAVAKLI, SORGUNTATLISI

12 harfli kelimeler

SORGUÇLANMAK, SORUŞTURMACI, DOKSORUBİSİN, EKSTENSORYUS, LİOSORPSİYON, PSORYASİFORM, REASSORTMENT, SORDURABİLME, SOREKSGİLLER, SUSPENSORYUS

11 harfli kelimeler

KONSORSİYUM, SORGULANMAK, SORUMSUZLUK, SORUNSUZLUK, SORUŞTURMAK, SORUŞTURUCU, ABSORBSİYON, ADSORPLANMA, ADSORPSİYON, PSOROPTİDAE, SORGUÇLANMA, SORGULATMAK, SORUTTURMAK

10 harfli kelimeler

SORGULAMAK, SORGULANIŞ, SORGULANMA, SORUMLULUK, SORUMSUZCA, SORUŞTURMA, SPONSORLUK, AKSESORYUS, COMPRESSOR, KOMPRESSOR, PSOROPHORA, SORABİLMEK, SORADÜŞMEK, SORDURTMAK, SORGULATMA, SORKOĞLANI, SORMAŞEKER, SORUNUFAĞI, SORUNULMAK, SORUVERMEK

9 harfli kelimeler

SORDURMAK, SORGUÇSUZ, SORGULAMA, ABSORBANS, ABSORBENT, ABSORBTİF, DEPRESSOR, DİSOREKSİ, EKSTENSOR, PREKÜRSOR, PROCESSOR, PSOROPTES, PSOROPTİK, PSORYAZİS, REABSORBE, SENSORYUM, SORABİLME, SORDURTMA, SORKANMAK, SORKAŞMAK, SORKUNCAK, SORKUNCUK, SORNAŞMAK, SORUŞTURU, SORUVERME, TARSORAFİ, TELEVİSOR

8 harfli kelimeler

SORDURMA, SORGUÇLU, SORGUSUZ, SORULMAK, SORUMSUZ, SORUNSAL, SORUNSUZ, SORUŞMAK, SORUTKAN, SORUTMAK, ADSORBAN, ADSORBAT, AKSORGUÇ, LOPRESOR, PSORALEN, SİMSORUT, SOREDYUM, SORİLMAK, SORKUNLU, SORMALIK, SORTULLU, SORULAMA, SORUMLUK, SORUNCUL, SORUŞMAH, SORUTMAH

7 harfli kelimeler

ABSORBE, ASORTİK, GENSORU, SORMACA, SORULMA, SORUMAK, SORUMLU, SORUNLU, SORUŞMA, SORUTMA, SPONSOR, ASANSOR, FLEKSOR, GALİSOR, MALİSOR, SORAĞAÇ, SORAĞAN, SORAMAK, SORGUCU, SORTMAK, SORUDAK, SORUNCA

6 harfli kelimeler

ASORTİ, SORGUÇ, SORGUN, SORMAK, SORMUK, SORUMA, SİMSOR, SORAHI, SORANI, SORANİ, SORBAT, SORBİT, SORGAÇ, SORGAN, SORGUM, SORĞUN, SORĞUŞ, SORHUN, SORKUÇ, SORKUN, SORMAÇ, SORMAH, SORSAN, SORSAT, SORSUM, SORŞİN, SORTCU, SORUAN, SORUCU

5 harfli kelimeler

SORGU, SORİT, SORMA, SORTİ, SORUM, SORUN, GOSOR, KUSOR, PİSOR, SORAĞ, SORAH, SORAK, SORAL, SORFA, SORĞİ, SORİK, SOROĞ, SORPA, SORUK, SORUS, SORUŞ, SORUT

4 harfli kelimeler

SORU, SORA, SORO

3 harfli kelimeler

SOR

Bazı kelimelerin anlamları

SOR

Ağacın odun tabakası. Çayır biçilirken sırayla toplanan ot bağlamları.

SORGUNCUKAHİLER

Bilecik şehrinde, Yenipazar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

SORGULAYABİLME

Sorgulayabilmek işi.

SORUŞTURABİLMEK

Soruşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SORUŞTURABİLME

Soruşturabilmek işi.

SORGULANABİLME

Sorgulanabilmek işi.

SORGULAYABİLMEK

Sorgulama imkânı veya olasılığı bulunmak. Sorgulamaya yetkili olmak.

SORGULATABİLME

Sorgulatabilmek işi.

SORUMSUZLAŞMAK

Sorumsuzca davranmak.

SORDURTABİLMEK

Sordurtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

MALABSORBSİYON

Emilim bozukluğu sendromu.

SORUŞTURMACILIK

Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.

SORGULATABİLMEK

Sorgulatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SORGULANABİLMEK

Sorgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TOPLUSORUŞTURU

Bir soru çizinliğinin küme olarak bir arada bulunan kişilere ya da küme oluşturan evrenlere verilerek yanıtların aynı zamanda ve topluca alınması.

ABSORBSİYOMETRİ

Kemik mineral düzeyinin veya yoğunluğunun ölçümü.

  -   -   -  

Anlamında SOR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AYIRTMAN

Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli, mümeyyiz.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

BAŞÖĞRETMEN

İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

BAŞDEKORCU

Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.

ARAMAK

Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

AYDINLANMAK

Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

ALGORİTMA

Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AYDINLATMAK

Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ANKET

Sormaca.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.