Kelimeler arşivi içinde; başında "sih" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. sih ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sih ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sih olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SİHLİDGİLLER
SİHİRBAZLIK, SİHİRLENMEK, SİHİŞTURMAK
SİHİRLENME
SİHİLMAK, SİHİRBAZ, SİHİRKAR, SİHSARAY
SİHİRLİ
SİHHET, SİHMAK, SİHMEK
SİHİL, SİHİR
SİH
SİH
Sık. Hindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk.
SİHMEK
Sığmak, oturmak.
SİHİRLİ
Büyülü.
SİHİRBAZ
Büyücü.
SİHSARAY
Bir oyun (horon) çeşidi, sıksaray.
SİHİRBAZLIK
Büyücülük.
SİHHET
Sıhhat.
SİHİRKAR
Büyülü.
SİHİR
Büyü.
SİHİLMAK
Sıkılmak, sıkıntı duymak.
SİHİRLENME
Büyülenme.
SİHMAK
Sıkmak.
SİHİRLENMEK
Büyülenmek.
SİHİŞTURMAK
Birini bir şeye zorlamak, sıkıştırmak.
SİHİL
Kıyı, yalı.
SİHLİDGİLLER
Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt takımından, 1 m kadar uzunlukta, yüzgeçleri dikenli, tatlı sularda yaşayan, dişi balık yavrular çıkana kadar yumurtaları ağzında saklayan türlere sahip bir familya. (Cichlidae), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenliyüzgeçliler (Acanthopterygii) alt-takımına giren bir familyası. m. kadar olabilirler. Yüzgeçleri dikenlidir. Tatlı suda yaşarlar. Bazısı süs balığıdır. Dişi balık, yavrular çıkana kadar yumurtaları ağzında saklar. Melek balığı (Pterophyllum eimekei) türü iyi bilinir.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ÖĞÜTLEMEK
Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek, nasihat etmek.
ÖĞÜTÇÜ
Öğüt veren kimse, nasihatçi. Vaiz.
BÜYÜLENMEK
Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak.
BÜYÜLENME
Büyülenmek işi, efsunlanma, afsunlanma, sihirlenme.
BÜYÜLÜ
Kendisine büyü yapılmış (kimse). Büyü gücü olan, sihirli, afsunlu, efsunlu, füsunlu, füsunkâr, efsunkâr, sihirkâr. Çok etkileyici.
ARPAĞ
Sihir, üfürük, büyü. Sihir, büyü, üfürük.
BÜYÜ
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
BÜYÜCÜLÜK
Büyücünün yaptığı iş, bağıcılık, efsunculuk, afsunculuk, sihirbazlık.
NASİHATÇİLİK
Nasihatçinin işi.
ÖĞÜT
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.
AVSIN
Avcıların avlarından gizlendiği yer. Hayvan sokmalarının zehir ve ağrısını tesirsiz kılmak için yapılan işlem. Bir çeşit göz hastalığı. Sihir, büyü, afsun.
APSON
Büyü, sihir.
BOZDURULABİLME
Bozdurulabilmek işi. fesih kaabiliyyeti, nisbi butlan (bk. bozulabilme).
AVSUN
Sihir, büyü, afsun. Üfürük, nefes: Bizim Alinin başı pek ağrıyor, hocaya avsunlattık da geliyoruz. Hoca ve şeyhlerin afsunlamakta kullandıkları bir madde. Telkin, tesir. Hastaları iyileştirmek için suya dökülen eritilmiş kurşun. Vücutta beliren kabartılar. Tavşan, kuş gibi hayvanları vurmak için kurulan pusu. Efsun. Efsun, büğü.
BAŞAĞI
Baştan çıkmış, söz, nasihat dinlemeyen, terbiyesiz (çocuk): Çocuğu azarlaya, tekdir ede, terbiyesini bilemediler. Başağı ettiler. Hayvanın başına takılan ip, yular. Ak tülbentten yapılan başörtüsü. (Küllük Iğdır Kars).
ABSON
Ateş: Bizim abson yanıyor. Avutma. Büyü, sihir.
BÜYÜCÜ
Büyü yapan kimse, bağıcı, afsuncu, efsuncu, afsuncu, sihirbaz. Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse.
ÖĞÜTLEME
Öğütlemek işi, nasihat.