Kelimeler arşivinde; içinde "sih" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sih bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sih ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sih olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
OKSİHEMOGLOBİN
SİHLİDGİLLER, NASİHATÇİLİK
SİHİRLENMEK, NASİHATNAME, SİHİŞTURMAK, SİHİRBAZLIK
SİHİRLENME
MÜSTENSİH, NASİHATÇİ
SİHSARAY, BESİHANE, SİHİLMAK, SİHİRBAZ, SİHİRKAR, MÜNFESİH
NASİHAT, SİHİRLİ, NESİHAT, NESİHET
SİHMAK, FASİHE, NASİHA, SİHHET, RASİHA, SİHMEK
SİHİL, EYSİH, RASİH, NASİH, ESSİH, SİHİR, NESİH, MESİH, FESİH, FASİH
SİH
Sık. Hindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk.
SİHİŞTURMAK
Birini bir şeye zorlamak, sıkıştırmak.
SİHİRBAZLIK
Büyücülük.
SİHİRKAR
Büyülü.
SİHSARAY
Bir oyun (horon) çeşidi, sıksaray.
SİHLİDGİLLER
Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt takımından, 1 m kadar uzunlukta, yüzgeçleri dikenli, tatlı sularda yaşayan, dişi balık yavrular çıkana kadar yumurtaları ağzında saklayan türlere sahip bir familya. (Cichlidae), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenliyüzgeçliler (Acanthopterygii) alt-takımına giren bir familyası. m. kadar olabilirler. Yüzgeçleri dikenlidir. Tatlı suda yaşarlar. Bazısı süs balığıdır. Dişi balık, yavrular çıkana kadar yumurtaları ağzında saklar. Melek balığı (Pterophyllum eimekei) türü iyi bilinir.
MÜSTENSİH
El yazması eserini el yazısıyla kopya eden kimse. Yazıları çoğaltma makinesi, teksir makinesi.
SİHİRBAZ
Büyücü.
NASİHATNAME
Dinî konularda öğüt veren eser.
NASİHATÇİLİK
Nasihatçinin işi.
SİHİRLENMEK
Büyülenmek.
OKSİHEMOGLOBİN
Akciğerlerde oksijen yoğunluğu yüksek olduğu zaman oksijenin hemoglobinle birleşmesi ile oluşan bileşik. Oksijen yoğunluğunun düşük olduğu dokulara, kısımlarına ayrılarak oksijen verir. Oksijen ile birleşmiş durumdaki hemoglobin.
BESİHANE
Besi yapılmış olan yer.
SİHİLMAK
Sıkılmak, sıkıntı duymak.
NASİHATÇİ
Öğüt veren kimse, öğütçü.
SİHİRLENME
Büyülenme.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABSON
Ateş: Bizim abson yanıyor. Avutma. Büyü, sihir.
BAŞAĞI
Baştan çıkmış, söz, nasihat dinlemeyen, terbiyesiz (çocuk): Çocuğu azarlaya, tekdir ede, terbiyesini bilemediler. Başağı ettiler. Hayvanın başına takılan ip, yular. Ak tülbentten yapılan başörtüsü. (Küllük Iğdır Kars).
ARPAĞ
Sihir, üfürük, büyü. Sihir, büyü, üfürük.
BOZDURULABİLME
Bozdurulabilmek işi. fesih kaabiliyyeti, nisbi butlan (bk. bozulabilme).
APSON
Büyü, sihir.
ÖĞÜTLEME
Öğütlemek işi, nasihat.
ÖĞÜT
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
BÜYÜLENME
Büyülenmek işi, efsunlanma, afsunlanma, sihirlenme.
AVSUN
Sihir, büyü, afsun. Üfürük, nefes: Bizim Alinin başı pek ağrıyor, hocaya avsunlattık da geliyoruz. Hoca ve şeyhlerin afsunlamakta kullandıkları bir madde. Telkin, tesir. Hastaları iyileştirmek için suya dökülen eritilmiş kurşun. Vücutta beliren kabartılar. Tavşan, kuş gibi hayvanları vurmak için kurulan pusu. Efsun. Efsun, büğü.
ÖĞÜTLEMEK
Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek, nasihat etmek.
BOZULABİLME
Bozulabilmek işi. fesih kaabiliyyeti, nisbi butlân (bk. bozdurulabilme).
BÜYÜCÜ
Büyü yapan kimse, bağıcı, afsuncu, efsuncu, afsuncu, sihirbaz. Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse.
BÜYÜCÜLÜK
Büyücünün yaptığı iş, bağıcılık, efsunculuk, afsunculuk, sihirbazlık.
AVSIN
Avcıların avlarından gizlendiği yer. Hayvan sokmalarının zehir ve ağrısını tesirsiz kılmak için yapılan işlem. Bir çeşit göz hastalığı. Sihir, büyü, afsun.
ÖĞÜTÇÜ
Öğüt veren kimse, nasihatçi. Vaiz.
BÜYÜLÜ
Kendisine büyü yapılmış (kimse). Büyü gücü olan, sihirli, afsunlu, efsunlu, füsunlu, füsunkâr, efsunkâr, sihirkâr. Çok etkileyici.
BÜYÜ
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
BÜYÜLENMEK
Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak.