Kelimeler arşivi içinde; başında "op" olan, toplam 90 adet kelime bulunmaktadır. op ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu op ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde op olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OPERATÖRLEŞMEK, OPİSTOMASTİGOT, OPİSTHORCHİDAE
OPERATÖRLEŞME
OPİSTORŞOZİS, OPİSTOKOLEUS, OPİSTHORCHİS, OPSONİZASYON, OPSONİNLEŞME, OPTİMİZASYON
OPİSTOTONOS, OPERATÖRLÜK, OPERASYONEL, OPHİUROİDEA, OPİSTHAPTOR
OPTİKÇİLİK, OPORTÜNİST, OPPİLASYON, OPİSTOZOMA, OPERAKOMİK, OPORTÜNİZM, OPALİNATEA, OPSİYONSUZ, OPAKLANMAK
OPİOİTLER, OPERKÜLER, OPERKULUM, OPERATRİS, OPİSTOZOM, OPERASYON, OPSİYONLU, OPSİYONEL, OPTİMETRİ, OPALİNATA, OPALİNİDA, OPİYOTLAR, OPALLEŞME
OPERATİF, OPALESAN, OPALİNİT, OPTİMİST, OPUNATÇA, OPARATOR, OPSONİZE, OPTİMİZM, OPERETÇİ, OPERATÖR
OPERKÜL, OPTİKUS, OPOSSUM, OPTİKÇİ, OPSİYON, OPSONİN, OPTİMAL, OPERACI, OPTİMUM, OPANÖZÜ, OPALİNA, OPUŞMAK
OPERON, OPERET, OPUNAT, OPAZİT, OPARLO, OPALİN, OPUŞUK
OPYAT, OPTUK, OPTİK, OPSAR, OPBAN, OPÇİN, OPERA, OPİAT, OPİST, OPİUM, OPMAK, OPRAN, OPRUK, OPSİN
OPLA, OPEN, OPSA, OPUK, OPAN, OPUS, OPAL, OPAK
OPO
OP
OP
Şaşma ünlemi. Hop (atlamak, geçmek için).
OPİSTHAPTOR
Monogenea'ların erişkinlerinin ventral yüzünün hemen hemen tamamını kaplayan ve arka kısmında bulunan tutunma organı. Aspidogastrea'ların çengelsiz tutunma organı.
OPİSTOKOLEUS
Omurgalılarda, kuyruk omurlarından önceki omurların merkez bölgelerinin arka kısımlarının içeri çökük, ön kısımlarının da dışa çıkık olması.
OPİSTHORCHİDAE
İnsan ve hayvanların karaciğerinde parazitlenen lanset biçimindeki digenetik trematod ailesi. Bu aile içerisinde Amphimerus, Cyclorchis, Delphinicola, Metorchis, Parametorchis, Phocitrema, Pseudamphistomum, Clonorchis ve Opisthorchis cinsleri bulunmaktadır.
OPİSTOMASTİGOT
Herpetomonas cinsi tripanosomatid protozoonlarda kinetoplast ve bazal cismin hücrenin arka kısmında bulunduğu, öne yönelen ve vücudun ön kısmında serbest hareket eden kamçıya sahip morfolojik evre.
OPİSTORŞOZİS
Opisthorchis cinsi digenetik trematod türlerinin metaserlerlerini taşıyan balıkların çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda oluşan, safra kanallarında ve bu kanalları çevreleyen karaciğer dokusunda hasara, nekroz ve yağ dejenerasyonu olan karaciğer bölgelerinde sirozun oluştuğu enfeksiyon.
OPHİUROİDEA
Yılan yıldızları.
OPTİMİZASYON
En uygun duruma getirme.
OPERATÖRLEŞME
Operatörleşmek işi.
OPERATÖRLEŞMEK
Operatör olmak, operatör gibi davranmak.
OPERASYONEL
Operasyonla ilgili. İşlevsel, hareketli.
OPSONİNLEŞME
Opsoninlerin birikmesiyle fagositozun kolayca yapılması. Bir mikroorganizmanın yüzeyine antikor veya komplemanın C3b komponentinin yapışmasıyla fagositozun artması, opsonizasyon.
OPSONİZASYON
Opsoninleşme. Bakteri veya antijenlerin makrofaj ve nötrofiller tarafından fagasitozunu kolaylaştırmak için antikor veya kompleman gibi opsonin denilen maddelerle bağlanması olayı.
OPİSTHORCHİS
Opisthorchidae ailesinde bulunan, son konaklarının karaciğerinde yaşayan bir trematod cinsi. Bu cins içerisinde O. felineus, O. noverca (Amphimerus noverca) ve O. viverrini türleri bulunmaktadır. Bu türlerin ara konakları salyangoz, balık ve amfibyalardır, Clonorchis.
OPİSTOTONOS
Başın geriye atılması, boynun sürekli arkaya kasılması.
OPERATÖRLÜK
Operatör olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde OP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AGRAF
Kopça.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.