Kelimeler arşivi içinde; sonunda "op" olan, toplam 185 adet kelime bulunmaktadır. Sonu op ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında op olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde op olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SÜPERİKONOSKOP, ÜLTRAMİKROSKOP
BİYOMİKROSKOP, FOTOFLOROSKOP
PARAZİTOTROP
ELEKTROSKOP, GALVANOSKOP, HİPERMETROP, KALEYDOSKOP, KARDİYOSKOP, OFTALMOSKOP, RADYOİZOTOP, SPEKTROSKOP, EPİDİYASKOP, FARENGOSKOP, FONENDESKOP, KATOPRASKOP, KORTİKOTROP, LARENGOSKOP, OFTALMASKOP
EBÜLYOSKOP, GASTROSKOP, POLARİSKOP, SİNEMASKOP, STEREOSKOP, ANJİYOSKOP, BRONKOSKOP, GONİYOSKOP, LAPAROSKOP, NEGATOSKOP, SOMATOTROP, STROBOSKOP, VAJİNOSKOP, ZIPPALAZOP
CUMBURLOP, FİLANTROP, HİGROSKOP, MİKROSKOP, MİZANTROP, OZONOSKOP, STETOSKOP, FERROSKOP, FUNDOSKOP, GALDIRGOP, GALDIRHOP, GALLANKOP, GALLENGOP, GARLANGOP, GELDİKKOP, HOLDURHOP, İKAROSKOP, İKONOSKOP, KALLEMKOP, KALLENKOP, KRİYOSKOP, LEUKOSKOP, NEFROSKOP, OOGENOTOP, SALDIRSOP, SİSTOSKOP, ŞALLAMŞOP, ZILDIRZOP, ZOMBURZOP
ALTINTOP, BAROSKOP, ENDOSKOP, FOTOSKOP, GARDIROP, HAZIRLOP, PERİSKOP, TELESKOP, AMFİTROP, ÇİLLİÇOP, EMERTROP, EMMETROP, FİLİSTOP, GINCIROP, GÜMÜŞTOP, MONOSKOP, MONOTROP, STENOTOP, TIRNAKOP, YÜZERTOP
ANTİLOP, BİYOTOP, ÇİNAKOP, ESKALOP, MİNAKOP, OTOSTOP, ŞOROLOP, ANATROP, ÇİNEKOP, ENDELOP, EPİSKOP, FENOKOP, GANAKOP, GENEKOP, HOPAHOP, İNCİROP, KARATOP, MİNEKOP, OTOSKOP, PARATOP, UÇANTOP
CİLLOP, DERTOP, İZOTOP, MİKROP, TORTOP, ZİRZOP, TÜYTOP, ALAHOP, ARAGOP, ARAKOP, ÇALKOP, ÇALTOP, EKOTOP, EPİTOP, GÜLTOP, HARLOP, HAYHOP, HELHOP, HOPHOP, HOPLOP, HORHOP, İBOBOP, KARTOP, LOPLOP, MARKOP, NURTOP, ÖRİTOP, PİŞBOP, SENKOP, SERTOP, Devamını Oku »»
GALOP, İSTOP, MİYOP, SİNOP, ABZOP, ALTOP, AYTOP, DOLOP, ENNOP, ERTOP, GOÇOP, GOĞOP, GOLOP, HİPOP, HOPOP, ISTOP, İLLOP, İNCOP, KİTOP, KOÇOP, KONOP, PİLOP, SİBOP, ŞİLOP
AGOP, SNOP, STOP, LOOP, SKOP, TROP
BOP, COP, HOP, LOP, POP, TOP, ÇOP, GOP, KOP, NOP, ROP, SOP, ZOP
OP
OP
Şaşma ünlemi. Hop (atlamak, geçmek için).
KALEYDOSKOP
Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç, çiçek dürbünü.
HİPERMETROP
Cisimlerin görüntüleri ağ tabakanın gerisinde kaldığı için yakını iyi göremeyen (göz). Gözleri böyle olan (kimse).
FARENGOSKOP
Yutak muayenesine mahsus endoskop cihazı.
ELEKTROSKOP
Bir cismin elektriklenmesini ve bu elektriklenmenin derecesini gösteren araç.
ÜLTRAMİKROSKOP
Işık mikroskobu ile görülemeyen çok küçük parçacıkların görülmesini sağlayan optik alet. Bayağı mikroskopda görülemeyen çok küçük parçacıkların görülmesine yardım eden bir optik alet.
SÜPERİKONOSKOP
Süperikonoskop ışıtaçlı alıcı. İkonoskop ışıtacın geliştirilmiş biçimi.
SPEKTROSKOP
Tayfölçer.
PARAZİTOTROP
Parazitotropik.
EPİDİYASKOP
Hem saydam resim göstericisi hem de episkop olarak çalışabilen aygıt.
FOTOFLOROSKOP
ZnS gibi floresans yapan bir madde ile kaplı bir ekran vasıtasıyla X-ışınlarının görülebilir hale getirilmesi.
BİYOMİKROSKOP
Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.
RADYOİZOTOP
Doğal bir elementin radyoaktif izotopu.
GALVANOSKOP
Manyetik bir ibre yardımıyla elektrik akımının varlığını veya yönünü gösteren cihaz.
OFTALMOSKOP
Gözün içini muayene etmek için kullanılan gereç.
KARDİYOSKOP
Kalp hareketlerinin incelenmesine yarayan cihaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde OP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AGRAF
Kopça.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.