Kelimeler arşivi içinde; başında "or" olan, toplam 527 adet kelime bulunmaktadır. or ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu or ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde or olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ORMANTAVUĞUGİLLER
ORNİTOBAKTERİYOZ, ORTALIKTEKERLEĞİ, ORTHOMYSOVİRİDAE, ORTOPOKSVİRÜSLER
ORTAÇOKDEĞİRMEN, ORTAHACIAHMETLİ, ORTOPANKROMATİK
ORANLAYABİLMEK, ORBİTOSFENOYİT, ORDULUKARADERE, ORMANLAŞTIRMAK, ORMANSIZLAŞMAK, ORTAKLAŞACILIK, ORTAKLAŞTIRMAK, ORTALAYABİLMEK
ORANLAYABİLME, ORGANOTROPİZM, ORMANLAŞTIRMA, ORMANSIZLAŞMA, ORNİTHONYSSUS, OROFARENGİYAL, ORTAKENTYAHŞİ, ORTAKLAŞTIRMA, ORTAKYAŞARLIK, ORTALAYABİLME, ORTONORMALLİK
ORANLAMASINA, ORANTILANMAK, ORANTISIZLIK, ORBİVİRÜSLER, ORDUBOZANLIK, ORDUBOZANNIH, ORGANİZASYON, ORGANOLEPTİK, ORGENERALLİK, ORKESTRALAMA, ORNİTHODOROS, OROSTOPOLLUK, ORTABAYINDIR, ORTAFATMACIK, ORTAGEDİKLER, ORTAKALDIRIM, ORTAKARAÖREN, ORTAKDARACIK, ORTAKDEĞİŞİM, ORTAKLAŞALIK, ORTALAMASINA, ORTOGONALLİK, ORTOKROMATİK, ORTOZOONOZİS
ORAMİRALLİK, ORANTILAMAK, ORANTILANMA, ORBİKULARİS, ORBİTEKTOMİ, ORÇUMLANMAK, OREKSİJENİK, ORGANİZATÖR, ORGANLAŞMAK, ORGANOGENEZ, ORGANOTİPİK, ORİJİNALİTE, ORİJİNALLİK, ORKESTRASIZ, ORMANGÜZELİ, ORMANLAŞMAK, ORMANPINARI, ORNİTOLOJİK, ORŞİDEKTOMİ, ORTABEREKET, ORTAÇİMAĞIL, ORTAHEMEDAN, ORTAKARABAĞ, ORTAKLAŞACI, ORTAKLAŞMAK, ORTAKYAŞAMA, ORTAMANDIRA, ORTAÖĞRENİM, ORTAÖĞRETİM, ORTASANDIĞI, Devamını Oku »»
ORAKDEMİRİ, ORAKLAŞMAK, ORAKTABAĞI, ORANLAYICI, ORANNAMACI, ORANSIZLIK, ORANTILAMA, ORBİTATOMİ, ORDİNARYÜS, ORDUCUBAŞI, ORFENADRİN, ORGANLAŞMA, ORGANOLOJİ, ORİBATİDAE, ORKESTRACI, ORKESTRALI, ORMANBEYLİ, ORMANCILIK, ORMANGÜZLE, ORMANLAŞMA, ORMANPINAR, ORMANSEVEN, ORMANSIRTI, ORNİTOLOJİ, ORNİTORENK, OROFARENKS, OROFARİNKS, ORTAÇAKMAK, ORTAHARMAN, ORTAKBÖLEN, Devamını Oku »»
ORAKÇILIK, ORAKERİĞİ, ORAKGIRAN, ORAKLAŞMA, ORANDASIZ, ORANGUTAN, ORANLAMAK, ORANLILIK, ORANNAMAK, ORANTISIZ, ORBİKULUS, ORBİTALİS, ORÇALAMAK, ORDUBOZAN, ORDULULUK, ORFECİLİK, ORGANİKÇİ, ORGANİZMA, ORGANOYİT, ORGENERAL, ORHANGAZİ, ORİFİSYUM, ORMANAĞZI, ORMANARDI, ORMANBAĞI, ORMANÇAYI, ORMANDALI, ORMANDAMI, ORMANDIŞI, ORMANDİBİ, Devamını Oku »»
ORACIKTA, ORALILIK, ORAMİRAL, ORANLAMA, ORANNAMA, ORANTILI, ORATORYO, ORDAĞIKİ, ORDAHANA, ORDUBAŞI, ORGANİZE, ORGANLIK, ORGANTİN, ORGCULUK, ORGOTEİN, ORGUNALP, ORGUNTAY, ORGÜNALP, ORHANELİ, ORHANİYE, ORHANKÖY, ORHANLAR, ORİJİNAL, ORKESTRA, ORKİNMEK, ORMANCIK, ORMANİÇİ, ORMANKÖY, ORMANLIK, ORMANNIK, Devamını Oku »»
ORAKAYI, ORAKENT, ORAKLAR, ORALMIŞ, ORANLIK, ORANSIZ, ORAŞMAK, ORBİTAL, ORCANER, ORÇUMCU, ORDEYDİ, ORDİNAT, ORDUEVİ, ORDUGAH, ORDUKÖY, ORDULAR, ORDULUK, ORDUSUZ, ORENGEÇ, ORENMEK, ORETMEN, ORGANEL, ORGANİK, ORGANZE, ORHANLI, ORİGAMİ, ORKİNOS, ORKUTAY, ORLAMAK, ORMANCI, Devamını Oku »»
ORACIK, ORADAN, ORAKAY, ORAKÇI, ORALIH, ORALIK, ORALİS, ORAMAK, ORAMAN, ORANCA, ORANCI, ORANDA, ORANLA, ORANLI, ORANTI, ORASBI, ORBİTA, ORÇACI, ORDİNO, ORDÖVR, ORDUCU, ORDULU, ORDUZU, ORENDA, ORFALA, ORFANA, ORGANA, ORGAZM, ORHUDO, ORİCİK, Devamını Oku »»
ORADA, ORALI, ORANU, ORASA, ORASI, ORAYA, ORAYI, ORBAN, ORBAY, ORBEK, ORBİT, ORBUK, ORCAN, ORCİK, ORCUK, ORÇUL, ORÇUM, ORÇUN, ORDAN, ORDER, ORFON, ORFOZ, ORGAN, ORGCU, ORGEN, ORGUN, ORGÜL, ORGÜN, ORĞUN, ORHAN, Devamını Oku »»
ORAG, ORAH, ORAK, ORAL, ORAM, ORAN, ORAY, ORDA, ORDI, ORDO, ORDU, OREK, ORET, ORGİ, ORIM, ORİS, ORSA, ORTA, ORTO, ORTU, ORUÇ, ORUK, ORUM, ORUN, ORUS, ORUŞ, ORUZ, ORYA, ORYE
ORA, ORF, ORG, ORİ, ORK, ORS, ORT, ORU
OR
OR
Hendek, düşman saldırısına karşı koymak için düzenlenmiş yer. Ateş. Halk dilinde Kırmızıyla sarı arasında bir at donu. Kale, kale burcu. Hendek.
ORTAÇOKDEĞİRMEN
Ordu ili, Kumru ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ORMANLAŞTIRMAK
Orman durumuna getirmek.
ORTAKLAŞTIRMAK
Ortak duruma getirmek, kolektifleştirmek.
ORANLAYABİLMEK
Oranlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ORTAKLAŞACILIK
Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti, kolektivizm.
ORTOPOKSVİRÜSLER
Poxviridae ailesinin Chordopoxvirinae alt ailesinde yer alan, bünyesinde insan ve sığır çiçeğine neden olan virüsleri de bulunduran bir virüs cinsi.
ORTAHACIAHMETLİ
Kırşehir şehri, Çiçekdağı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ORMANTAVUĞUGİLLER
(Tetraonidae),iyi bilinenleridir.
ORDULUKARADERE
Düzce ili, Cumayeri ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ORNİTOBAKTERİYOZ
Ornithobacterium rhinotracheale tarafından oluşturulan, tavuk ve hindilerde solunum sisteminde bozukluk, büyümenin yavaşlaması ve ölümlere neden olan hastalık.
ORMANSIZLAŞMAK
Ormansız kalmak, ormanı bulunmamak.
ORTHOMYSOVİRİDAE
Grip virüslerinin dahil olduğu, 80-200 nm büyüklüğünde, çok iplikli sarmal RNA içeren (iplik), kılıf üzerindeki çıkıntıları kırmızı kan hücrelerinin aglütinasyonuna sebep olan bir familya.
ORBİTOSFENOYİT
Ahn kemiği ile presfenoyit kemik arasında bulunan çift kafatası elemanı.
ORTOPANKROMATİK
Duyarkatı ortopankromatik olan film.
ORTALIKTEKERLEĞİ
Çam ağacından tek parça olarak yapılmış, çevresi demir çemberli tekerlek.
Bu bölümde tanımı içerisinde OR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABU
Şaşma ve korku bildiren bir söz.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.