Sonu OŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "" olan, toplam 119 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

HELALÜHOŞ, PALLANPOŞ, TENGİLBOŞ

8 harfli kelimeler

KARTALOŞ, MEYVEHOŞ, TAHTABOŞ, BORAMBOŞ, PALAMPOŞ, PILAMPOŞ, TAHTAPOŞ, TONTOLOŞ, TONTOROŞ

7 harfli kelimeler

BAŞIBOŞ, DOLUBOŞ, GALACOŞ, GALECOŞ, GELECOŞ, KALACOŞ, KELECOŞ, KELEDOŞ, PATANOŞ

6 harfli kelimeler

BOMBOŞ, HOŞHOŞ, KİRLOŞ, MAYHOŞ, MİNNOŞ, PALYOŞ, SARHOŞ, BERDOŞ, ÇARKOŞ, ÇAYCOŞ, ÇAYDOŞ, ÇENGOŞ, DEMHOŞ, ELİBOŞ, GAKGOŞ, GALLOŞ, GORDOŞ, GOŞGOŞ, GOVROŞ, HAMPOŞ, HENTOŞ, İÇİBOŞ, KALLOŞ, KANKOŞ, KARDOŞ, KONGOŞ, KONTOŞ, KOŞKOŞ, LALLOŞ, MELHOŞ, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

GALOŞ, GODOŞ, LİBOŞ, NAHOŞ, NONOŞ, VAROŞ, AVROŞ, BADOŞ, BALOŞ, BİHOŞ, BİROŞ, COROŞ, ÇAÇOŞ, ÇOHOŞ, ÇONOŞ, ELBOŞ, FANOŞ, GADOŞ, GAROŞ, GOGOŞ, GOLOŞ, HOLOŞ, KABOŞ, KODOŞ, KOKOŞ, KOLOŞ, MADOŞ, MOLOŞ, POLOŞ, SAROŞ, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

BROŞ, FLOŞ, KLOŞ, APOŞ, ODOŞ, OŞOŞ

3 harfli kelimeler

BOŞ, HOŞ, LOŞ, COŞ, DOŞ, FOŞ, GOŞ, KOŞ, MOŞ, POŞ, ŞOŞ, TOŞ, YOŞ

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

Köpek kovalama ünlemi, hoşt. Köpek kovalama ünlemi. Hoş.

TAHTABOŞ

Teras.

BORAMBOŞ

Bomboş.

TONTOROŞ

Tombul, sevimli, güzel (çocuklar için sevgi belirtir sözcük).

TAHTAPOŞ

Balkon. Tahta karyola, kerevet.

MEYVEHOŞ

Kuru yemiş. Kuru yemiş satılan yer.

KARTALOŞ

Kartlaşmış, yaşı geçkin, kartaloz.

PALAMPOŞ

Giyimi düzensiz ve dağınık.

TENGİLBOŞ

Takla.

TONTOLOŞ

Tombul, sevimli, güzel (çocuklar için sevgi belirtir sözcük).

GALACOŞ

Bir çeşit yağlı hamur yemeği.

PILAMPOŞ

İplik ve benzerleri şeylerin karışmış durumu.

BAŞIBOŞ

Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.

DOLUBOŞ

Karabiber büyüklüğünde bir baharat çeşidi.

PALLANPOŞ

Dağınık.

HELALÜHOŞ

Yapılmış bir iyilikten, yardımdan söz edilirken buna pişman olunmadığını anlatmak için söylenen helalühoş olsun cümlesinde geçen bir söz.

  -   -   -  

Anlamında OŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AGİTATO

Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

ALENGİRLİ

Acayip, tuhaf. Hoş. Karmaşık.

ALKOLLÜ

Alkolden yapılmış. Sarhoş, içki içmiş (kimse).

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

ALTLIK

Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

AMANSIZCA

Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

AMANSIZ

Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.