OŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. oş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

OŞKİŞLETMEK, OŞEANOGRAFİ

10 harfli kelimeler

OŞUTTURUCU, OŞUTTURMAK, OŞEANOLOJİ, OŞKİŞLEMEK, OŞİNOGRAFİ

9 harfli kelimeler

OŞKURTMAK, OŞKULTUYA

8 harfli kelimeler

OŞARTMAK, OŞAŞIRAK, OŞURTMAK

7 harfli kelimeler

OŞĞAMAK, OŞŞUKCU, OŞUTMAK, OŞATMAK

6 harfli kelimeler

OŞUKCU, OŞIMAK, OŞAMAN, OŞAMAK, OŞOŞCU

4 harfli kelimeler

OŞİK, OŞOŞ, OŞIĞ, OŞAŞ, OŞAK

3 harfli kelimeler

OŞT, OŞD

Bazı kelimelerin anlamları

Köpek kovalama ünlemi, hoşt. Köpek kovalama ünlemi. Hoş.

OŞARTMAK

Abartmak, büyültmek. Kızıştırmak : Ali, o kadar oşartma kavgaya başlayacaklar.

OŞUTTURUCU

Abartıcı.

OŞURTMAK

Abartmak, büyültmek.

OŞEANOLOJİ

Okyanus bilimi.

OŞKİŞLETMEK

Köpekleri kışkırtarak birbirine ya da birine saldırtmak.

OŞKULTUYA

Boşuboşuna : Bugün oşkultuya kasabaya gittik.

OŞUTTURMAK

Abartmak.

OŞİNOGRAFİ

Deniz bilimi.

OŞKURTMAK

Öfkesini artırmak.

OŞŞUKCU

Söz taşıyan. Dalkavuk.

OŞAŞIRAK

Az benzer, andırır.

OŞĞAMAK

Okşamak.

OŞKİŞLEMEK

Köpekleri kışkırtarak birbirine ya da birine saldırtmak.

OŞUTMAK

Abartmak.

OŞEANOGRAFİ

Okyanus ve denizleri fiziksel, kimyasal ve biyolojik yönleriyle inceleyen bilim.

  -   -   -  

Anlamında OŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AMANSIZCA

Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.

AGİTATO

Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).

ALTLIK

Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.

ALKOLLÜ

Alkolden yapılmış. Sarhoş, içki içmiş (kimse).

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AMANSIZ

Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.

ALENGİRLİ

Acayip, tuhaf. Hoş. Karmaşık.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.