Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kada" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kada ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kada olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARNIKADA
BÜYÜKADA, KARAKADA, KÜÇÜKADA
LAKKADA, SALKADA, SAVKADA, ŞALKADA, ŞARKADA, ŞERKADA
GÖKADA, TAKADA
OKADA
KADA
KADA
Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.
KARAKADA
Düzensiz iş. Kötü adam. Kâbus.
OKADA
Yukarıda.
ŞERKADA
Yaramaz, kavgacı. Yaramaz, şımarık çocuk.
BÜYÜKADA
Giresun şehri, Bulancak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KÜÇÜKADA
Giresun kenti, Bulancak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞARKADA
Yaramaz, kavgacı. Yaramaz, şımarık çocuk. Düzenci. Güleç.
KARNIKADA
İlenç, beddua. İlenç.
TAKADA
Birdenbire, "tak" sesi çıkararak.
LAKKADA
Birdenbire, damdan düşercesine.
ŞALKADA
Şakacı. Yaramaz, kavgacı.
SALKADA
Kalıntı mal : Salkada basmayı almış.
GÖKADA
Milyonlarca yıldızdan yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.
SAVKADA
Sadaka.
Bu bölümde tanımı içerisinde KADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARKADAŞÇA
Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
ARŞINLIK
Arşın ölçüsünde, arşın kadar.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ART
Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ANCA
O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ARIŞ
Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
AKABİNDE
Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.