Sonu KADA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kada" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kada ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kada olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KARNIKADA

8 harfli kelimeler

BÜYÜKADA, KARAKADA, KÜÇÜKADA

7 harfli kelimeler

LAKKADA, SALKADA, SAVKADA, ŞALKADA, ŞARKADA, ŞERKADA

6 harfli kelimeler

GÖKADA, TAKADA

5 harfli kelimeler

OKADA

4 harfli kelimeler

KADA

Bazı kelimelerin anlamları

KADA

Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

SAVKADA

Sadaka.

SALKADA

Kalıntı mal : Salkada basmayı almış.

TAKADA

Birdenbire, "tak" sesi çıkararak.

LAKKADA

Birdenbire, damdan düşercesine.

KÜÇÜKADA

Giresun kenti, Bulancak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ŞARKADA

Yaramaz, kavgacı. Yaramaz, şımarık çocuk. Düzenci. Güleç.

ŞALKADA

Şakacı. Yaramaz, kavgacı.

ŞERKADA

Yaramaz, kavgacı. Yaramaz, şımarık çocuk.

GÖKADA

Milyonlarca yıldızdan yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.

BÜYÜKADA

Giresun şehri, Bulancak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KARNIKADA

İlenç, beddua. İlenç.

OKADA

Yukarıda.

KARAKADA

Düzensiz iş. Kötü adam. Kâbus.

  -   -   -  

Anlamında KADA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

ARKADAŞLIK

Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ART

Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.

AKKOR

Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

ARAPSAÇI

Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.

ARKADAŞÇA

Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ARIŞ

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.

ARŞINLIK

Arşın ölçüsünde, arşın kadar.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

AKABİNDE

Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

ANCA

O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.

AMORTİ

Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.