İçinde KADA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kada" olan, toplam 101 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kada bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kada ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kada olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KADASTROLANMAK

13 harfli kelimeler

DENİZKADAYIFI, KADASTROLAMAK, KADASTROLANMA, KADAVRALAŞMAK

12 harfli kelimeler

KADASTROLAMA, KADAYIFÇILIK, MAKADAMLAMAK, ANKADAZABRAK, KÜÇÜKKADAĞAN

11 harfli kelimeler

ABRAKADABRA, ALAKADARLIK, MAKADAMLAMA, KADAVERİKOL, TAKKADARTAN, TAŞKADAYIFI

10 harfli kelimeler

ARKADAŞLIK, DEKADANLIK, ŞIRAKKADAK, DEKADANLAR, KADAKLAMAK, ŞARKADALIK, TIRANKADAK

9 harfli kelimeler

ARKADAŞÇA, KADAYIFÇI, KADAGAYIP, KADAGOYÜP, KADALAMAK, KARNIKADA, ZINKKADAK

8 harfli kelimeler

ALAKADAR, KADASTRO, ŞAKKADAK, TAKKADAK, BÜYÜKADA, CORKADAK, ÇAKKADAK, DAKKADAK, DEKADANS, FIKKADAK, FIKKADAN, KADAHANA, KADAKMAK, KADALAMA, KADAMAYA, KADAMLOÇ, KADANLIK, KADANMAH, KADANMAK, KARAKADA, KÜÇÜKADA, LAKKADAK, LARKADAK, MANKADAŞ, SONKADAK, ŞARKADAK, ŞARKADAN, TIRKADAK, ZINKADAK

7 harfli kelimeler

ARKADAŞ, DEKADAN, KADAVRA, KADAYIF, MAKADAM, ŞAKADAN, İLKADAM, KADAGAN, KADAHLI, KADAMAĞ, KADAMAH, KADAMAK, KADARAK, KADARCA, KADAVER, KAKADAK, LAKKADA, SALKADA, SAVKADA, ŞALKADA, ŞARKADA, ŞERKADA, ZIKADAK

6 harfli kelimeler

AKADAŞ, GÖKADA, KADAGA, KADAĞA, KADAMA, KADANA, KADARE, TAKADA

5 harfli kelimeler

KADAR, KADAÇ, KADAĞ, KADAH, KADAK, KADAL, KADAM, KADAN, KADAŞ, OKADA

4 harfli kelimeler

KADA

Bazı kelimelerin anlamları

KADA

Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

TAKKADARTAN

Uzun boynuzlu, kabuklu, büyük, kara böcek.

KADAVRALAŞMAK

Kadavra durumuna gelmek.

KADASTROLAMA

Kadastrolamak işi.

KADASTROLANMA

Kadastrolanmak işi veya durumu.

ANKADAZABRAK

Aptal.

KADAYIFÇILIK

Kadayıfçının yaptığı iş.

MAKADAMLAMAK

Makadamla kaplamak.

DENİZKADAYIFI

Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (Alaria esculenta).

KÜÇÜKKADAĞAN

Erzincan şehrinde, Çağlayan nahiyesine bağlı bir bölge.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

KADAVERİKOL

Leşle beslenen hayvan.

MAKADAMLAMA

Makadamlamak işi.

KADASTROLANMAK

Kadastrosu yapılmak.

KADASTROLAMAK

Kadastrosunu yapmak.

ALAKADARLIK

İlgililik.

  -   -   -  

Anlamında KADA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

ARKADAŞLIK

Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ARKADAŞÇA

Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.

ARIŞ

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.

ARAPSAÇI

Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.

ART

Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.

AMORTİ

Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.

ARŞINLIK

Arşın ölçüsünde, arşın kadar.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AKABİNDE

Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

AKKOR

Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

ANCA

O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.