KADA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kada" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. kada ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kada ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KADASTROLANMAK

13 harfli kelimeler

KADASTROLAMAK, KADAVRALAŞMAK, KADASTROLANMA

12 harfli kelimeler

KADAYIFÇILIK, KADASTROLAMA

11 harfli kelimeler

KADAVERİKOL

10 harfli kelimeler

KADAKLAMAK

9 harfli kelimeler

KADAGOYÜP, KADAGAYIP, KADAYIFÇI, KADALAMAK

8 harfli kelimeler

KADAMLOÇ, KADASTRO, KADANMAK, KADANMAH, KADANLIK, KADAMAYA, KADALAMA, KADAKMAK, KADAHANA

7 harfli kelimeler

KADAMAĞ, KADAMAH, KADAMAK, KADAYIF, KADAGAN, KADAVRA, KADAVER, KADARAK, KADARCA, KADAHLI

6 harfli kelimeler

KADARE, KADAGA, KADAĞA, KADAMA, KADANA

5 harfli kelimeler

KADAK, KADAH, KADAR, KADAŞ, KADAL, KADAĞ, KADAN, KADAM, KADAÇ

4 harfli kelimeler

KADA

Bazı kelimelerin anlamları

KADA

Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

KADASTRO

Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi.

KADASTROLAMAK

Kadastrosunu yapmak.

KADAYIFÇI

Kadayıf yapan veya satan kimse.

KADASTROLANMAK

Kadastrosu yapılmak.

KADAVERİKOL

Leşle beslenen hayvan.

KADAGAYIP

Ne olur ne olmaz, her olasılığa karşı.

KADANMAK

Dayanmak, direnmek. Kısa iple bağlanan hayvan çok hareket edememek. Yorulmak, tıkanmak, takılıp kalmak. Yerleşmek, kalmak. Ağzından söz çıkmamak. Mıhlanmak, çivilenmek. Bir yere ilişip kalmak. Tıkanıp kalmak. Pekişmek, yerleşip kalmak.

KADAMLOÇ

Kaşıklık.

KADASTROLAMA

Kadastrolamak işi.

KADALAMAK

Kendini beğenmek, gururlanmak. Teyellemek, iri iri dikmek.

KADAKLAMAK

Çivilemek. Bağlamak, eklemek. Biçimine getirmek, işi yerinde yapmak. Meyveli dalların kırılmaması için destek koymak. İliştirmek, tutturmak.

KADAYIFÇILIK

Kadayıfçının yaptığı iş.

KADAGOYÜP

Ne olur ne olmaz, her olasılığa karşı.

KADAVRALAŞMAK

Kadavra durumuna gelmek.

KADASTROLANMA

Kadastrolanmak işi veya durumu.

  -   -   -  

Anlamında KADA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ARKADAŞLIK

Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.

AMORTİ

Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

ARIŞ

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.

ART

Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

ARKADAŞÇA

Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ARŞINLIK

Arşın ölçüsünde, arşın kadar.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

AKKOR

Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

ARAPSAÇI

Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

AKABİNDE

Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

ANCA

O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.