Kelimeler arşivinde; içinde "aza" olan, toplam 549 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aza bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aza ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aza olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BORAZANKUŞUGİLLER, TOPRAKKAZANGİLLER
KAZANDIRABİLMEK, PAZARLAYABİLMEK
GAZAPLANDIRMAK, PAZARLAMACILIK, ASARCIKKAZAKLI, EKSTRAVAZASYON, HACIRAMAZANLAR, KAZANDIRABİLME, KAZAYAĞIGİLLER, MUHAFAZAKARLIK, PAZARLAYABİLME, YUKARIKAZANLAR
BORAZANCIBAŞI, GAYRİMUNTAZAM, RAMAZANİYELİK, ELVANPAZARCIK, GAZAPLANDIRMA, NAZARİYECİLİK, YUKARIAKPAZAR
BORAZANCILIK, DERNEKPAZARI, HAFAZANALLAH, NAZARIDİKKAT, NAZARIİTİBAR, OKURYAZARLIK, ABAZANLAŞMAK, ANKADAZABRAK, AŞAĞIAKPAZAR, AZAVAKLANMAK, AZAVATLAŞMAK, BÜYÜKKAZANLI, GAZALBOYNUZU, KARAKAZANCIK, KAZANABİLMEK, KAZANAĞARDAN, KAZANÇSIZLIK, KAZANLIPINAR, SAZAKŞEYHLER, TAKAZALAŞMAK, YORTANPAZARI
BAŞYAZARLIK, DEPREMYAZAR, GAZAPLANMAK, KALPAZANLIK, KAZANDIRMAK, KAZASKERLİK, MAĞAZACILIK, MUHAFAZASIZ, NAZARİYATÇI, NOKTAİNAZAR, PAZARLAMACI, PAZARLANMAK, PAZARLAŞMAK, PAZARLIKSIZ, SADRAZAMLIK, SAZANGİLLER, BASINÇYAZAR, ABAZAMBALAK, ABAZANLAŞMA, AŞAĞIAZAPLI, BURKAZANLIK, ÇALKAZANLIK, ÇOBANKAZANI, ÇÖĞÜNKAZANI, IRAMAZANNIH, KARGAPAZARI, KATMANYAZAR, KAZANABİLME, KAZANÇLILIK, KAZANDIRICI, Devamını Oku »»
AZARLANMAK, AZARLATMAK, BİLGİYAZAR, DEREPAZARI, KAZANILMAK, LAFAZANLIK, MUHAFAZALI, MUNTAZAMAN, MUTAZARRIR, NAZARİYECİ, PAZARCILIK, PAZARLAMAK, PAZARLANMA, PAZARLAŞMA, PAZARLIKÇI, PAZARLIKLI, RAMAZANLIK, SALIPAZARI, SARFINAZAR, VEZİRİAZAM, YAZARÇİZER, YEŞİLSAZAN, BEYAZALTIN, CUMAPAZARI, DELİBAZARI, DOĞANPAZAR, EZİNEPAZAR, GAZALAHMAT, GAZAPLANMA, İMAMPAZARI, Devamını Oku »»
ABAZANLIK, ADAPAZARI, AZARLAMAK, AZARLANMA, AZARLATMA, BEYPAZARI, BİTPAZARI, BORAZANCI, ESKİPAZAR, GÖLPAZARI, HAZAKATLİ, HAZANDİDE, İVMEYAZAR, KAZANÇSIZ, KAZANDİBİ, KAZANILMA, KAZARATAR, KAZIKAZAN, MAAZALLAH, MAHFAZALI, MUVAZAALI, MÜLAHAZAT, NAZARİYAT, OKURYAZAR, PAZARBAŞI, PAZARLAMA, PAZARTESİ, PAZARYOLU, SÜREYAZAR, ŞALPAZARI, Devamını Oku »»
AMCAZADE, AZADELİK, AZALTMAK, AZAMETLİ, AZARLAMA, BAŞYAZAR, HALAZADE, KALPAZAN, KAZAKLIK, KAZANÇLI, KAZANMAK, KAZASKER, KAZAYAĞI, KAZAZEDE, KUMKAZAN, MAĞAZACI, MAZARRAT, MUHAFAZA, MUNTAZAM, MÜLAHAZA, MÜNAZARA, NAZARİYE, NAZARLIK, PAŞAZADE, PAZARCIK, PAZARLAR, PAZARLIK, SADRAZAM, SESYAZAR, ŞENPAZAR, Devamını Oku »»
ABAZACA, AZALMAK, AZALTMA, AZATLIK, AZATSIZ, BORAZAN, GAZAPLI, HAZAKAT, HAZARCA, İFRAZAT, KAZAKÇA, KAZAMAT, KAZANCI, KAZANIM, KAZANIŞ, KAZANMA, KAZASIZ, KAZASKA, LAFAZAN, LAZANYA, MAHFAZA, MUARAZA, MUVAZAA, MÜCAZAT, MÜNAZAA, NAZARAN, PAZARCI, RAMAZAN, SERAZAT, TAZARRU, Devamını Oku »»
ABAZAN, AZALMA, AZAMET, AZATLI, BAZALT, EZKAZA, FARAZA, HALAZA, HARAZA, HAZARİ, KAZAEN, KAZAĞI, KAZALI, KAZANÇ, KAZARA, MAĞAZA, MARAZA, NAZARİ, RAZAKI, TAKAZA, YAKAZA, ARBAZA, AYNAZA, AZAYLI, AZAZIL, BARAZA, BORAZA, BUAZAK, CANAZA, DAYAZA, Devamını Oku »»
ABAZA, ALAZA, AZADE, AZAMİ, BAZAL, GAZAL, GAZAP, HAZAN, HAZAR, KAZAK, KAZAN, KAZAZ, MAZAK, NAZAL, NAZAR, PAZAR, PLAZA, SAZAK, SAZAN, YAZAR, ACAZA, AZAZİ, DAZAN, FAZAM, FAZAN, GAZAH, GAZAK, GAZAN, GAZAZ, HAZAL, Devamını Oku »»
AZAP, AZAR, AZAT, BAZA, GAZA, HAZA, KAZA, AZAV, AZAY, CAZA, DAZA, LAZA, MAZA, NAZA, TAZA, VAZA
AZA
AZA
Üye. Vücut parçası, organ.
HACIRAMAZANLAR
Sakarya şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MUHAFAZAKARLIK
Tutuculuk.
KAZANDIRABİLMEK
Kazandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
PAZARLAYABİLME
Pazarlayabilmek işi.
ASARCIKKAZAKLI
Sinop şehrinde, Saraydüzü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BORAZANKUŞUGİLLER
(Psophidae),iyi bilinir.
YUKARIKAZANLAR
Elâzığ kenti, Çaybağı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PAZARLAMACILIK
Pazarlamacının işi.
EKSTRAVAZASYON
Kimi ilaçların toplardamar içine uygulanması sırasında enjektör iğnesi veya kataterden sızarak deri altı dokusuna sızması.
KAZANDIRABİLME
Kazandırabilmek işi.
PAZARLAYABİLMEK
Pazarlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZAYAĞIGİLLER
Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişli, çiçekleri ışınsal simetrili, taç yaprakları olmayan, ovaryumları genellikle üst nadiren alt durumlu, meyveleri etli yapı ile çevrilmiş fındıksı ya da kapsül tipte, genellikle tuzlu topraklarda yetişen, ülkemizde doğal olarak 27 cins ve 71 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler.
TOPRAKKAZANGİLLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, yapılan tıknaz ve kuyrukları küt, gözleri ve kulakları küçük, yaşayışları köstebeğe benzeyen türlere sahip bir familya.
GAZAPLANDIRMAK
Öfkelendirmek, kızdırmak.
BORAZANCIBAŞI
Borazancıları yöneten kimse. bir topluluğun söyleyemediği sözleri söyleyen kimsesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
ALÇALTMAK
Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.
AKKEFAL
Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKLİYAT
Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AGAMİ
Borazan kuşu.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALINTI
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
ALÇALMAK
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABAZANLIK
Abazan olma durumu.