AZI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "azı" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. azı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu azı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde azı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

AZIMSANABİLMEK, AZIMSAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

AZIKLANDIRMAK, AZIMSANABİLME, AZIMSAYABİLME

11 harfli kelimeler

AZINISANMAK, AZITABİLMEK

10 harfli kelimeler

AZIRLANMAK, AZINLIKLAR, AZIRKANMAK, AZIŞTIRMAK, AZITABİLME, AZIKLANMAK, AZIMSINMAK, AZITTIRMAK, AZIKSIZLIK, AZIMSANMAK, AZIRGANMAK

9 harfli kelimeler

AZIMSIMAK, AZIMSANMA, AZIRGAMAK, AZIMSAYIŞ, AZIYATSIZ, AZIŞTIRMA, AZINSIMAK, AZIMSAMAK, AZILANMIŞ, AZIVERMEK, AZICIKTAN, AZITILMAK, AZIKLAMAK, AZIĞZIMAK, AZITTIRMA

8 harfli kelimeler

AZIMSAMA, AZITILMA, AZILAMAK, AZICILAH, AZIRAKLI

7 harfli kelimeler

AZIRLIK, AZIRGAN, AZIŞMAK, AZINLIK, AZITMAK, AZITMAH, AZIKLIK, AZIKSIZ, AZITEPE

6 harfli kelimeler

AZIŞMA, AZITMA, AZISKİ, AZICIH, AZIRGU, AZIRAK, AZINTI, AZICIK, AZIMAK, AZIKLI, AZIKÇI

5 harfli kelimeler

AZINI, AZINA, AZILU, AZILI, AZIĞA

4 harfli kelimeler

AZIŞ, AZIG, AZIH, AZIK, AZIN, AZIT

3 harfli kelimeler

AZI

Bazı kelimelerin anlamları

AZI

Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.

AZINLIKLAR

Bir ülke nüfusunun çoğunluğu içinde sayı bakımından az; soy, dil ya da din bakımlarından ayrımlı; ancak, yasalar önünde aynı yurttaşlık hakları olan topluluklar.

AZIMSAYABİLME

Azımsayabilmek işi.

AZIRKANMAK

Az görmek.

AZIMSANABİLME

Azımsanabilmek işi.

AZIMSINMAK

Az görmek.

AZITABİLMEK

Azıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

AZIKLANDIRMAK

Azık vermek.

AZIRLANMAK

Hazırlanmak.

AZIŞTIRMAK

Azışmasına yol açmak.

AZITABİLME

Azıtabilmek işi.

AZIMSANABİLMEK

Azımsanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

AZIKLANMAK

Erzak edinmek.

AZIMSAYABİLMEK

Azımsama imkânı veya olasılığı bulunmak.

AZITTIRMAK

Azıtma işin yaptırmak.

AZINISANMAK

Az görmek.

  -   -   -  

Anlamında AZI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AZI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞDACI

Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

AJAN

Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ACEMCE

Farsça. Bu dille yazılmış olan.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AGOP

"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.

ABADİ

Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.