Sonu AZA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aza" olan, toplam 66 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aza ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aza olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ŞUNCAĞAZA, TISDAYAZA

8 harfli kelimeler

MIHAFAZA, MÜLAHAZA, MUHAFAZA

7 harfli kelimeler

YANGAZA, MURTAZA, HARBAZA, DAVRAZA, DARBAZA, ÇANKAZA, ÇANGAZA, CANGAZA, MUARAZA, MAHFAZA

6 harfli kelimeler

PALAZA, DAYAZA, DİYAZA, GALAZA, HABAZA, HAMAZA, YALAZA, HAVAZA, HINAZA, HONAZA, İNKAZA, İRFAZA, KALAZA, LAPAZA, MÜNAZA, MAFAZA, MALAZA, YANAZA, EZKAZA, MAĞAZA, UFRAZA, TAKAZA, YAKAZA, TALAZA, ARBAZA, AYNAZA, BARAZA, BORAZA, CANAZA, HARAZA, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

URAZA, ALAZA, ACAZA, PLAZA, ABAZA

4 harfli kelimeler

MAZA, LAZA, NAZA, DAZA, CAZA, TAZA, KAZA, HAZA, GAZA, VAZA, BAZA

3 harfli kelimeler

AZA

Bazı kelimelerin anlamları

AZA

Üye. Vücut parçası, organ.

DAVRAZA

Büyük giriş kapısı.

YANGAZA

Takılmayı seven, güldürücü.

MUARAZA

Çekişme, kavga.

MIHAFAZA

Muhafaza.

MAHFAZA

İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. değerli süs eşyalarının saklandığı kutu.

ŞUNCAĞAZA

Şu kadarcık.

DARBAZA

Büyük binalarda giriş kapısı.

MURTAZA

Kendisinden razı olunmuş. Hz. Ali'nin lakabı.

HARBAZA

Kavga, gürültü, karışıklık.

ÇANKAZA

Gürültücü, kavgacı. Geveze.

CANGAZA

Geveze.

ÇANGAZA

Gürültücü, kavgacı. Geveze.

MUHAFAZA

Koruma, saklama, korunum.

TISDAYAZA

Karafatma.

MÜLAHAZA

Düşünce.

  -   -   -  

Anlamında AZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

AGAMİ

Borazan kuşu.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AKKEFAL

Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AKSELEROGRAF

İvmeyazar.

ALÇALTMAK

Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.

ABAZANLIK

Abazan olma durumu.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKLİYAT

Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AKBALIK

Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

ALINTI

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.