AZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "aza" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. aza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu aza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde aza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

AZAVAKLANMAK, AZAVATLAŞMAK

10 harfli kelimeler

AZARLATMAK, AZARLANMAK

9 harfli kelimeler

AZAYINSIZ, AZARLATMA, AZARLANMA, AZARLAMAK

8 harfli kelimeler

AZARLAMA, AZAMETLİ, AZALTMAK, AZADELİK

7 harfli kelimeler

AZAYSIZ, AZAYLAK, AZALTMA, AZALMAK, AZATLIK, AZATMAK, AZATSIZ

6 harfli kelimeler

AZAYLI, AZAMET, AZALMA, AZATLI, AZAZIL

5 harfli kelimeler

AZAZİ, AZAMİ, AZADE

4 harfli kelimeler

AZAV, AZAY, AZAT, AZAR, AZAP

Bazı kelimelerin anlamları

AZA

Üye. Vücut parçası, organ.

AZALTMAK

Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.

AZARLANMAK

Paylanmak, kötü sözle karşılaşmak.

AZAVATLAŞMAK

Uğraşmak, didişmek, dalaşmak.

AZARLATMAK

Azarlama işini yaptırmak veya azarlanmasına yol açmak.

AZADELİK

Azade olma durumu, serbestlik.

AZAYINSIZ

Huysuz, terbiyesiz.

AZARLAMA

Azarlamak işi, paylama.

AZAYSIZ

Huysuz, terbiyesiz. Geçimsiz.

AZAVAKLANMAK

Birden azmak. Hırslanmak.

AZARLAMAK

Kırıcı ve sert söz söylemek, paylamak, tekdir etmek.

AZARLATMA

Azarlatmak işi.

AZARLANMA

Azarlanmak işi, paylanma.

AZAMETLİ

Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.

AZALTMA

Azaltmak işi.

AZAYLAK

Bol, çok. Az, çok az.

  -   -   -  

Anlamında AZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSELEROGRAF

İvmeyazar.

ALINTI

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

AGAMİ

Borazan kuşu.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AKLİYAT

Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABAZANLIK

Abazan olma durumu.

AKKEFAL

Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ALÇALTMAK

Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.

AKBALIK

Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.