GÖL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "göl" olan, toplam 161 adet kelime bulunmaktadır. göl ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu göl ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde göl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

GÖLGELEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

GÖLETLENDİRMEK, GÖLGELENDİRMEK, GÖLGELEYEBİLME

13 harfli kelimeler

GÖLGELENDİRME

12 harfli kelimeler

GÖLBEZLEŞMEK, GÖLGELİKONAK

11 harfli kelimeler

GÖLBEZLEMEK, GÖLEKLENMEK, GÖLERDİRMEK, GÖLGEBALIĞI, GÖLGELENMEK, GÖLGESİZLİK, GÖLPINARLAR, GÖLTÜRKBÜKÜ

10 harfli kelimeler

GÖLENLEMEK, GÖLETÇETMİ, GÖLEZERİĞİ, GÖLGELEMEK, GÖLGELENME, GÖLGELEYİŞ, GÖLGEÖLÇER, GÖLMARMARA

9 harfli kelimeler

GÖLDERMEK, GÖLEBAKAN, GÖLEMEZLİ, GÖLERTMEK, GÖLETDERE, GÖLEZKAYI, GÖLGELEME, GÖLGERİŞİ, GÖLKAYNAK, GÖLLENMEK, GÖLLEŞMEK, GÖLLÜALAN, GÖLLÜÖREN, GÖLORMANI, GÖLPAZARI, GÖLTEPESİ

8 harfli kelimeler

GÖLAĞILI, GÖLALASI, GÖLAYAĞI, GÖLBELEN, GÖLBİLİM, GÖLBURNU, GÖLCİĞEZ, GÖLCÜĞEZ, GÖLÇAYIR, GÖLÇEĞİZ, GÖLEKMEK, GÖLEMBEÇ, GÖLENBEK, GÖLENDİR, GÖLENMEK, GÖLERMEK, GÖLGECİL, GÖLGELİK, GÖLGESİZ, GÖLGÖREN, GÖLHİSAR, GÖLKİRİŞ, GÖLKONAK, GÖLKÖPRÜ, GÖLLEMEK, GÖLLENME, GÖLLEŞME, GÖLLÜKLÜ, GÖLLÜKÖY, GÖLONGEÇ, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

GÖLALAN, GÖLARDI, GÖLBAĞI, GÖLBAŞI, GÖLBENT, GÖLCÜME, GÖLDAĞI, GÖLDALI, GÖLDERE, GÖLDİBİ, GÖLDÜZÜ, GÖLEBEK, GÖLECEN, GÖLECİK, GÖLEÇEN, GÖLEĞEZ, GÖLEĞİZ, GÖLEMEK, GÖLEMEZ, GÖLENTİ, GÖLERME, GÖLERTİ, GÖLGELİ, GÖLKAŞI, GÖLKENT, GÖLKIYI, GÖLKOLU, GÖLKÖYÜ, GÖLLEME, GÖLLÜCE, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

GÖLBEÇ, GÖLBEK, GÖLBEŞ, GÖLBET, GÖLBEZ, GÖLCER, GÖLCÜK, GÖLCÜL, GÖLCÜR, GÖLDÜK, GÖLEME, GÖLGEN, GÖLKEM, GÖLKÖY, GÖLLEK, GÖLLER, GÖLLET, GÖLLÜK, GÖLMEÇ, GÖLMEK, GÖLMEZ, GÖLOBA, GÖLOVA, GÖLÖNÜ

5 harfli kelimeler

GÖLBE, GÖLCE, GÖLEÇ, GÖLEK, GÖLEN, GÖLEP, GÖLET, GÖLEZ, GÖLGE, GÖLLE, GÖLLÜ, GÖLPE, GÖLÜK, GÖLYE

4 harfli kelimeler

GÖLE, GÖLÜ

3 harfli kelimeler

GÖL

Bazı kelimelerin anlamları

GÖL

Oluşması genellikle tektonik, volkanik ve benzerleri olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü. Yapay su birikintisi. Ziraat yapılan büyük tarla. Yüksek yerden dökülen suyun oyduğu yer, çukur. Karalar üzerinde, dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran, az çok geniş ve derin, tuzlu ya da tatlı su örtüleri. Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin, zamanla sularla dolması sonucunda oluşan, suları tamamen boşaltılamayan, genellikle derin durgun su kütlesi. Samsun şehrinde, Beşpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GÖLGELENMEK

Gölgeli duruma girmek. Buğulanmak. Değerinin bilinmesi engellenmek.

GÖLPINARLAR

Çorum ilinde, Boğazkale ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

GÖLGESİZLİK

Gölgesiz olma durumu.

GÖLERDİRMEK

Karşısındakini zor duruma düşürmek.

GÖLGELENDİRMEK

Gölge etmek, gölgeli yapmak. Bulandırmak, bozmak. Dinlendirmek.

GÖLGELEYEBİLMEK

Gölgeleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖLGELEYEBİLME

Gölgeleyebilmek işi.

GÖLBEZLEŞMEK

Köpek, kedi gibi hayvanlar çiftleşmek.

GÖLGELİKONAK

Siirt şehri, Eruh ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

GÖLETLENDİRMEK

Suyu setlerin önünde biriktirmek, göllendirmek.

GÖLGELENDİRME

Gölgelendirmek işi.

GÖLTÜRKBÜKÜ

Muğla ili, Ortakent bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

GÖLEKLENMEK

Su set önünde birikmek, göllenmek.

GÖLGEBALIĞI

Bir çeşit balık. Alabalıkgillerden olup, geniş tenyaya ikinci arakonakçılık eden bir balık türü.

GÖLBEZLEMEK

Köpek, kedi gibi hayvanlar yavrulamak.

  -   -   -  

Anlamında GÖL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUZKIRAN

Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.

AKBALIKÇIL

Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).

ÇALKANMAK

Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.

BÜVET

Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.

ADAKLI

Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.

ÇADIR

Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

BİKİNİ

Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.

BROM

Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element (simgesi Br).

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AV

Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.

AKASYA

Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

ÇALKANTI

Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.

ÇAMURCUK

Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı (Chrondrostoma nasus).

AKMAZ

Durgun su, gölet.

AKLAN

Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.

BALIKLAVA

Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.

BÜĞET

Gölet.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.