Kelimeler arşivi içinde; başında "göl" olan, toplam 161 adet kelime bulunmaktadır. göl ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu göl ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde göl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖLGELEYEBİLMEK
GÖLETLENDİRMEK, GÖLGELENDİRMEK, GÖLGELEYEBİLME
GÖLGELENDİRME
GÖLBEZLEŞMEK, GÖLGELİKONAK
GÖLBEZLEMEK, GÖLEKLENMEK, GÖLERDİRMEK, GÖLGEBALIĞI, GÖLGELENMEK, GÖLGESİZLİK, GÖLPINARLAR, GÖLTÜRKBÜKÜ
GÖLENLEMEK, GÖLETÇETMİ, GÖLEZERİĞİ, GÖLGELEMEK, GÖLGELENME, GÖLGELEYİŞ, GÖLGEÖLÇER, GÖLMARMARA
GÖLDERMEK, GÖLEBAKAN, GÖLEMEZLİ, GÖLERTMEK, GÖLETDERE, GÖLEZKAYI, GÖLGELEME, GÖLGERİŞİ, GÖLKAYNAK, GÖLLENMEK, GÖLLEŞMEK, GÖLLÜALAN, GÖLLÜÖREN, GÖLORMANI, GÖLPAZARI, GÖLTEPESİ
GÖLAĞILI, GÖLALASI, GÖLAYAĞI, GÖLBELEN, GÖLBİLİM, GÖLBURNU, GÖLCİĞEZ, GÖLCÜĞEZ, GÖLÇAYIR, GÖLÇEĞİZ, GÖLEKMEK, GÖLEMBEÇ, GÖLENBEK, GÖLENDİR, GÖLENMEK, GÖLERMEK, GÖLGECİL, GÖLGELİK, GÖLGESİZ, GÖLGÖREN, GÖLHİSAR, GÖLKİRİŞ, GÖLKONAK, GÖLKÖPRÜ, GÖLLEMEK, GÖLLENME, GÖLLEŞME, GÖLLÜKLÜ, GÖLLÜKÖY, GÖLONGEÇ, Devamını Oku »»
GÖLALAN, GÖLARDI, GÖLBAĞI, GÖLBAŞI, GÖLBENT, GÖLCÜME, GÖLDAĞI, GÖLDALI, GÖLDERE, GÖLDİBİ, GÖLDÜZÜ, GÖLEBEK, GÖLECEN, GÖLECİK, GÖLEÇEN, GÖLEĞEZ, GÖLEĞİZ, GÖLEMEK, GÖLEMEZ, GÖLENTİ, GÖLERME, GÖLERTİ, GÖLGELİ, GÖLKAŞI, GÖLKENT, GÖLKIYI, GÖLKOLU, GÖLKÖYÜ, GÖLLEME, GÖLLÜCE, Devamını Oku »»
GÖLBEÇ, GÖLBEK, GÖLBEŞ, GÖLBET, GÖLBEZ, GÖLCER, GÖLCÜK, GÖLCÜL, GÖLCÜR, GÖLDÜK, GÖLEME, GÖLGEN, GÖLKEM, GÖLKÖY, GÖLLEK, GÖLLER, GÖLLET, GÖLLÜK, GÖLMEÇ, GÖLMEK, GÖLMEZ, GÖLOBA, GÖLOVA, GÖLÖNÜ
GÖLBE, GÖLCE, GÖLEÇ, GÖLEK, GÖLEN, GÖLEP, GÖLET, GÖLEZ, GÖLGE, GÖLLE, GÖLLÜ, GÖLPE, GÖLÜK, GÖLYE
GÖLE, GÖLÜ
GÖL
GÖL
Oluşması genellikle tektonik, volkanik ve benzerleri olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü. Yapay su birikintisi. Ziraat yapılan büyük tarla. Yüksek yerden dökülen suyun oyduğu yer, çukur. Karalar üzerinde, dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran, az çok geniş ve derin, tuzlu ya da tatlı su örtüleri. Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin, zamanla sularla dolması sonucunda oluşan, suları tamamen boşaltılamayan, genellikle derin durgun su kütlesi. Samsun şehrinde, Beşpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GÖLGELENMEK
Gölgeli duruma girmek. Buğulanmak. Değerinin bilinmesi engellenmek.
GÖLPINARLAR
Çorum ilinde, Boğazkale ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GÖLGESİZLİK
Gölgesiz olma durumu.
GÖLERDİRMEK
Karşısındakini zor duruma düşürmek.
GÖLGELENDİRMEK
Gölge etmek, gölgeli yapmak. Bulandırmak, bozmak. Dinlendirmek.
GÖLGELEYEBİLMEK
Gölgeleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖLGELEYEBİLME
Gölgeleyebilmek işi.
GÖLBEZLEŞMEK
Köpek, kedi gibi hayvanlar çiftleşmek.
GÖLGELİKONAK
Siirt şehri, Eruh ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GÖLETLENDİRMEK
Suyu setlerin önünde biriktirmek, göllendirmek.
GÖLGELENDİRME
Gölgelendirmek işi.
GÖLTÜRKBÜKÜ
Muğla ili, Ortakent bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GÖLEKLENMEK
Su set önünde birikmek, göllenmek.
GÖLGEBALIĞI
Bir çeşit balık. Alabalıkgillerden olup, geniş tenyaya ikinci arakonakçılık eden bir balık türü.
GÖLBEZLEMEK
Köpek, kedi gibi hayvanlar yavrulamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
AKBALIKÇIL
Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
BÜVET
Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
BİKİNİ
Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.
BROM
Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element (simgesi Br).
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
ÇAMURCUK
Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı (Chrondrostoma nasus).
AKMAZ
Durgun su, gölet.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
BALIKLAVA
Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.
BÜĞET
Gölet.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.