Kelimeler arşivinde; içinde "gön" olan, toplam 156 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gön bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gön ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gön olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖNDERİLEBİLMEK
GÖNDERİLEBİLME, GÖNÜLLENDİRMEK, YUKARIGÖNDELEN
GÖNENDİRİLMEK, AŞAĞIGÖNDELEN, GÖNDEREBİLMEK, GÖNDERİVERMEK, GÖNÜLLENDİRME, SİLİNDİRLİGÖN
CANIGÖNÜLDEN, GÖNENDİRİLME, GÖNDEREBİLME, GÖNDERİVERME, GÖNÜLSÜZİREK, KARAGÖNDÜRME
GÖNDERİLMEK, GÖNENDİRMEK, GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLSÜZLÜK, GÖNDERMELİK, GÖNELLENMEK, GÖNENMEKLİK, GÖNÜLDOLABI
GÖNDERTMEK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖNYELEMEK, GÖNÇLEŞMEK, GÖNDERİLİŞ, GÖNDERİLME, GÖNDÜRTMEK, GÖNENDİRME, GÖNENLEMEK, GÖNÜLLEMEK, GÖNÜLLENME, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLYURDU, GÖNYEBURUN, OYNARGÖNYE
GÖNDERİCİ, GÖNDERMEK, GÖNDERTME, GÖNÜLLÜCE, GÖNYELEME, GÖNCELMEK, GÖNCÜKMEK, GÖNÇELMEK, GÖNDİRMEK, GÖNDÜRMEK, GÖNLEKCEK, GÖNLÜAÇIK, GÖNLÜKARA, GÖNÜLAÇAN, GÖNÜLALAN, GÖNÜLALDI, GÖNÜLALMA, GÖNÜLEMEK, GÖNÜLGÜCÜ, YAYLAGÖNE
GÖNDERGE, GÖNDERİM, GÖNDERLİ, GÖNDERME, GÖNENÇLİ, GÖNENMEK, GÖNLÜNCE, GÖNÜLDAŞ, GÖNÜLSÜZ, ALAGÖNEN, AYGÖNENÇ, DEVEGÖNÜ, GÖNCÜLÜK, GÖNDEMEK, GÖNDEREN, GÖNDERİŞ, GÖNDOĞDU, GÖNDÖNDÜ, GÖNDÜREN, GÖNDÜRME, GÖNELMEK, GÖNETMEK, GÖNLECÜK, GÖNÜLDEN, GÖNÜLDEŞ, GÖNÜLLÜK, GÜLGÖNÜL, KORİNGÖN, ŞENGÖNÜL, TERGÖNEK
GÖNÇLÜK, GÖNDERİ, GÖNENME, GÖNÜLLÜ, AYGÖNÜL, ERGÖNEN, ERGÖNÜL, GÖNDERE, GÖNDURİ, GÖNDÜME, GÖNDÜRÜ, GÖNENCE, GÖNENER, GÖNENLİ, GÖNSÜNÜ, GÖNTAŞI, GÖNURSI, GÖNÜCÜR, GÖNÜLAY, GÖNÜLLİ, GÖNÜMEK, GÖNÜRSU, KUŞGÖNÜ
GÖNDER, GÖNENÇ, BERGÖN, DİLGÖN, GÖNCEK, GÖNCÜK, GÖNÇEK, GÖNDEL, GÖNDEM, GÖNECE, GÖNELİ, GÖNEZİ, GÖNGÜR, GÖNLEK, GÖNMEK, GÖNNEK, GÖNNÜK, GÖNOVA, GÖNREK, GÖNTEM, ÖDGÖNÇ, ZÖNGÖN
GÖNCÜ, GÖNEN, GÖNÜL, GÖNYE, GÖNBE, GÖNDE, GÖNDÜ, GÖNEÇ, GÖNEK, GÖNEM, GÖNER, GÖNLE, GÖNLÜ, GÖNÜK, GÖNÜR
GÖNÇ, GÖNE, GÖNÜ
GÖN
GÖN
İşlenmiş deri. Hayvan derisi. Kösele.
CANIGÖNÜLDEN
İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten.
GÖNDEREBİLMEK
Gönderme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNDERİLEBİLME
Gönderilebilmek işi.
SİLİNDİRLİGÖN
Pençe yapmak için kullanılan kalın gön. (YaIvaç Isparta).
AŞAĞIGÖNDELEN
Konya şehri, Çakmak nahiyesine bağlı bir yer.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
GÖNENDİRİLME
Gönderilmek işi.
GÖNDERİLEBİLMEK
Gönderilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNDERİVERME
Gönderivermek işi.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
GÖNENDİRİLMEK
Gönenme işi yaptırılmak.
YUKARIGÖNDELEN
Konya şehri, Çakmak bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GÖNDERİVERMEK
Çabucak göndermek.
GÖNDEREBİLME
Gönderebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEDİİ
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. Estetik.
ATIF
Yöneltme, çevirme. Gönderme. İlişkili bulma.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
CANAN
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili. Tasavvufta Tanrı.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ANMAK
Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak. Adlandırmak. Bir armağanla birinin gönlünü almak.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.