Kelimeler arşivi içinde; başında "gön" olan, toplam 134 adet kelime bulunmaktadır. gön ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gön ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gön olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖNDERİLEBİLMEK
GÖNDERİLEBİLME, GÖNÜLLENDİRMEK
GÖNDEREBİLMEK, GÖNDERİVERMEK, GÖNENDİRİLMEK, GÖNÜLLENDİRME
GÖNDEREBİLME, GÖNDERİVERME, GÖNENDİRİLME, GÖNÜLSÜZİREK
GÖNDERİLMEK, GÖNDERMELİK, GÖNELLENMEK, GÖNENDİRMEK, GÖNENMEKLİK, GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLDOLABI, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLSÜZLÜK
GÖNÇLEŞMEK, GÖNDERİLİŞ, GÖNDERİLME, GÖNDERTMEK, GÖNDÜRTMEK, GÖNENDİRME, GÖNENLEMEK, GÖNÜLLEMEK, GÖNÜLLENME, GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLYURDU, GÖNYEBURUN, GÖNYELEMEK
GÖNCELMEK, GÖNCÜKMEK, GÖNÇELMEK, GÖNDERİCİ, GÖNDERMEK, GÖNDERTME, GÖNDİRMEK, GÖNDÜRMEK, GÖNLEKCEK, GÖNLÜAÇIK, GÖNLÜKARA, GÖNÜLAÇAN, GÖNÜLALAN, GÖNÜLALDI, GÖNÜLALMA, GÖNÜLEMEK, GÖNÜLGÜCÜ, GÖNÜLLÜCE, GÖNYELEME
GÖNCÜLÜK, GÖNDEMEK, GÖNDEREN, GÖNDERGE, GÖNDERİM, GÖNDERİŞ, GÖNDERLİ, GÖNDERME, GÖNDOĞDU, GÖNDÖNDÜ, GÖNDÜREN, GÖNDÜRME, GÖNELMEK, GÖNENÇLİ, GÖNENMEK, GÖNETMEK, GÖNLECÜK, GÖNLÜNCE, GÖNÜLDAŞ, GÖNÜLDEN, GÖNÜLDEŞ, GÖNÜLLÜK, GÖNÜLSÜZ
GÖNÇLÜK, GÖNDERE, GÖNDERİ, GÖNDURİ, GÖNDÜME, GÖNDÜRÜ, GÖNENCE, GÖNENER, GÖNENLİ, GÖNENME, GÖNSÜNÜ, GÖNTAŞI, GÖNURSI, GÖNÜCÜR, GÖNÜLAY, GÖNÜLLİ, GÖNÜLLÜ, GÖNÜMEK, GÖNÜRSU
GÖNCEK, GÖNCÜK, GÖNÇEK, GÖNDEL, GÖNDEM, GÖNDER, GÖNECE, GÖNELİ, GÖNENÇ, GÖNEZİ, GÖNGÜR, GÖNLEK, GÖNMEK, GÖNNEK, GÖNNÜK, GÖNOVA, GÖNREK, GÖNTEM
GÖNBE, GÖNCÜ, GÖNDE, GÖNDÜ, GÖNEÇ, GÖNEK, GÖNEM, GÖNEN, GÖNER, GÖNLE, GÖNLÜ, GÖNÜK, GÖNÜL, GÖNÜR, GÖNYE
GÖNÇ, GÖNE, GÖNÜ
GÖN
GÖN
İşlenmiş deri. Hayvan derisi. Kösele.
GÖNENDİRİLME
Gönderilmek işi.
GÖNDEREBİLMEK
Gönderme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNDERİLMEK
Gönderme işi yapılmak veya gönderme işine konu olmak.
GÖNENDİRMEK
Gönenme işi yaptırmak.
GÖNDERİLEBİLMEK
Gönderilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNDERİVERME
Gönderivermek işi.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
GÖNDERİVERMEK
Çabucak göndermek.
GÖNDERMELİK
Bir yere gönderilen mal ya da nesnelere ilişkin çizelge.
GÖNDEREBİLME
Gönderebilmek işi.
GÖNELLENMEK
Darılmak, kırılmak.
GÖNENDİRİLMEK
Gönenme işi yaptırılmak.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
GÖNDERİLEBİLME
Gönderilebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
ATIF
Yöneltme, çevirme. Gönderme. İlişkili bulma.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
ANMAK
Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak. Adlandırmak. Bir armağanla birinin gönlünü almak.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
BEDİİ
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. Estetik.
CANAN
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili. Tasavvufta Tanrı.