Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fen" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fen ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fen olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ASETAMİNOFEN
PROPOKSİFEN
KETOPROFEN, DİKLOROFEN
TOREMİFEN, KETOTİFEN, PİRPROFEN, PİZOTİFEN, TESADÜFEN, SELENOFEN
BAKLOFEN, MEVKUFEN, MELFUFEN, LOKOMFEN, KLOMİFEN, HEZARFEN
PROFEN, KÜLFEN, FELFEN, METFEN, LÜTFEN
ATFEN, EYFEN, ETFEN, LÜFEN, ERFEN, SEFEN, KEFEN, ŞİFEN
FEN
Fizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad. Fizik, kimya, matematik ve biyolojiden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik. Hile, hilekârlık. Bilim, bilgi.
SELENOFEN
k.n. 110 °C olan, suda çözünmeyen, tiyofene benzeyen ve havada mavi alevle yanarak selenyum oluşturan renksiz bir sıvı. Selenofuran.
PİZOTİFEN
Vücutta salıverilen serotoninin etkilerini inhibe ederek etkiyen ve özellikle karsinoid tümörlü hastalarda kullanılan bir ilaç.
PROPOKSİFEN
Dört stero- izomeri bulunan opioit almaçlar aracılığında ağrı kesici etkinlik oluşturan narkotik ağrı kesici bir ilaç.
KETOPROFEN
Yangı giderici, ağrı kesici ve ateş düşürücü etkili, fenilpropionik asit türevi ilaç.
PİRPROFEN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve yangı önleyici veya giderici etkileri olan propiyonik asit türevi narkotik olmayan ağrı kesici bir ilaç.
KETOTİFEN
Benzosikloheptatiofen türevi bir mast hücresi stabilizatörü bir antihistaminik ilaç.
BAKLOFEN
Genellikle çizgili kaslarda spazm, sertlik ve kasılmayla birlikte seyreden nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan hidrosinamik asit türevi merkezi etkili bir kas gevşetici madde.
LOKOMFEN
10 kısım iyot, 20 kısım fenol ve 70 kısım kamfordan oluşan suda çözünmeyen bir sıvı; antiseptik.
KLOMİFEN
Antiöstrojenik etki göstererek FSH salınımını artıran bir ilaç.
TOREMİFEN
Hedef hücrelerdeki sitosolik östrojen almaçlarını yarışmalı olarak bloke ederek etkiyen antiöstrojen bir ilaç.
TESADÜFEN
Rast gelerek, rastlantı sonucu olarak.
ASETAMİNOFEN
Siklooksijenaz enziminin etkisini engelleyerek prostaglandin üretimini azaltan ve sonuçta ağrı kesici etkiye neden olan ayrıca, ateş düşürücü ve yangı giderici olarak da kullanılan bir ilaç, parasetamol.
DİKLOROFEN
Bakteri ve mantar öldürücü etkiye de sahip olan veteriner hekimliğinde ise özellikle tenya mücadelesinde kullanılan ve etki şeklini; tenyanın bağırsakta proteolize uğrayarak sindirilmesine neden olması şeklinde gösteren tenya öldürücü bir ilaç.
MELFUFEN
Eklenmiş olarak.
MEVKUFEN
Tutuklu olarak.
Bu bölümde tanımı içerisinde FEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKALİT
Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.
FENCİ
Fenle uğraşan kimse. Fen konularında ders veren öğretmen.
BEYEFENDİLİK
Beyefendi olma durumu.
FENALAŞTIRMA
Fenalaştırmak işi.
BAŞEFENDİLİK
Başefendi olma durumu.
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
FANUS
Süslü, ayaklı fener. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).
EFENDİCE
Efendi gibi. (efendi'ce) Efendiye yaraşır bir biçimde, efendicesine.
EH
"Olur, peki veya fena değil" anlamlarında kullanılan bir söz. Bezginlik anlatan bir söz.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
EFENDİLİK
Efendiye yakışır özellik, efendice davranış.
FENERCİ
Fener yapan veya satan kimse. Deniz feneri bekçisi. Sokak fenerlerini yakan kimse.
CENAZE
Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü. Cenaze töreni. Ölü, ölmüş kimse.
ÇAKAR
Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener. Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
FENALAŞMA
Fenalaşmak işi.
BİTİK
Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.
FENALAŞTIRMAK
Fenalaşmasına sebep olmak, fena duruma getirmek.