Kelimeler arşivi içinde; başında "fer" olan, toplam 210 adet kelime bulunmaktadır. fer ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fer ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FERAHLAYIVERMEK, FERRİHEMOGLOBİN, FERROMAGNETİZMA
FERAHLANDIRMAK, FERAHLAYIVERME, FERAHNAKAŞİRAN
FERAHLANDIRMA, FERASETSİZLİK, FERDİYETÇİLİK, FERRANİACOLOR, FERROMOLİBDEN, FERTİLİZASYON
FERİYHDİRMEK, FERMANTASYON, FERMENECİLİK, FERMUARCILIK, FERROPROTEİN, FERSİZLEŞMEK
FERAHLANMAK, FERAHLATMAK, FERFELLEMEK, FERFENDELİK, FERFERLEMEK, FERFİLLEMEK, FERFÜLLEMEK, FERİHDİRMEK, FERROKSİDAZ, FERROMANGAN, FERROTERAPİ, FERSİZLEŞME
FERAHLAMAK, FERAHLANMA, FERAHLATMA, FERASETSİZ, FERDİYETÇİ, FERFİLEMEK, FERFİLİŞLİ, FERHADANLI, FERİKLEMEK, FERRONİKEL, FERRUGİNÖZ
FERACELİK, FERACESİZ, FERAGATLİ, FERAHFEZA, FERAHLAMA, FERAHNİSA, FERAHNÜMA, FERASETLİ, FERDANİYE, FERGETMEK, FERHADİYE, FERHATTİN, FERİYHMEK, FERKETMEK, FERMANİYE, FERMANTER, FERMENECİ, FERMENELİ, FERMENTER, FERMUARCI, FERROKROM, FERROSKOP, FERSAHLIK, FERSİZLİK, FERTİLİTE
FERACELİ, FERAHLIK, FERAHNAK, FERAHNUR, FERDİLİK, FERDİYET, FERETİKO, FERFEREK, FERFORJE, FERHATLI, FERHUNDE, FERİHMEK, FERİKLİK, FERİKMEK, FERİŞTAH, FERİTKAN, FERİZLER, FERKİNTİ, FERMANLI, FERMEJÜP, FERMİYUM, FERRİTİN
FERAGAT, FERAHET, FERAHRU, FERAMEK, FERAMUŞ, FERAMUZ, FERASET, FERDASI, FERDİYE, FERECİK, FERESET, FERFANA, FERFANE, FERFENE, FERFERE, FERFİNE, FERHANE, FERİBOT, FERİCAN, FERİCEK, FERİDUN, FERİMEK, FERİSER, FERİSTE, FERİŞTE, FERİYAT, FERİZLİ, FERMANA, FERMANE, FERMANİ, Devamını Oku »»
FERACE, FERAHİ, FERCAN, FERDAL, FERDAR, FERENK, FERFİT, FERGÜN, FERHAN, FERHAT, FERHUN, FERİBE, FERİDE, FERİHA, FERİKE, FERKAN, FERKEY, FERMAN, FERMEN, FERNEZ, FERNUR, FERNUS, FERNUZ, FERRİK, FERRİT, FERRUH, FERSAH, FERSAN, FERSEK, FERSİZ, Devamını Oku »»
FERAĞ, FERAH, FERAK, FERAS, FERAT, FERAY, FERDA, FERDE, FERDİ, FEREC, FEREÇ, FEREK, FEREN, FEREZ, FERGE, FERİÇ, FERİH, FERİK, FERİT, FERİZ, FERLİ, FERMA, FERME, FERMİ, FERUZ, FERÜK, FERVE
FERÇ, FERE, FERG, FERİ, FERK, FERS, FERT, FERZ
FER
FER
Parlaklık, aydınlık. Canlılık. Güç, kuvvet.
FERRANİACOLOR
İtalya'da Agfacolor'dan geliştirilerek 1953'te piyasaya sürülen, daha sonra evrilir çeşidi de yapılan, negatif-pozitif tek kuşak renkli film işlemi.
FERAHLAYIVERME
Ferahlayıvermek durumu.
FERAHLAYIVERMEK
Çabucak ferahlamak.
FERROMOLİBDEN
Yaklaşık %2 molibden içeren, 1325 derecede eriyen ve yüksek hızlı tornaların imalinde kullanılan bir tür çelik.
FERRİHEMOGLOBİN
Methemoglobin.
FERMENECİLİK
Fermenecinin yaptığı iş.
FERAHLANDIRMA
Ferahlandırmak işi veya durumu.
FERAHNAKAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde bir makam.
FERİYHDİRMEK
Kaçırtmak; karşılığı periyhdirmek.
FERMANTASYON
Mayalanma.
FERAHLANDIRMAK
Ferahlamasını sağlamak.
FERTİLİZASYON
Döllenme.
FERROMAGNETİZMA
Bazı maddelerin (özellikle Fe, Co ve Ni) sürekli mıknatıs oluşturabilme özelliği; atomların magnetik momentleri bölgecikleri şeklinde yönlenmiş olup, magnetik alan içinde bu bölgecikler sürekli mıknatıs vermek üzere yönlenirler.
FERASETSİZLİK
Ferasetsiz olma durumu.
FERDİYETÇİLİK
Bireycilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde FER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞVURU
Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
BİREY
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ATMOSFERİK
Atmosferle ilgili, cevvi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AYRILAŞMA
Ayrılaşmak durumu, teferrüt.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
ANTİSİKLON
Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
ANLAYIŞLI
Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BİREYCİ
Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.
AYRILAŞMAK
Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
AYRINTILI
Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.