Kelimeler arşivi içinde; başında "fes" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. fes ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fes ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fes olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FESÇİTARAĞIGİLLER
FESÜPHANALLAH, FESHEDEBİLMEK
FESHEDEBİLME
FESLEĞENSİZ, FESHOLUNMAK, FESHEDİLMEK
FESLEĞENLİ, FESATÇILIK, FESHOLUNMA, FESHEDİLME
FESHOLMAK, FESHETMEK
FESHETME, FESÜKLÜK, FESHOLMA, FESTİVAL, FESLİKEN, FESATLIK, FESLİKAN, FESLİHAN, FESLİĞEN, FESLEĞEN, FESETMEK
FESATÇI, FESAHAT, FESELLİ, FESERTİ
FESLEK, FESLAN, FESTON
FESAT, FESİH, FESEK, FESOT
FESL
FES
FES
Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık.
FESATÇILIK
Arabozanlık.
FESHETME
Feshetmek işi.
FESHOLUNMA
Fesholunmak işi.
FESHEDEBİLMEK
Feshetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
FESHEDİLMEK
Kapatılmak, dağıtılmak, faaliyetten men edilmek.
FESHETMEK
Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak. Kapatmak, dağıtmak.
FESHEDEBİLME
Feshedebilmek işi.
FESÜPHANALLAH
Süphanallah.
FESÜKLÜK
Kekemelik, pepemelik.
FESLEĞENLİ
Fesleğeni olan.
FESHEDİLME
Feshedilmek işi.
FESHOLUNMAK
Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, dağılmak.
FESÇİTARAĞIGİLLER
Yaprakları karşılıklı ya da dairesel dizilişli, çiçekleri toplu hâlde ve bir simetrili, er dişi, çanak yaprakları 5-10 tane, taç yaprakları 4-5 parçalı olan, ovaryum alt durumlu, aken tipi meyveleri olan, ülkemizde 10 cins ve 200 kadar türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık otsu, nadiren çalımsı bitkiler.
FESHOLMAK
Verilmiş bir yargı kaldırılmak, bozulmak. Kapatılmak, dağıtılmak.
FESLEĞENSİZ
Fesleğeni olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde FES geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALTRAP
Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.
BİLİŞMEK
Birbirini tanımak, muarefesi olmak. Öğrenmek.
BÖLÜCÜ
Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.
ASTIM
Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
ÇIĞIRTMA
Çığırtmak işi. Basit, küçük, nefesli bir çalgı.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
BİLDİRİ
Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
BOMBARDON
Bandoda en kalın sesi veren, pistonlu, nefesli çalgı.
CUMBA
Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.
AZİZİYE
Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
BİLGELİK
Bilge olma durumu ve niteliği. İlk Çağ felsefesinde kendini tanımanın bilgisi, vukuf. Bilgi, hikmet.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.