Sonu FER ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fer" olan, toplam 82 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fer ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında fer olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

PARAZİTİFER

10 harfli kelimeler

KARBONİFER, SENTROSFER, ŞİMENDİFER, STRATOSFER, SEYRÜSEFER, MONOGİLFER

9 harfli kelimeler

HACISEFER, SELERİFER, SEMİNİFER, SUDORİFER, LUMİNOFER, TROPOSFER, TERMOSFER, OZONOSFER, KROMOSFER, KALORİFER, HİDROSFER

8 harfli kelimeler

ONKOSFER, İKİZAFER, BARİSFER, GONCAFER, GAZANFER, BATİSFER, BİYOSFER, ATMOSFER, CİHANFER, FOTOSFER, KIZNEFER, LEYLİFER, ŞEMSİFER, LİYOSFER, TRANSFER, LİTOSFER, VALVİFER, MEZOSFER, MENESFER, PİROSFER, MUZAFFER, MÜZEFFER

7 harfli kelimeler

PERİFER, NOOSFER, MIZEFER, KALİFER, İNCİFER, BİLİFER, HİLİFER, EKOSFER, NİLÜFER, AYNIFER

6 harfli kelimeler

GÜNFER, NURFER, MİĞFER, OOSFER, ULUFER, TANFER, MAHFER, CANFER, PÜRFER, GÜLFER

5 harfli kelimeler

ŞOFER, ŞİFER, SÜFER, ZEFER, ÜLFER, KOFER, LÜFER, NEFER, SAFER, SEFER, ZAFER, ASFER, AYFER, CAFER, CÖFER, CÜFER, GÖFER, GÜFER, KEFER, NAFER

4 harfli kelimeler

AFER

3 harfli kelimeler

FER

Bazı kelimelerin anlamları

FER

Parlaklık, aydınlık. Canlılık. Güç, kuvvet.

STRATOSFER

Kat yuvarı.

SEMİNİFER

Seminiferus.

SELERİFER

1791 yılında Fransa'da ortaya çıkan, sağ ve sol ayakların birbiri ardınca yeri itmesiyle yürütülen, iki tekerlekli tahta araç.

SUDORİFER

Ter yapan, ter taşıyan.

TERMOSFER

Isı yuvarı.

SENTROSFER

şık mikroskobunda sentriyol ile çevresinde görülen bölge. İki yapı bir arada sentrozomu meydana getirmektedir.

KARBONİFER

Karbon dönemi.

OZONOSFER

Ozon yuvarı.

HACISEFER

Ağrı ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

SEYRÜSEFER

Trafik.

LUMİNOFER

Oda sıcaklığında ışık yayan bir madde. Bir bileşiğin luminesansını artıran veya oluşturan bir organik radikal.

ŞİMENDİFER

Demir yolu. Tren.

MONOGİLFER

(Pipridae),türü iyi bilinir.

PARAZİTİFER

Asalaklı. Parazite konaklık yapan canlı.

TROPOSFER

Atmosferin 11 kilometrelik ilk katmanı.

  -   -   -  

Anlamında FER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ANLAYIŞLI

Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.

AYRILAŞMAK

Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.

BAŞVURU

Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.

ALMA

Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

ANTİSİKLON

Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.

BALON

Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

AYRINTI

Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.

BİREY

Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.

BİREYCİ

Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.

AYRINTILI

Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.

ATMOSFERİK

Atmosferle ilgili, cevvi.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

AYRILAŞMA

Ayrılaşmak durumu, teferrüt.

ARSENİK

Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).

ANGUT

Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.