Sonu EZA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eza" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eza ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eza olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

ŞEVKETFEZA

9 harfli kelimeler

FERAHFEZA

7 harfli kelimeler

RUHFEZA, NURFEZA, MUKTEZA, GÜLFEZA, CANFEZA, DİLFEZA

6 harfli kelimeler

HAKEZA, GEREZA

4 harfli kelimeler

BEZA, ŞEZA, GEZA, DEZA, SEZA, KEZA, FEZA, CEZA

3 harfli kelimeler

EZA

Bazı kelimelerin anlamları

EZA

Üzme, sıkıntı verme, üzgü.

ŞEVKETFEZA

Büyüklüğü artıran, heybet kazandıran.

BEZA

Buzağı.

ŞEZA

Omartritis. Tendoların ezilmesi.

GEREZA

Maymunlar (Primates) takımının Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar ucu beyaz ve püsküllü bir kuyruğa sahip, tembel, omuzundan kaidesine kadar iki taraftan sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahip, Habeşistan'da sürüler hâlinde yaşayan bir tür. (Colobus guereza) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklumaymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 70, ucu beyaz püsküllü olan kuyruğu 60 cm. Baş parmakları yoktur. Yüzü insana çok benzer. Tembeldir. Karamsı-mavimsi renkte kıllıdır. Omuzundan kaidesine kadar iki taraftan yele gibi sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahiptir. Güzelliğinden dolayı çok avlanır. Habeşistanda sürüler halinde yaşar.

HAKEZA

Bunun gibi, böyle.

GEZA

Arapça kökenli gaza: gaza.

NURFEZA

Işığı artıran, ışık saçan.

MUKTEZA

Gerekli. Bir iş yapılırken gerekli işlemlerin bütünü.

SEZA

Uygun, yaraşır, bir şeye değer.

DEZA

Teyze.

DİLFEZA

Gönlü genişleten, gönlü artıran.

GÜLFEZA

Güzellik artıran.

RUHFEZA

Ruha canlılık katan.

CANFEZA

Türk müziğinde çok az kullanılmış bir birleşik makam.

FERAHFEZA

Klasik Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri.

  -   -   -  

Anlamında EZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BÖYLE

Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

BALBAL

Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.

BEREKET

Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.

BUKAĞI

Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.

ANITKABİR

Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

BAMBU

Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.

ANTAGONİZMA

Tezat.

BAKANLIK

Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.

BULMAK

Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

CEMİYET

Dernek. Yüksek sosyete. Toplum. Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. Düğün. Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

CELLAT

Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse. Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim.

BELİRMEK

Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.

BAMYATARLASI

Mezarlık.

BERBERİ

Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

CEHENNEM

Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu. Çok sıkıntılı yer.

BAĞIŞLAMAK

Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.